Yaklaşık 4,5 milyar yaşında olan bu yaşlı dünyamızda bugün itibarıyla 8,5 milyar insan yaşıyor.

Bilinen ilk ayakta yürüyebilen Homo sapiens olarak adlandırılan canlılardan günümüze dek kaç kişi bu dünyada yaşamış olabilir sizce?

İlk çağlardan günümüze bu yaşlı dünyamıza doğan insan sayısı elbette kesin olarak bilinememekle beraber, kaba bir yaklaşımla ilk insanın ortaya çıktığı yaklaşık 200.000 yıl öncesinden bugüne kadar dünyada tahmini 109 ila 117 milyar arasında insanın doğduğu hesaplanmaktadır.

Şarkısı da var; Ajda Pekkan'dan dinlediğimiz "Kimler Geldi Kimler Geçti".

Bu dünyanın kapısından girip, penceresinden bir bakıp göçtü gitti.

Ne devlet adamları, ne bilim adamları, ne sanatçılar...

Bir de kendisi olmazsa güneş doğmayacağına inananlar.

Horoz, kendi öttüğünden güneşin doğduğunu sanırmış.

İnsanlar da öyle; çeşit çeşit.

Kimileri oturduğu makamdan şeref alır, kimileri de o makama şeref verir.

Oysa şarkıdaki gibi; "Kimler geldi, kimler geçti."

Geçenlerde uğradığım Hükümet Konağı'nda, valilik katında duvarlara asılı Aydın'da görev yapan valilerin portrelerini görünce aklıma düştü.

Gidenlerin yerleri, duvarda artık sadece fotoğraflı görüntüleriyle duruyor.

Bürokrat olarak emekli olana dek on bir vali ile çalıştım.

İnsan olarak yaratılış farklılıklarının devlet hizmetine yansıtılmaması gerekir. Ancak bunu aşamayanların kişisel yanlışlarına ve hatalı tutumlarına çok yakından tanık oldum.

Bazı valiler, halkın içine girmeden, kendilerine tahsis edilen konaktan çalıştıkları hükümet konağına arabalarıyla gidip geldiklerinden, adlarını bilmeyenler bilenlerden daha çoktu.

Yeni göreve başlayan Aydın Valisi Osman Varol'u, geldiğinin ertesi günü sokaklarda yaya yürürken görünce şaşırmayan kalmadı doğrusu. Açıkçası iyi bir başlangıç olduğu konusunda herkes hemfikir.

Halkın içindeki görüntüsüyle, koltuğundan çok Aydın'daki resmî ve özel tüm kurum ve kuruluşların yanında geçiyor mesaisi.

Aydın, 35 yıl önce bu kente atanan rahmetli Recep Yazıcıoğlu'ndan sonra böyle yakınlık gösteren bir vali görmedi.

Yaşını benzetmek gibi olmasın; Sayın Osman Varol adeta ikinci bir Recep Yazıcıoğlu.

Gerçi rahmetli Yazıcıoğlu düşündüğü her şeyi her ortamda söyler ve konuşurdu. Ancak Sayın Osman Varol şimdilik sadece yakın ilişkiler ve sohbetlerle tanışma faslında.

Aydın çukurunda bir söz vardır:

"Yeni desti suyu soğuk tutar" derler.

İnşallah hep böyle gider.

Aydın; bürokratı, valiyi, başkanı yanında görmeyi, devletiyle el sıkışıp sohbet etmeyi Recep Yazıcıoğlu'ndan sonra çok özlemişti.

Sayın Varol işte bu sıcak yakınlığıyla "ikinci bir Yazıcıoğlu" gibi bir izlenim oluşturdu.

Rahmetlinin bir sözünü hiç unutmam.

Atandığı ilk hafta bürokratlarla yaptığı toplantıda, gelişmiş kentleriyle bilinen yurdumuzun batısındaki şehrimiz için şu tespiti yapmıştı:

"AYDIN, BATININ EN DOĞU ŞEHRİ."

Yani demek istiyor ki; Batı Anadolu'dasınız ama en doğu illerimizden bile daha az gelişmişsiniz.

Doğru söze ne denir?

Sizin de böyle düşündüğünüzü çok iyi biliyorum.

Çünkü Aydınlı, maalesef "ÜZERİNDE YAŞADIĞI ZENGİN TOPRAKLARIN FARKINDA OLMAYAN FAKİR BEKÇİLERDİR."

Kuvâ-yi Milliye ocağı bu cennet kent, maalesef Kuşadası ilçesinden elde edilen yüksek turizm geliri nedeniyle, geliri düşük illere tahsis edilen teşviklerden yıllardır yararlanamıyor.

Umarım yakında basınla da bir araya gelir, uzun zamandır yapılmayan halk günlerini yeniden düzenler ve kente bir vizyon getirirsiniz.

"Ben yaptım oldu" anlayışı yerine, kentine gönül bağıyla bağlı sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleriyle istişare ederek son kararı vermenizi bekliyoruz.

Çünkü bu kent, seçim zamanlarında "Birlikte, ortak akılla yöneteceğiz" diyen siyasilerden umduğunu bulamadı.

Aydın, sizden aldığı cesaret ve ümitle üzerine sinmiş ölü toprağını atıp "İKİNCİ YAZICIOĞLU" dönemini bekliyor.

Çünkü bugün Aydın; sadece elini sıkan, hâl hatır soran, en önemlisi de bu kadim kente hizmet eden valilerin ardından, efsane vali Recep Yazıcıoğlu'nu tanıyor.

Kim bilir, Aydın iyi işlerde ve güzelliklerde birlikte olursa, bu kent sizi de "İKİNCİ YAZICIOĞLU" olarak hep hatırlayacaktır.

SÖZÜN ÖZÜ:

Pek az insan, başkalarının deneyimlerinden yararlanmayı bilecek kadar akıllıdır.

Önce siz kendiniz inanın, sonra herkes size inanacaktır.