Aslında başlığı şöyle atmıştık:

Suriye yönetimi ahde vefa gösterecek mi?

Ancak, iyi niyetle, başlığı “Suriye yönetimi, Esed artıklarına fırsat vermemeli” ifadesiyle değiştirdik.

***

En sonda söyleyeceğimiz başta ifade edelim.

Konu, karşılıklı anlaşılarak çözüme kavuştu.

Bu, ayrı bir bahis.

Olayın serencamını bilmek, ona göre tavır alma gerekiyor.

Yani beklentileri yüksek tutup üzülmemek lazım.

Ne demek istiyorum?

Suriye yönetimi, farklı yol izleyip vefasızlık gösterirse çok da üzülmemeliyiz.

Ama, bu durum, vefa noktasında soru işaretlerini beraberinde getirmedi değil.

***

Neydi konu?

1 Mart 2026 tarihinde Suriye Yüksek Öğrenim Bakanlığı karar alıyor.

Buna göre 2025-2026 Akademik Yılı’nda bölgedeki Türk üniversitelerine bağlı fakültelerin kapısına kilit vurulacak.

Anlaşılan o ki bu karar, Türkiye’nin hiçbir kurumuyla istişare edilmeden alınmış.

Bu durum, bölgede 10 yıldır ilmek ilmek örülen başta eğitim olmak üzere…

Sağlık ve güvenlik altyapısına vurulmuş bir darbedir.

***

Tamam…

Mesele, “şimdilik” kaydıyla halledildi.

Ama, şık olmadığı gibi…

Kırılgan bir sürecin de oluşmasına zemin hazırladı.

Ancak şurası da bir hakikat:

Türkiye-Suriye ilişkileri bu kadar ciddi ve iyi iken…

Bu kurumlar, tamamen Türk milletinin maddi destekleriyle yapılmışken…

Ve en önemlisi de Kızılay'ın arazisi üzerine kurulan bu fakültelerin Türkiye’ye sorulmadan kapatılma teşebbüsü, kabul edilemez.

Mazeret, ne olursa olsun…

Bahanelere sarılmak, hafifliktir.

Muhtemelen bu karar, Suriye yönetimi içine sızmış eski Esed yanlısı bürokratların halt yemesi…

Hal ve gidişat bunu gösteriyor.

Tıpkı içimizdeki FETÖ’cü ihanet şebekelerinin yaptığı gibi.

***

Konu halledilip kapatıldı.

Bununla birlikte, ister Esed artıkları olsun…

İster MOSSAD artıkları olsun…

Sorumlu, Şara yönetimidir.

Türk milletinin kalbi kırılırsa bundan en çok Suriye halkı zarar görür.

Bilmem ne demek istediğimiz anlaşıldı mı?