Tarihi hakikatleri bilmez isek, oryantalistlerin bize öğrettiklerine mahkum oluruz
O da bilmek istediklerini öğrenebiliriz
Öyleyse geçmişi biraz hatırlayalım.
Ve kendimize soralım: “Bunları biliyor muydunuz?”
- Merhum Adnan Menderes'in, İstanbul'un imarı faaliyetlerinin başlatıldığı 1950'li yılların birinde, gece yarısı cennetmekan Sultan Abdülhamid Han'ın muhterem kerimeleri Ayşe Osmanoğlu'yla annesi Müşfika Kadınefendi'nin kaldığı evin kapısını çalarak gizlice içeri girip her ikisinin de ellerini öptükten sonra "Siz bize velinimetlerimizin emanetlerisiniz. Fakat maalesef sizlerle bugüne kadar alakadar olamadım. Çok özür dilerim. Çevremiz böyle tavırları hazmedemeyecek insanlarla dolu!" dediğini... Daha sonra da, Osmanlı'nın bu aziz analarına, kimseye muhtaç olmamaları için, içinde 10.000 lira bulunan bir zarf bırakıp ayrıca tahsisat-ı mestureden (örtülü ödenek) maaş bağladığını ve 27 Mayıs'ta bu paranın kesildiğini...
- Gönüller sultanı Mevlana Hazretleri'nin hizmetçisine, "Bugün evimizde yiyip içecek bir şey var mı?" diye sorduğunda hizmetçisinin de "Hayır, hiçbir şey yok!" diye cevap vermesi üzerine sevince garkolup ellerini Yüce Dergah'a açarak "Allahım! Sana şükürler olsun ki, evimiz bugün Peygamber evine benziyor" diye Hz.Muhammed Mustafa'nın (sav) yolunun tozu olduğunu gösterdiğini...
- Osmanlı askerî teşkilatını Avrupa'ya tanıtmış olmakla meşhur Com-te de Marsigli'nin, Türk toplumunun misafirperverliğiyle alakalı olarak "Türkler hiçbir din farkı gözetmeksizin bütün yabancılara karsı son derece misafirperverdirler. Ana yollar civarındaki köylerde oturanlardan hali vakti yerinde olanlar öğleden evvel ve akşamüstü gezintiye çıkıp yolcu bulmaya çalışırlar. Eğer bulacak olurlarsa evlerini davet ederler ve hatta çok defa misafirin hangi evde ağırlanacağını tayin ederken kavgaya bile tutuşurlar" dediğini!...
- 1096'da Haçlılar'ın Kudüs'e girerek 40.000 Müslümanı kılıçtan geçirdikten sonra Gödofroi do Buygom'un Papa II. Urban' a yazdığı mektupta "Kudüs'te bulunan bütün Müslümanları katlettik, malumunuz olsun ki, Süleyman Mabedi'nde atlarımızın diz kapaklarına kadar Müslüman kanına batmış olarak yürüyoruz!" diyerek barbarlıklarını belgelediklerini...
- Osmanlı sosyal yapısı üzerine uzman olan Erlanyen Üniversitesi profesörlerinden Hutterrohta, "Osmanlı Devleti geniş topraklarını ve üzerindeki çeşitli kavimleri Topkapı Sara-yı'ndan mükemmel şekilde idare ediyordu. O saray da Batı'daki en mütevazî bir derebeyinin sarayı kadar bile büyük değildi. Bu nasıl oluyordu?" diye sorulduğunda, Profesör Hutterroht'un, "Sırrını çözebilmiş değilim. 16. asırda Filistin'in sosyal yapısı üzerinde çalışırken öyle kayıtlar gördüm ki, hayretler içinde kaldım. Osmanlı üç yıl sonra bir köyden geçecek askerî birliğin öğle yemeğinden sonra yiyeceği üzümün nereden geleceğini planlamıştı. Herhalde Osmanlı, devlet olarak insanlığın en muhteşem harikasıdır" diye cevap verdiğini...
- Üç kıtada altı asırlık bir hükümranlık süren şanlı ecdadımızın devlet ve medeniyet mirasının sırlarının bulunduğu ve dünyanın en büyük arşivi olan Osmanlı Arşivleri'ni bizler doğru dürüst incelememişken, bine yakın Amerikalı'yla yüze yakın İsrailli tarihçinin yıllarca didik didik ettiklerini... Bugün ABD'de sadece "Enderun okulu" hakkında hazırlanan uzman eserlerin ve doktora tezlerinin sayısının 350 olduğunu...
- Türkçülük fikrinin ünlü simalarından biri olan Ziya Gökalp'in hayatının son anlarında Fransız hastanesinde yatarken, ebedî aleme intikal etmeden bir gece önce, mukaddesata galiz küfürler ederek başını duvarlara vura vura öldüğünü; cesedinin de hastane morgunda Hıristiyan geleneklerine göre muamele yapılarak kaldırıldığını...
- Mehmed Akif Ersoy'un sözünün eri bir insan olduğunu ve söz verdiği şeyi yerine getirmek için ölümden başka hiçbir şeyin onu engellemediğini... İstanbul Vaniköy'de oturan bir ahbabıyla öğleden bir saat önce buluşmak için sözleştiklerinde o gün yağmurlu, fırtınalı birgün olup her tarafı sel bastığı halde Mehmed Akif in binbir zorlukla sırılsıklam vaziyette söz verdiği yere vaktinde geldiğini!;fakat arkadaşının gelmemesi üzerine çekip gittiğini... Ertesi gün özür dilemek için gelen arkadaşını dinlemeyip "Bir söz ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir" diyerek tam altı ay o arkadaşıyla konuşmadığını...
- ABD'nin 1890 yılına kadar bizim Tuna boylarımızda yetişen "kızılca" ismi verilen buğdayımızı ithal ederek tohumluk olarak kullandığını ve bununla halkını beslediğini...
- Padişahların, Osmanlı topraklarındaki muhtelif yerleri devletin ileri gelenlerine, "Sana orayı bahşettim!" demesinin "Verilen yeri imar et!" manasına geldiğini ve bu varlıklı Osmanlı paşalarının o toprakların mamure haline gelmesi uğrunda servetlerini tükettiklerini...
( Kaynak: Genç Beyin Dergisi,Eylül-2002,shf. 38)
Unutursak; unutuluruz
Dr. Mesut Mezkit
Yorumlar
Trend Haberler
Cumhurbaşkanları bile şifa bulmaya geldi: Aydın’ın meşhur üfürükçüsü Bülbül Hoca
İki kişi ölmüştü: Aydın'daki kanlı olayın detayları ortaya çıktı
Karacasu’da mesaj dehşeti: Genç çocuğu öldüresiye dövdü
AK Partili başkanın “gizli ilişkisi” ortalığı karıştırdı: Aydın siyaseti yasak aşk iddialarıyla çalkalanıyor
Aydınlı yazarın hayatını Hindistan’da çaldılar
Nazilli’de dehşet sabahı: Baş gardiyan darp edilmiş şekilde ölü bulundu
Karacasu'da acı bayram: Otomobilin çarptığı yaşlı kadın hayatını kaybetti
Aydın'daki kanlı olayda sıcak gelişme: Özlüer kardeşleri öldürmüştü...
İncirliovalı Egemen dualarınızı bekliyor
İngiltere’deki 25 yıllık kariyerini bıraktı, annesi için Karacasu’ya döndü
Resmi İlanlar