İnsanın hayatında belli dönüm noktaları vardır iyi veya kötü. Mesela hayatınızın aşkıyla evlenmek gibi, çok sevdiğiniz birini kaybetmek, ailenize yeni bir üyenin katılması ya da uzun süredir yaşadığınız bir yerden taşınmak gibi… Bunların yaşanılanların hepsi de farklı şekillerde hayatımızın seyrini değiştirir ve asla eskisi gibi ol(a)mayız. Bu haftaki kitabımız da bir taşınma hikayesi aslında ama hayatlarına yeni bir sayfa açma hayali ile çıkan güzel bir ailenin bu yolculuğu hiç de istedikleri gibi olmaz. Dünyaca ünlü yazar Stephen Kıng’in çok okunan kitabı: Hayvan Mezarlığı. Ludlow.. Yuvamız…. Rachell’in kucağındaki yeniyeni konuşmaya başlayan minik Gage, annesinden bu sözü duyar duymaz tekrar etti: Yuvamız… Yeni bir eve geçmek -eğer zorunlu değilse- mutluluk sebebidir. Yeni bir ev, yeni eşyalar, yeni komşular… Her şeye yeniden başlamak, filmi geriye sarmak gibi. Kötü günler bitecek, her şey güzel olacak. Yeni evimizde daha mutlu olacağız ve birbirimizden hiç ayrılmayacağız. Evli, mutlu, çocuklu Doktor Louis Creed ailesi ile daha da mutlu olacaklarını düşündüğü için sakin ve küçük bir kasabaya taşınmaya karar verir. Eşi Rachell, çocukları Eileen ve Gage ile Boston'dan rahat yaşayabilecekleri Maine'e taşınırlar. Önemli uyarı… Yeni evlerine gelir gelmez bir takım küçük aksilikler yaşanır ancak mutlu olacaklarına olan inançları ile üstesinden gelirler. Louıs yeni işine, Eileen ana okuluna başlayacak ve Gage de annesi ile yeni evlerini “yuva”ya dönüştürecektir. Taşındıkları gün Creed ailesinin geleceğini önceden bilen yaşlı komşuları Jud Crandall onların yanına gidip onlara taşınmalarından duyduğu memnuniyetini söyler ve eksikleri konusunda yardımcı olur. Louise ve Rachell yeni komşularını samimi bulur ve severler. Jud o bölgenin yerlisi olarak genç çiftlere çocukları ve kedileri olduğu için bir de uyarıda bulunur. O bölgede büyük bir fabrika olduğunu, evlerinin önündeki yoldan sürekli bu fabrikaya kamyonlar gelip gittiğini, küçükleri asla “yalnız” dışarı bırakmamalarını gerektiğini, küçük çocukları ve kedileri Churchill tehlikeli olabileceğini söyler. Creed ailesi evlerine yerleştikten bir zaman sonra çevreyi tanımak adına komşuları Jud ile evlerinin arkasındaki ormanlık alan gezmeye çıkarlar. Orman güzel olmasına güzeldir ama ormanın içindeki mezarlık ürkütücüdür. Mezarlık ölen hayvanlar içindir. Çocuklar evcil hayvanlarının mezarlarını kendileri yapmıştır. Bu çok üzücüdür ve evcil hayvanlarını kaybeden çocukların mezar başlarına yazdığı yazılardan özellikle Eileen çok etkilenir. Kedisinin ölmesinden çok korkar. Yaklaşan Şükran Günü sebebiyle Rachell ve çocuklar ailesinin yanına gider. Louis evde yalnız kalır. O gece Louıs’in dikkatsizliği yüzünden kedileri Church evden kaçar ve yola çıkar. Korkulan olur ve kediye kamyon çarpar, ölür. Bu durumu kızına nasıl açıklayacağını bilemeyen Louis’e yine komşusu Jud yardım eder. Church’u ürkütücü olan evcil havyan mezarlığına gömerler. Hayvan mezarlığının ilerisinde eski bir Kızılderili mezarlığı vardır. İnanışa göre oraya gömülen ölüler gece yarısı tekrar dirilir. Beklenen olur ve bir sonraki gün kedi hayata dönmüş olarak eve geri döner fakat çok eskisi gibi uysal değil, korkutucu ve saldırgandır. Çok kötü bir koku yaymakta ve gözleri, bakışları da değişmiştir. Louis olanlara inanamaz fakat kızının üzülmemesi için ve hissettiği suçlulukla hiç sesini çıkarmaz. Minik Gage… Louis, bu kötü ve inanılmaz olayı unutmaya çalışırken daha kötü bir olayla yıkıma uğrar. Küçük Gage -oğlu- anne ve babasının bir anlık dalgınlığı üzerine yola fırlar ve ona da tır çarpar. Küçük Gage, orada hayata veda eder. Bu aile için tam bir yıkım olur. Louis, Gage ölümünü kabullenemez ve onu da hayvan mezarlığını gömmek ister fakat Jud bunun hiç doğru olmayacağını söyler ve onu engellemeye çalışır. Louis’i ölümün bazen daha iyi olduğuna ikna etmeye çalışsa da başarılı olamaz. Louis, Rachell ve Eileen’i yine ailesinin yanına gönderir ve gece yarısı çocuğunun mezarını açar, onu alır ve Kızılderili mezarlığına gömer. Bir ailenin dramı.. Hayvan Mezarlığı çevremden çok övgü alan bir kitaptı. Korku olunca biraz okumaya çekiniyordum aslında ama bir yerden başlamak gerekiyordu. Stephen Kıng’ten okuduğum ilk kitap da olunca merakla birlikte beklentimi yüksek tuttum galiba, beni saran ve gerçekten korkutan bir kitap olmadı. Evet içinde ürkütücü ve bazılarına göre tüyleri diken edecek bölümler var. Özellikle merak son elli sayfada çok artıyor ama ben sevemedim. Bir korku-gerilim olmaktan ziyade bana göre insanı çok üzen bir dram vardı kitapta. Louis’in oğlunun ölümünü kabul edemeyişi, Rachel’in çocukken kız kardeşini kaybetmekten dolayı yaşadığı travma ve ölüm korkusu sonra da Gage… Tam bir trajediydi bence. Korkmadım evlat acısı yaşayan bir anne babanın çaresizliğine üzüldüm. Kitap “korku-gerilim” anlamında beklentimi karşılamadı ama filmini izledim. Efektler ve görseller hayalimden çok çok daha iyiydi. Tabi eklemeler vardı. Ancak kitaptan daha çok sevdim diyebilirim. Şu da var ki ben bir okur olarak bana bir şey katmayan, bazı cümlelerini, ikinci hatta üçüncü defa okutmayan, edebi yönü olmayan, düşündürmeyen, katmanlı olmayan kitaplardan çok keyif almıyorum. Ama farklı yazarları ve eserlerini tanımak adına okunması gerekir mi, evet! Bu da öyle bir kitaptı. Oku, bitir ve unut. Merak dolu ve sürükleyici olsun, korku ve heyecan olsun, severim, derseniz bu kitap tam size göre. "Korku Kralı” olarak da bilinen yazarın dili akıcı ve karakter tasvirleri başarılı. Gerçek ve olağanüstü olayları birleştirmesindeki becerisi de kitaplarının gizemini ve sürükleyiciliğini artırıyor. Kıng’in “Kujo, Mahşer, Medyum, Sadist, Yeşil Yol” gibi kitapları da okuyucusundan tam not almış. Merak edenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim. KİTABA DAİR Kitabın Yazarı: STEPHEN KING Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih: Kasım 2024, AltınKitaplar Yayınevi,İstanbul Kitabın sayfa sayısı:375 Alıntılar: "Öylesine acı çekiyorum ki, uyurken bile bir an dinlendiğim yok..." "Belki de insanın yaşamındaki gerçekten iyi günlerin toplamı bir ay bile değildir." "Fakat Kızılderililer ölümün bazen yaşamdan daha iyi olduğunu bildikleri için bu mezarlığı terk etmiştirler." “Yeni bir eve taşınmak kökünden sökülüp başka bir yere dikilmek gibidir.” "İnsan karşındakine ağlamaz; ona bakar, ona ağlıyormuş gibi yapar ama asıl kendine ağlar." "Sen kimsesiz değilsin ki, sen yalnızsın dedim. Kimsesizlik başka, yalnızlık başka." “Varken nasıl yok olabilir insan?”