Mormonluk…
Daha önce hiç duydunuz mu bilmiyorum ama ben bu kitaba kadar duymamıştım. Dini önderi ve ilk peygamberiJoseph Smith tarafından Amerika’da kurulmuş bir dini topluluk. Çok ilginçler. Alkol, sigara ya da kafein içeren (kola, kahve vb) şeyleri kullanmazlar. Öneleri çok eşlilik savunmuşlar sonradan kalkmış. Doğum kontrolü yok ve çokçocuk yapmak makbul. Evlerinde, başlarına gelebilecek her türlü kötü senaryoya karşı bir zulaları vardır yiyecek içecek stoklarlar. Mormonlar kendilerini Hristiyan olarak tanımlasalar da Hristiyanlığın birçok temel inancını paylaşmazlar. Ayrıca Hristiyanlar tarafından kabul edilmezler.Çoğu zaman Amish'lerle karıştırılırlar ama Amish'ler sayıca çok çok daha azdır, teknolojiyi tamamen reddederler ve içlerine dışarıdan kimseyi sokmazlar. Kendi hallerinde yaşayıp gitmek isterler. Oysa mormonlar daha dışa açık bir topluluktur.
Tara…
Amerika’nın Idoha eyaletinin küçük bir köşesinde bir köy. Buck’s Peak içlerinde en heybetli olan dağ. Köye de adını vermiş. Köyde alışılmışın dışında yaşayan yedi çocuklumormon bir aile. Ailenin yedi yaşındaki küçük kızı Tara…
Nedir bu aileyi faklı kılan?
“Henüz yedi yaşındayım ama ailemi farklı kılan özelliğin, her şeyden öte bu olduğunu biliyorum: Biz okula gitmeyiz. Biz Kitab-ı Mukaddes’e bağlıyız”. Çünkü onlar “Menfur Günler”e hazırlanıyor. Beşeri Dünya sona erdiğinde Gene ve ailesi hiçbir şeyden etkilenmeden hayatlarına devam edecekler.
“Hayatının nasıl devam edeceğini bilmek kadar sıkıcı ve sinir bozucu bir şey olamaz. On sekizya da on dokuzuna geldiğinde evleneceksin.Baban çiftliğin bir köşesinde bir yer verecek. Oraya küçük bir kulübe yapacaksın.Annensana şifali otları ve bebek doğurtmayı öğretecek be sen onun yerine geçerek ebe olacaksın.Peki senin hayallerin ve en önemlisi üniversite okumak bunların arasında nerede yer bulacak.”
Baba Gene, Buck’s Peak’te hurdacılık yaparak geçiniyor. Tüm aile birlikte çalış(tır)ıyor. Çocuklarını asla okula göndermiyor. Okulda verilecekler ve kilise eğitimi evde verilecek. Kutsal Kitapların okunması daha önemli. Devletin verdiği eğitim onları köleleştirir. Okula göndermemek için de çocuklarına nüfus cüzdanı çıkartmıyor ki resmiler de gelip çocukları zorla okula kaydettirmesinler. Çünkü kendi verdiği eğitim onları hayata hazırlıyor. Böyle yaşayarak çocuklarını mormon olmayanlardan da korumaya çalışıyor. Farkında olmasa da “takıntılı” bir baba. Zihnindeki takıntıları yüzünden çocuklarının psikolojisini bozuyor.Onları okula göndermemenin yanında devlete ve resmi kurumlara karşı hissettiği nefret, evdeki gergin ve sürekli başlarına bir şey gelecekmiş kaygısı, çocuklarının da güvensiz, korkak ve psikopat olarak yetişmelerine sebep oluyor.
“Tek hissettiğim öfkeydi. Bedelini biz ödedik. Anne, Luke, Shawn, ben. Yaralandık, berelendik, sarsıntı geçirdik,bacaklarımız yandı,kafamız kesildi. Kesintisiz dehşet içinde yaşadık. Çünkü babam için inanç daima güvenlikten önce gelirdi. Çünkü kendisinin haklı olduğuna inanırdı, inanmaya da devam etti.”
Gerçekten çok zor bu ailede ayakta kalabilmek. Bipolar bozukluğu olan babanın bağnazlığı ve ona çanak tutan bir annenin yanında abinin psikopatlığı da cabası. Tara’nınmutlu olmasını ya da onu boş verin normal bir insan olmasını engellemek adına her şeyi yapabilecek acımasızlıkta bir abi. Döven, vuran ,aşağılayan, küçük düşüren.asla söz hakkı tanımayan,dengesiz…Ve en kötüsü belki de babanın baskısını, abinin işkencelerini görmeyen, görmek istemeyen bir anne… Hangisinin katlanılabilir olduğuna karar veremiyorum.Bunlarla başa çıkmaya ve bu yanlış ve yıkıcı düzeni yıkmaya çalışan cesur bir kız…
Aslında kitabın ilk yarısına kadar zorla okudum. Çünkü Tara’nın aile hayatı yaşadığı yer beni çok boğdu. Daraldım ve ona neden yaşadıklarına itiraz etmediği için kızdım.Ama sonra Tara benim sesimi duydu. O şartlarda on altı yaşında okula gitmeye karar verdi. Bütün engellemelererağmen çalıştı, çalıştı,çalıştı. Okulla birlikte yaşadığı aydınlanması, geçmişini, babasını düşündükçeyaşadığı tramvaların sebeplerini bulması ve beklediğimin de üstünde gösterdiği başarısı kitabı çok daha ilginç ve mutlu eder hale geldi.Sonrasında da Tara’nın hikayesini zevkle okudum.
Tara, “Başarı tesadüf değildir” sözünün bir kanıtıdır. Bir şeyi elde etmek için elinden gelen gayreti gösterirsen başarı gelir ve seni bulur. Belki zor, çok zor olur ama zirveyi yakalarsın Tara Westover gibi…Ailesine rağmen, hiç eğitim almamasına rağmen…
Müthiş bir başarı öyküsü. İtirazı asla kabul olamayan bir evlat ve bir kadınolarak kendini kanıtlama mücadelesi. Hem babası hem de ailenin diğer bireyleri ile girdiği psikolojik savaş.İnsanın kimliği ve ailesi arasında kaldığı bir durumda nasıl davranması gerektiğine bir örnek. Okuyun ve eminim umutsuzluğa düşen ve bir şeylere nereden başlayacağını bilmeyenlere ışık olacaktır.
Yazarın bizlere bu direniş içinde kısa ama çok önemlibir mesajsa bunu destekler nitelikte:
“Zihinsel kölelikten kurtarın kendinizi. Bizden başkası özgürleştiremez zihnimizi.” Merak edenlere keyifli okumalar.
Kitabın Yazarı: TARA WESTOVER
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih: 1.Basım, Domingo Yayınları,2019, İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:384
Alıntılar:
“Her şey, tek bir hataya bakar!”
Onlarca yılın silemediği bazı izler vardı.