Nazilli'nin kalbinde yıllardır sessizce bekleyen bir dev var. Kimi için eski bir fabrika, kimi için çocukluğun hatırası, kimi için ise Cumhuriyet'in kalkınma hayalinin somut bir eseri... Adı Sümerbank.
Bugün o tarihi yapının önünden geçen gençlerin birçoğu belki içeride yaşananları bilmiyor. Oysa Sümerbank sadece kumaş üreten bir fabrika değildi. O, Nazilli'yi değiştiren, dönüştüren ve büyüten bir yaşam merkeziydi.
9 Ekim 1937 tarihinde bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından açılan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası, Cumhuriyet'in Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın en önemli eserlerinden biri olarak tarihe geçti. Türkiye'de devlet eliyle kurulan ilk basma fabrikalarından biri olan tesis, yalnızca ekonomik değil sosyal ve kültürel bir dönüşümün de öncüsü oldu.
Sümerbank'ın kapılarından sadece işçiler girip çıkmıyordu. Fabrikanın içinde okul vardı, kreş vardı, hastane vardı, sinema vardı, spor kulüpleri vardı. İnsanlar burada sadece çalışmıyor, aynı zamanda eğitim görüyor, sosyalleşiyor ve hayatı öğreniyordu. Bir anlamda küçük bir şehir, hatta örnek bir yaşam modeli kurulmuştu.
Nazilli'nin bugün sahip olduğu modern şehir kimliğinin temel taşlarından biri Sümerbank'tır. İlçeye ekonomik canlılık getirmiş, çevre mahallelerin gelişmesini sağlamış, binlerce aileye ekmek kapısı olmuştur. Kent hafızasında bıraktığı iz o kadar büyüktür ki, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ "Sümerli olmak" bir ayrıcalık ve gurur olarak anlatılmaktadır.
Ancak yıllar geçti. Fabrikanın makineleri sustu. Koridorlarında yankılanan işçi sesleri yerini sessizliğe bıraktı. Bir zamanlar Türkiye'nin göz bebeği olan bu dev yapı kaderine terk edilmiş görüntüsüyle yürekleri sızlatmaya başladı.
Peki Sümerbank kurtulacak mı?
Asıl soru belki de şu: Nazilli kendi geçmişine sahip çıkacak mı?
Çünkü Sümerbank sadece betonarme bir yapı değil, bu şehrin kimliğidir. Avrupa'da benzer endüstri mirası yapılar müze, kültür merkezi, sanat alanı ve yaşam merkezleri olarak yeniden değerlendirilirken, Nazilli'nin de bu büyük mirası geleceğe taşıması gerekiyor. Akademik çalışmalar da Sümerbank'ın yeniden işlevlendirilmesinin kültürel mirasın korunması ve sosyal sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor.
Belki yeniden tekstil üretimi yapılır, belki teknoloji merkezi olur, belki kültür ve sanat kampüsü... Ama ne olursa olsun, Sümerbank yaşamalı.
Çünkü şehirler sadece yeni binalarla büyümez. Geçmişini koruyabildiği ölçüde güçlü olur.
Bugün Sümerbank'ın duvarları hâlâ ayakta. Asıl mesele, o duvarların içinde taşıdığı ruhu yaşatabilmek.
Nazilli'nin en büyük hazinesi, toprağın altında değil; gözümüzün önünde duran Sümerbank'tır.
Ve bu hazineyi kaybetmeye hiçbirimizin hakkı yok.