Dört temel unsurdan biri olan su, hayatın temel kaynaklarından biridir.
Bu sebeple en hayati bir element olarak baştan itibaren insanın dikkatini tabii olarak çekmiş ve insan tarafından onun hayat için vazgeçilmezliği fark edilmiştir.
Her din ve gelenekte de ona atfedilen önem, onun hayat için vazgeçilmezliği üzerinedir.
Allah (C.C.) Kuran-ı Kerimde "Her şeyi sudan yarattık" (- Kur’an-ı Kerim- Enbiya Suresi 30. ayet-i kerime) buyuruyor.
Kur’an-ı Kerim’de “deniz, ırmak, sel, yağmur, pınar, çeşme” gibi anlamlara gelen kelimelerin yanı sıra su manasına gelen “ma” kelimesi tam 63 defa geçmektedir.
Enbiya suresi 30. ayette bütün canlıların sudan yaratılmış olduğu belirtilirken Secde suresinin sekizinci, Murselat suresinin yirminci, Tarık suresinin ise altıncı ayetlerinde insanın da sudan yaratıldığı ifade edilir.
Su tarih boyunca insanların hayatını şekillendiren, yaşama ve tarihe yön veren şey olmuştur.
Çünkü, hem hayatını devam ettirebilmek, hem de bir medeniyet oluşturabilmek için su, "olmazsa olmazdır."
Canlının yaşamasında olduğu kadar, bir topluluğunun gelişmesi ve tekâmülünde de tesiri daima ilk plânda görülmüş, tarihin muhtelif devirlerinde şahsın ve dolayısıyla topluluğun menfaati; bir su başını tutabilmeyi, bir su akıntısı kenarında barınmayı en büyük ihtiyaç olarak hissettirmiştir.

**
Tarih öncesinden günümüze su insanlar tarafından hayatın özünü oluşturan en önemli maddelerin başında görülmüştür.
Zira dünyanın ve insan bedeninin dörtte üçünü oluşturan suya insan, diğer canlılar gibi doğumdan ölüme ihtiyaç duymuştur.
Bu yüzden insanoğlu, ilk yerleşmelerinden günümüze oluşturduğu uygarlıkları su kenarlarında geliştirme imkânı bulmuştur.
Tarih boyunca birçok medeniyet su kenarında kurulmuştur.
Bunun yanında suyun taşınması, korunması, kullanılması ve su kaynaklı afetlerden korunmak için birçok teknolojik yöntemler geliştirilmiştir.
Bunların bilinen ilk örnekleri Dicle, Fırat, Nil, Ganj, Amazon ve Endüs nehirleri boyunca ortaya çıkmıştır.
***
Hayati bir unsur olarak su, sanattan bilime, edebiyattan felsefeye insan etkinliğinin, anlama ve anlamlandırma çabasının hemen bütün alanlarına konu olmuştur.
Hatta ilk filozof kabul edilen Thales tarafından varlığın ilk ve yegâne unsuru (arche/arke) olarak su vazedilmiştir.
Yine ilk filozoflardan Empedokles her şeyin temelinde dört unsur olduğunu savunmuştur ki bunlardan biri de su’dur.
Daha sonra bu dört unsur öğretisi, bu sefer oluş ve bozuluşu (kevn ve fesadı) açıklamada, her dönemde başvurulan bir açıklama biçimi olarak önemini sürdürmüştür.
Türk halk edebiyatı ve halk bilimi içerisinde su, eski Türk inanç sistemi içerisindeki yer-su ruhlarının devamı olarak çok zengin bir görünüme sahiptir.
Destanlarımızda, dünyanın yaratılışında gördüğümüz ilk unsur olan su, ilk dönem edebî metinlerimizde bir kutsal olarak önemini sürdürmüştür.
Hayatın kaynağı olan su; İslam öncesi Türk destan edebiyatından günümüze kadar edebiyat biliminin bütün şubelerinde işlenmiş ve üstlendiği fonksiyonlarla da ana tema olmuştur.
Kutsal sulardan, suya gark olma motifli efsanelere, su altındaki hazinelerden sudan çıkan atlara, sihirli sulardan suyun ayakta içilmemesine kadar halk edebiyatı ve halk biliminde çok zengin bir görünümle karşımıza çıkan su ve onunla ilgili unsurlar Türk atasözü ve deyimlerinde de suyun insan hayatındaki önemini belirten çeşitlilikte görünmektedir.
Atalarımızın asırlardır edindiği hayat tecrübelerinin özetlendiği bilgece deyişler olan atasözlerinde ve anlatımı kuvvetlendirmek için herhangi bir duruma özgü olarak söylenen mecaz yüklü deyimlerimizdeki su ve su kaynaklı sözler de suyun insan veya başka bir deyişle dünya hayatındaki yerini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Su, kültürümüzün her alanında etkisini göstermiş bir olgudur. Edebiyattan, su mimarisi yapılarındaki sistemlere ve peyzaj mimarisine kadar, yüksek bir kültüre sahip olduğumuz görülmüştür. Ancak su mimarisi eserlerinin büyük bir tahribattan geçtiği ve çok azının günümüze geldiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sanatsal yapılardaki estetik modeller, günümüzdeki bahçe, çevre düzenlemesi, su eserleri ve mimarisine model oluşturacak niteliktedir. Geçmişe nispetle modern eserlerin sanatsal yönünün daha zayıf olduğu görülmektedir.
**
Milletimizin suya bağlılığını ve verilen önemi bize ilk yazılı kaynağımız olan Göktürk kitabeleri şu şekilde haber veriyor: "Türk Milleti! Yerinden, suyundan ayrılmazsan iyilik göreceksin..."
Su, türkü, şiir, hikaye ve romanların yazılmasında her zaman ilham kaynağı olmuştur.
Kütahya’nın pınarları", "Ordu’nun dereleri" gibi...
"Taştın yine deli gönül / Sular gibi çağlar mısın / Aktın yine kanlı yaşım / Yollarımı bağlar mısın" diyen Yunus
Ve Fuzuli’nin Su Kasidesi ile Kültürümüzdeki Ab-ı Hayat; edebiyatımızda da suyun ne kadar ehemmiyete haiz olduğunun göstergesi olsa gerek.
Meşhur şairimiz Necip Fazıl Kısakürek suyun önemini şu dizeleri ile anlatmıştır.
Su duadır, yakarış, ayna, berraklık, saffet;
Onun madeni gökte altınlar gibi sarfet!
**
Su ve sanat deyince, dünya kültür mirasına bıraktığımız en önemli sanat dallarından birisi ebrudur.
'Su yüzü' anlamına gelen ebru derinliği ve bıraktığı izler açısından yüzyıllar boyunca sanat tarihindeki yerini devam ettirecektir.
**
Dünya yüzeyinin dörtte üçünü oluşturan suyun sadece %3’ü içme suyu olarak kullanılabilir. Geri kalan %97’lik oran ise içme suyu olarak kullanışsız bir durumdadır.
Küresel ısınma ile birlikte insan tüketimi için kullanışlı olan su miktarı giderek azalmaktadır.
Fosil kaynaklı yakıtlardan olan petrolün tükenmek ile karşı karşıya kalması ayrıca çevreye olumsuz etkilerinden dolayı yeni bir yakıta ihtiyaç bulunmaktadır.
Su taşıdığı iki hidrojen ve yakıcı bir oksijen molekülü ile alternatif en önemli yakıt kaynağı olarak görülmektedir.
Hidrojenin sudan elde edilmesiyle sınırsız ve çevreye dost bir enerji kaynağına ulaşılmış olacaktır.
Dünyadaki birçok otomobil firması hidrojen ile çalışan arabalar üretmeye başlamışlardır.
Temiz enerji kaynaklarına olan büyük ihtiyaçtan dolayı bu asır birçok bilim adamı tarafından hidrojen çağı olarak isimlendirilmeye başlanmıştır.
Su ile kurulan bir medeniyet yine su ile devam edecektir.
(İktibastır. Yıllar evvelki notlarım arasında buldum. Müellifine ulaşamadım.)