Yıl 1932…
Keriman Halis, evvela Cumhuriyet Gazetesi tarafından “Türk güzeli” olarak seçiliyor.
Daha sonra “Türk Güzeli” seçilen Keriman Halis, Belçika’nın Spa şehrindeki yarışmada “Dünya Güzeli” olarak ilan ediliyor..!
Jüri Başkanı bir konuşma yapıyor.
1992 yılında Türkiye Gazetesi’nden rahmetli Prof. Dr. Ayhan Songar hocanın naklettiğine göre Jüri başkanının şöyle bir hitabı oluyor:
İbretliktir….
“-Sayın Jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın, Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslâmiyet artık bitmiştir. Elbette Amerika’nın ve Rusya’nın hakkını inkâr edemeyiz. Neticede bu Hıristiyanlığın zaferidir. Bir zamanlar sokağı bile kafes arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi, Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı zaferimizin bir tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzeli varmış, yokmuş, bu önemli değil. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene Hristiyanlığın zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdahale eden Kanunî Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sutyen ile önümüzdedir. Biz de bize uyan bu kızı beğendik. Müslümanların geleceği böyle olması temennisi ile Türk kızını dünya güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”
***
Şimdi de Suudiler modernleşiyor!
Haberlere bakar mısınız?
“Dünya Suudi güzeli konuşuyor!”
“ Yarışmaya katıldı, tarihe geçti”
“Suudi Arabistan tarihinde bir ilk yaşandı.”
“ Riyad, Singapur'da düzenlenen bir güzellik yarışmasına ilk kez bir temsilci gönderdi”
Yarışmaya Suudi Arabistanlı Rumi el Kahtani adında modellik yapan bir kadın katılıyor.
Suudi Arabistan’ın kelime-i tevhidli resmi bayrağıyla çıplak fotoğraflı beyanat veriyor:
“Malezya'da düzenlenen Miss Asia International 2024 yarışmasına katılmaktan onur duyuyorum."
Çıplak pozlar verdiği kelime-i tevhid ibareli Suudi Arabistan bayrağı neyi temsil ediyor?
İzah edelim:
Arapça: لا إله إلا الله محمد رسول الله
lā ʾilāha ʾillā-llāh, muhammadun rasūlu-llāh
"Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed (sav) Allah'ın Resulüdür."
Genç model gururla, kelime-i tevhidin yazılı olduğu bayrakla MODERNLEŞTİĞİNİ ifade ediyor.
***
Suudiler için bundan şu sonuç çıkıyor:
MODERN olmak için…
Batılılaşmak için…
Çağdaşlaşmak için…
“Nü” sanatını ithal etmek gerekiyor.
Yani soyunarak…
Soysuzlaşarak…
Hatta Veda Hutbesi temelli değerlerden uzaklaşarak…
Muasır medeniyet seviyesine vuslat; ancak, böyle mümkün görünüyor.
***
Çok klasik değil mi?
Müslümanların gelişmişlikten anladığı: kültürel yozlaşma…
Aşağılık duygusuyla onlar gibi yaşama…
Bizde de öyle değil miydi?
Gelişmişlikle batıcı olmayı; kültürel soysuzlaşmayı bir tutmadık mı?
Hâlbuki Atilla İlhan, Atatürk’ün Muasır Medeniyet seviyesi hedefinin batılılaşma olmadığını “İstiklâl-i tam; yani tam bağımsız Türkiye” olduğunu belirtir.
Her açıdan: İktisadî… Sosyal… Kültürel… Savunma sanayi…
***
Son olarak Hürriyet’ten Ahmet Hakan’ın ifadeleriyle bitirelim:
Suudi Arabistan’daki gelişmelere bakıp...
“Adamlar Atatürk’ün ülkesi gibi olmak istiyorlar, Atatürk’ün ülkesi de adamların ülkesi gibi olmak istiyor” falan diye mugalâta yapanlara seslenmek istiyorum:
Atatürk’ün eseri açılıp saçılma değildi. Atatürk’ün en büyük eseri cumhuriyetti. Kendinize gelin.
***
İnşallah kendilerine gelirler.
Ama çok ümitli de değilim.