Üzerinde deniz konusu taşıyan kaba giysiler içinde bir genç girer kapıdan içeri. Sert bir hareketle kalın kasketini başından çıkarır. Hiç bilmediği bir yerde hiç tanımadığı insanların arasında olmanın tedirginliği vardır üzerinde. Elini kolunu nereye koyacağını bilemez. Etrafı öyle safça gözleriyle süzerken arkadaşı Arthur seslenir:
“Ruth tanıştırayım, Bay Eden.”
Kim ben mi Bay Eden? Kimse ona daha önce böyle hitap etmemiştir. Bay Eden…
Sonra döndü ve kızı gördü. Solgun semavi bir varlık.İnsanın içine işleyen masmavı gözler.altın sarısı, gür saçlar…O narin yapının içinde adeta bir zinya çiçeği. Böylesi bir güzellik bu dünyaya ait olamaz. İlahi bir varlık, tanrıça.
Martin kalabalık çok kardeşli fakir alt tabakadan bir ailenin çocuğudur. On bir yaşında annesini kaybetmiş o zamandan beri de kendi başınin çaresine bakmak zorunda kalmıştır. Yıllarca gemilerde dolaşmış, usta bir denizci olmuştur. Ancak hiçbir zaman düzenli bir eğitim almamış ve okula gitmemiştir.
Arkadaşı Arthur’u ona sataşan birkaç serseriden kurtarmış. Onunla da bu sebepten yakın dost olmuştur. Bir gün Arthur onu ailesi ile tanışmak için evine götürür. İşte ne olduysa orada Ruth’u gördükten sonra olur. Görür görmez ona aşık olur.
Aşk her şeye kadir midir?
Martin, Ruth u gördükten sonra başka bir şey düşünemez olur ama ona aşkını itiraf etmeyi bırak yakınlaşmaya bile cesaret edemez. Onu esas korkutan şey aralarındaki sınıf farkıdır. Ruth üniversite öğrencisidir. Ailesi,yaşadığı çevre ve aldığı eğitim ve en önemlisi de onun kibarlığı Martın in bütün cesaretini kırar.
Zamanla Martin, başta Ruth olmak üzere diğerlerine kendini kabul ettirmek ve beğendirmek için gelişmesi gerektiğini anlar. Eskiden beri hayali olan yazma işine girer.Tek amacı vardır: Ruth’un onunla gurur duyacağı bir “yazar”olmak! Hikaye, eleştiri, şiir derken her türü dener. Yazdıkça içindeki boşluğun dolduğunu ve hayatına bir bambaşka bir anlam geldiğini fark eder. Yazdıkça içindeki hırslı, azimli ve amacı için her şeyi göze alabilecek kadar cesaretli olan bir “Eden” ortaya çıkar. Eden yirmi yaşından sonra yeniden doğmaktadır. Kendini keşfeder. Yazı yazarken kendinden geçer.Yemez, içmez, uyumaz.Hayattan kopar ve yazıları ile bütünleşir.Bu süreçte Ruth ile daha da yakınlaşırlar ve iki genç sevgili olur. Ruth’un ailesi özellikle annesi bunu hiç istemez. Çünkü onlar, Ruth’un kendi çevrelerinden, üst sınıftan eğitimli biri ile evlenmesini isterler. Ruth ailesini karşısına alır çünkü Martin’i çok sevmektedir. Ancak Ruth Martin’in yazı yazmasını hiç istemez. Çünkü Ruth’un da derdi ailesi gibi Martın’in bir an önce düzgün bir iş bulması ve evlenmeleridir. Onlar, Martin’in değişmesini adeta öz varlığını kaybedip kendileri gibi olmasını isterler ki bu Martin için zincire vurulmaktan da beter bir durumdur. O artık iki cephede savaşamaya başlar. Biri burjuvaziye karşı diğeri ise editörlere karşı. Çünkü editörler de gerçek ve nitelikli sanatın ve sanatçının peşinde değil, onlara para kazandıracak günü kurtaracak piyasa yazılarının peşindedir.
Martin Eden…
Martin; benim gözümde değişimin, olgunlaşmanın ve kendini keşfetmenin resmidir, azmin zaferidir Çok genç yaşta olmasına rağmen etrafında onu amacından saptırmak isteyen onca olumsuz etmene rağmen yılmadan çalışan emek veren ışıl ışıl bir genç Martin Eden. Onda kendimi ve kaybettiğim zamanları gördüm diyebilirim. Neden onun gibi daha erken yaşta aydınlanmadım diye hayıflandım. Onun başarma azmi bana güç verdi. Martin benim için bir idoldür. Onunla geç tanıştığım için de çok üzgünüm. Hangi yaşta olursanız olun başkaları için değil, insanın kendi amaçları için yaşadığı sürece mutlu olabileceğini anlatan, insana azim aşılayan bir roman. Eminim sizler de mutlaka kendinize pay çıkarabilecek bir şeyler bulacaksınız. Siz de mutlaka Martin Eden’la tanışın. Sonunu iple çekerek, merakla okudum bitirdim. Bakalım Eden’ın uğruna hayatını adadığı bu amaç onu mutlu edecek mi?
Kitap bitince şu soruyu sorun kendinize:
Peki, bir amaç için her şeyi göze almışken acaba günün sonunda görmekten imtina edeceğimiz acı gerçeklerle yüz yüze kalırsak bunu kaldırabilecek miyiz?
Merak edenlere keyifli okumalar.
Kitapla kalın.
KİTABA DAİR
Kitabın Adı ve Yazarı: JACK LONDON
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih: 1.Basım Temmuz 2014,Türkiye İş Bankası Yayınları, İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:480
ALINTILAR:
"Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer."
“İçini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak…”
"İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler."