İnsanın ruh dünyası ne kadar değişken ve kaygan bir zemin. Sıradan herhangi bir şeyi düşünürken bir anda bakmışsınız bambaşka bir düşünce geçiyor zihninizden. Bazen de yine farkında olmadan olmadık yerlere kayıyor akıl. Olmaması gereken yerlere… Peki bu bizim elimizde mi? Zihnimizi kontrol edebiliyor muyuz? Yani sağlıklı düşünebilen biriysek yanlış fikirlerden, hayallerden, zihin oyunlarından kaçabiliyoruz. Kendimizi mantıklı ve doğrudüşünmeye yöneltebiliyoruz. Gerçi şöyle bir çevremize baktığımızda kaçımızın ruh sağlığını yerinde mutlu, mesut yaşıyor olduğu da tartışılır ya!..Neyse…
Birkan…Psikolog… Annesinin evi tadilatta olduğu için birlikte yaşıyorlar uzun zamandan sonra. Babası yok. Annesi de yaşlandıkça aksileşen tiplerden. Bir an önce annesinin evinin işleri bitse de evine dönse derdinde Birkan. Sevgilisi var bir türlü evlen(e)miyor. Belki de gerçekten evlenmek istemiyor. Orası biraz karışık. Annesi doktor olmasından bir deli doktoru olmasından rahatsız.
“Avukat falan olsaydın daha iyiydi be oğlum!”
Yankı…Hasta…İki yıldır Birkan Bey’in muayenehanesine geliyor. Geçmişi ile sorunları var. -Hangimizin yok ki!..Değil mi?- Çok sevdiği(!)küçük kardeşi birlikte havuz başında oynarken boğularak ölmüş. Bu olay zaten başlı başına bir travma sebebi hem Yankı için hem de aile için. Anne zaten çok sert ve kuralcı. Baskın. Yankı da annesinden muzdarip yani bıkmış. Gerçi annesi de pek mutlu bir insan değilmiş zaten. Onun aile hayatı pek parlak değil. Mutsuz bir aileden gelen bir annenin çocuklarına çok da normal davranması beklenemez malum. Babası da o elim olaydan sonra onları terk etmiş. Ama inanmak istemiyor Yankı bütün bu olanlara.
Yankı; işinde iyi, tutkulu bir gazeteci, tuttuğunu koparan cinsten. İşte de aşkta da kazanmak için her türlü hileyi mubah görenlerden. Aşık, hem de takıntılı derecede… Ama sevdiği kız Arzu, başkasının sevgilisi. Onları ayırma derdinde. En büyük düşmanı Kaya. Arzu’nun sevgilisi. Onu bir ortadan kaldırırsa Arzu ile çok mutlu olabilirler.
Hem polisiye hem de psikolojik bir roman…
"Şimdi Buradaydı", psikolojik gerilim tarzında bir roman. Bu sebeptendir ki romanda kahramanların iç dünyaları ile yaşadıkları olaylar içi içe. Hangi olay gerçek hangisi hayal birbirine girmiş. Kim anlatan kim dinleyen o kısmını çözmek adına okuyucuyu dikkatli okumaya sevk eden ve düşündüren bir anlatıda. Ayrıca kitap, başlıklar ya da bölümlere ayrılmamış. Bir bütün. Yankı'yı anlatan bir paragraf bittiği anda bir bakmışsınız diğer paragrafta Birkan’ın zihnindesiniz. Bu geçişleri kahramanların iç konuşmalarından anlıyorsunuz. Karmaşık gibi görünse de aslında hiç de öyle değil. Aksine okuyucunun dikkatini bütünüyle kitaba vermenizi ve kahramanlar ile bütünleşmenizi sağlayan çok güçlü bir bilinç akışı tekniği var. Sorgulatıcı yönleri çok olan bir kitap. Baştan sona kadar bir ürperti var içinizde, adeta “Diken üstünde oturuyorum!” deriz ya onun cinsten. “Ha şimdi bir şey olacak ha şimdi” merak ve heyecan hiç bitmiyor. Yankı’nın üzücü bir o kadar da merak uyandıran geçmişi, Birkan’ın sakin tavırlarla hastasının derinlerine inmesi çok etkileyiciydi. Yankı anlatırken Birkan kendini düşünürken siz de kendi geçmişinize ve adı konmayan travmalarınız derinlerine doğru iniyorsunuz. Kendinizi farklı bir açıdan tanımaya başlıyorsunuz. Hem gerçek hem hayal…
Biz çok mu normaliz?
Hepimizin geçmişinde anne-babası, çocukluğu ile unuttuğu, unutamadığı ya da unutmayı istediği, bastırdığı kötü olaylar vardır. Şahit olduğumuz ölümler, kazalar, kavgalar bize yapılan haksızlıklar…. Hepsi zihnimizin bir köşesinde bir gün ortaya çıkmayı bekliyor. Bazılarımız bunlarla baş edebiliyor bazılarımız edemiyor. Birkan ve Yankı. Sözde biri psikolog diğeri hasta. İkisinin hayatındaki benzerlikler de cabası. Birinin diğerinden ne farkı var psikolojik olarak! Bunu siz bulacaksınız. Birkan hem hastasına hem de kendine şifa olacak mı yoksa dibi görünmeyen bir girdaba birlikte mi girecekler?
Irmak Zileli son dönem başarılı, genç kadın yazarlarımızdan. Yaşadığı coğrafyayı ve insanını iyi tanıyor. Kültürümüzün ve aile bağlarımızın bizim için ne anlam taşıdığını kahramanları üzerinden bize çok doğru olarak ve yerinde tespitlerle aktarıyor. Aile, toplum, toplumsal normlar, korkular gibi hem iç dünyamızı hem çevremizle olan bağlarımızı ve bastırılmış duygularımızı çok çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Onu okurken kendinizi sorgulamamanız mümkün değil!.. Çünkü ruh çözümlemelerini çok güzel yapıyor. Okurken kendinizden bir şeyler bulmak ve sizi size anlattığını hissetmek çok bağlayıcı bir şey. Dilini ve samimi anlatımını veeee sürpriz sonunu –Bakalım siz tahmin edebilecek misiniz- çok beğendim. Zaten hep söylemişimdir, kadın yazarlar benim her zaman önceliğimdir ki Sevgili Irmak Zileli de hem yazarlığı hem takip ettiğim kadarıyla insanlığı ile bana kendini hep yakın hissettirenlerden. Yazarın daha önce de “Gözlerini Kaçırma” romanını okumuştum. Onu da bir solukta bitirdim. O yüzden de bir çırpıda bitiyor. En kısa zamanda “Gölgesinde” ve “Bende Ölen Sensin” kitaplarını da okumak istiyorum. Psikilojik romanları seviyorsanız ve henüz yazarla tanışmadıysanız “Şimdi Buradaydı” güzel bir seçim olabilir.
Merak edenlere şimdiden keyifli okumalar.
ALINTILAR:
Bana benzeyen ama ben olmayan.
Öyle bakmışım işte, sonra demişim ki, şimdi buradaydı.
KİTABA DAİR
Kitabın Adı ve Yazarı: "Şimdi Buradaydı/Irmak Zileli
Kitabın basıldığı basımevi yıl ve tarih: 1. ve 2. Basım Mart 2025, Everest Yayınları, İstanbul
Kitabın Sayfa sayısı:182