Biliyorsunuz geçtiğimiz haftalarda ​CHP'nin başına mutlak butlan kararı ile Kemal Kılıçdaroğlu atanmıştı.

Aynı gün sosyal medya hesaplarımdan şöyle bir paylaşım yapmıştım.

'Bu olay Özgür Özel'e en az +5 puan yazar. K.K. da CHP tarihinden siyah bir daksil ile silinir gider.'

Gelişmeler, tepkiler ve resmi sayfalar altındaki yorumlar da haklılığımı doğrular nitelikte.


İnsanlar ne zaman gerçekleri görmeyi bırakır?
Etrafındaki herkes sadece duymak istediği
şeyleri söylediğinde mi?

​Siyaset arenasındaki mevcut durum, artık bir liderlik mücadelesi olmaktan çıktı.
Toplumun beklentileriyle inatlaşmaya döndü.

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi tavrı ve "mücadeleye devam edeceğim" açıklamaları, demokratik bir hak arayışı değil, toplumsal gerçeklikten kopuştur.

Kamuoyunda ve sosyal medyada binlerce kişi "Artık bırakın" derken, hukuki kararların arkasına sığınarak başarı iddiasını sürdürmek mantıkla açıklanamaz.

​Bu durum, siyaset biliminde "yankı odası" olarak adlandırılan, kişinin sadece kendi çevresini duyarak gerçeklerden kopması durumudur.

​Bir siyasetçinin asıl gücü mahkeme kararları olmamalıdır.
Toplumsal destek bittiğinde, hukuken haklı olsanız bile siyasi bir karşılığınız kalmaz.

​Girdiği seçimleri kazanamamış ve ancak mahkeme kararıyla koltuğa dönebilmiş bir liderin, "Bu düzeni ben değiştireceğim" iddiası artık inandırıcı değildir.

Aksine, hukuki kararları halkın değişim talebine karşı bir kalkan gibi kullanmak, muhalefetin geleceğini engellemektedir.

Seçmen yorgun, kırgın ve artık geçmişin yenilgilerini, mahkeme kavgalarını tartışmaktan sıkıldı.
​Halk, anketlerde karşılığı olan, kazanma potansiyeli yüksek yeni yüzler görmek istiyor.

Özgür Özel gibi isimlerle başlayan değişim talebi, sadece bir kişi tercihi değildir. Seçmenin artık adliye koridorlarında değil, sandıkta sonuç almak istediğinin açık bir göstergesidir.

​Güç ve hukuk mücadelelerine odaklanıp toplumsal tepkiyi göremeyen liderler için şu gerçeği hatırlatmak gerekir:

​Siyasette ne zaman çekileceğini bilmek, en az kazanmak kadar önemli bir başarıdır. Koltuklar geçicidir ancak bıraktığınız itibar kalıcı olur.

Tarih, zamanında liderliği devretmeyi bilmediği için kendi siyasi geçmişini tüketenleri iyi anmaz.

​Halkın taleplerine kulak tıkayarak, mahkeme kararlarıyla koltuğu korumaya çalışmak vizyoner bir liderlik değildir.

Vakti geçmiş bir ısrar, artık bir mücadele değil, milyonların değişim umuduna zarar vermektir.

Kanımca ben Kemal Kılıçdaroğlu'nun direnişinin uzun sürmeyeceği kanaatindeyim.

Ya siz?

Sağlıcakla...