Hepimizin hayatında çıkmaza düştüğü ve ne yapması gerektiğini bilmediği depresif zamanları olmuştur. Kimimiz mutsuz bir evlilik yüzünden kimimizse işsiz ve beş parasız kaldığında umutsuzluğa düşer ya da boş verin bunları hiçbir sebep yokken bile kendimizi çok çaresiz ve hiçbir şeye yetişemeyen beceriksiz biri gibi hissedebiliriz. Bu işte tam da “Artık her şey bitti!” zamanlardır.
Bir umutsuz vaka örneği Nora Seed…
Otuz beş yaşında işsiz ve parasız. Çocukken hayal ettiği hiçbir şeyi gerçekleştirememiş. Mesela ülke çapında ödül almış profesyonel bir yüzücüyken müzik yapmak istediği için yüzmeyi bırakmış. Tamam güzel, kariyerine müzik yaparak devam etmek istiyorsun. O zaman abini ve grup arkadaşlarını çok ünlü bir müzik şirketi ile plak anlaşması imzalayacakken neden yüzüstü bıraktın? Bu düşünmeden aldığı ani karar yüzünden ne ünlü bir müzisyen olabilmiş ne de yüzücülük kariyerinde ilerleyebilmiş. Daha bitmedi!.. Dan’i çok seviyorken -nişanlısı- ile tam da nikah masasına oturacakken sadece iki gün önce ayrılmak niye? Bunların dışında ufak tefek birçok sinir bozucu olay Nora’yı hayata karşı sabrının son noktasına getirir. Nereden baksan elinde kalacak bir hayattır bu, Nora’nınki. Artık yaşamanın bir anlamı kalmadığını düşünen Nora bunalıma girer ve çıkamaz. Bu yoğun bunalım hali içinde Nora, yarınının bugünden farklı olmayacağını düşündüğü hayatını devam ettirmek istemez. “Bu benim için son gece!” Ölümünden kimsenin sorumlu olmadığını yazan bir mektup bırakır ve saat tam 00.00 da her şey griye döner. Ölüm artık onun yanı başındadır derken ölemez. Etraf yavaş yavaş netleşmeye başladığında büyük bir binanın önünde bulur kendini. O binanın duvarındaki saat de 00.00’ı göstermektedir. Nerede olduğunu anlamak için binaya girer. İçerisi sonsuz sayıda ve ufuk çizgisinde birleşen tablo gibi görünen upuzun kitap rafları ile doludur. Yeşilin her tonunda olan ve üzerinde adı ve yazarı olmayan farklı kalınlıkta ama aynı boyda milyonlarca kitap. Merak içinde olan Nora tam raflardaki kitaplardan birini çekip içine bakacakken arkadan bir ses gelir “Dikkatli ol!”
Nora arkasında döndüğü anda o da ne? Bu, Bayan Elm!…Eski okulundaki kütüphanecinin ta kendisi…
Çok şaşıran Nora, Bayan Elm’e “Burası neresi, neden buradayım? diye sorar. Bayan Elm buranın ölmek üzere olanlar için Araf’ta bir yer olduğunu söyler. Nora ölüm yolundadır ve hayat onun için 00.00 da durmuştur.İşte bu kütüphane arafta kalanların ölmeden önce uğradığı son yerdir.Nora her ne kadar ölmek istese de aslında içinde bir yerlerde bir yaşama kırıntısı vardır.Bu kütüphane hayatını baştan sona gözden geçireceği ve gerçekten neyi istediğini karar vereceği yerdir. Nora daha nerede olduğunun şaşkınlığını üzerinden atamadan bir anda raflar dikey olarak hareket etmeye başlar. Bayan Elm, Nora’ya “Her kitap hayatımızdaki milyonlarca seçimden biridir. Eğer yaşamış olduğumuz hayatı değil de buradaki kitapların içindeki yazan -her biri bizim tercihlerimizdir- kararı vermiş olsaydık acaba hayatımızın seyri nasıl değişirdi? diye sorar.
Nora’nın yaşayamadığı hayatlar…
Nora, araftaki bu kütüphane sayesinde birçok kitap seçerek geçmişinde yaşadığı olaylar için “Acaba farklı bir karar vermiş olsaydım hayatım nasıl olurdu? sorunun cevabını bulmak için geçmişine doğru farklı farlı yolculuklara çıkar.
“Tek bir şeyi farklı yapmak çoğu zaman her şeyi yapmak demektir”
Hayat seçimlerimizden ibaret. Biz neyi istersek onu yaşıyoruz. Sonuçları da tabii ki bizim sorumluluğumuz. Ancak bazen verdiğimiz kararlar yüzünden hayatımız çekilmez hatta yaşanmaz hale gelebiliyor.Bunun pişmanlık duymak ve “Keşke başka bir iş yapsaydım, keşke daha çok çalışmış olsaydım, keşke daha çok param olsaydı, keşke onu seçmeseydim!” gibi düşünmek bizi daha iyiye götürmüyor maalesef. Sahip olamadığımız para, edinemediğimiz arkadaşlar, yapmadığımız işlere özlem duymak bize mutluluk getirmiyor. Şu an bu durumdayız ve böyleyiz. Zamanı geri getirmek mümkün değil. Önemli olan bundan sonrası.”Şimdi ne yapabiliriz?”
“Öğrenmenin tek yolu yaşamaktır.”
Pişmanlıkların Kadını Nora bize, hayatın kaybedilen ya da kaybedildiğini düşündüğümüz taraflarına farklı bir gözle bakabileceğimizi göstererek en doğru yolu yine kendimizin bulabileceğimizi gösteriyor bir bakıma. Mutlu olmadığımızı düşündüğümüz hayatımız seçenekler içinde en iyisi belki de. Hiçbir şey bizden ve hayatımızdan daha önemli değil. Her şeyi kaybetmiş durumda ve son noktada olabiliriz ama bir şeyleri düzeltmek için umut her zaman vardır. Bizim için en doğru yolu yine yaşayarak biz bulabiliriz.
Ünlü yazar Mat Haig’in uluslararası çok satanlar listesinde olan ve kırk iki dile çevrilen kitabı hayata dair umut arayan ve kendini mutlu etmek isteyenler için harika bir kitap önerisi olabilir.Yazarın “İnsanlar, İmkansız Hayat, Zamanı Durdurmanın Yolları” gibi yine çok okunan kitapları da var.Kolay ve hızlı okunan,çok katmanlı olmayan, okuyucuyu olumlu düşünmeye sevk eden güzel bir kitaptı.Ben sevdim. Kitap okumakta ya da zaman ayırmakta zorlanan biriyseniz Mat HAİG’in kitaplarını seveceksiniz diye düşünüyorum.
Merak edenlere keyifli okumalar.
ALINTILAR:
"Kendime yalnızlıktan daha iyi bir dost bulamadım."
Nerede olursak olalım gökyüzü her daim sonsuz..
"Çünkü Nora, bazen öğrenmenin tek yolu yaşamaktır."
Kitabın Yazarı: MAT HAIG
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih: 1.Baskı 2021, Domingo Yayınları, İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:282