Devlet, halkına yalan söylemez. Şeffaf olması gerekir. Milli huzurun ilk şartlarından biri budur. Devlet milletine şeffaf olur.

Milli politikalardan ödün verilmez. 6 aydır İsrail saldırılarında 30 bini aşan masum Müslüman öldürüldü.

İsrail’in bu saldırılarına karşı ülkemiz aleyhte kampanya başlattı. BU İŞİN BAŞINI ÇEKTİ. Doğruyu da yaptı.

HER ÜLKEYİ bu İsrail vahşetine karşı gelmeye davet etti. Ülkeleri İSRAİL’e karşı ticari boykota çağırdı.

Türkiye bu girişimi ile uluslardan büyük övgü aldı ve takdir gördü. Ne zamana kadar?

İsrail’le en çok ticaret yapan iki ülkeden birinin Türkiye olduğu ortaya çıkana kadar. Bu durum milletimiz için bir utanç kaynağı oldu.

Devletimizin bu iki yüzlü tavrı, milletten büyük tepki gördü.

Sayın Cumhurbaşkanımız Filistin’e en fazla sosyal yardım yapan iki ülkeden biri Türkiye’dir dese de, milletin tepkisi sokaklara kadar indi.

Bu tepki, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ürküttü.

Geri adım atmasına neden oldu. Yetkililer, bu ticaret İsrail’e değil, Filistin’e gitti dese de bu ticarette Filistinlilerin payının yüzde 4 olduğu açıklandı.

Bu milletten gizli yapılan ticaret ilişki tam 6 ay sonra anlaşıldı..

Devlet yetkilileri 6 ay sonra kısıtlama başlattık dese de bu açıklama bile millete inandırıcı gelmedi.

30 bini aşkın Müslüman kanı aktıktan sonra, Türkiye bu akan Müslüman kanının vebali altında kaldı.

Bu çift yüzlü ticaret ülkemizin yüz karasıdır. AK Parti’nin sandıkta kalmasının bir nedeni de sanırım budur. Her gün bu skandal derinleşiyor. İnşallah bu iddiaların aslı yoktur.

Türkiye’nin İsrail’le ticaret yalanı yatsıya kadar yandı. Gerçekler ortaya çıktı. Balon patladı.

Dünya kamuoyunda, büyük itibar kaybı yaşıyoruz.

6 ay sonra yanlışından geri adım atan Türkiye, geçte olsa İsrail’e ticarette yetersiz olsa da kısıtlamaya gitti.

Son seçimlerde, Yeniden Refah Partisi’nin oy patlamasının nedeni, ortaya çıkan bu skandal ticaret ilişkisi olduğunu düşünüyorum.

Her şeye balıklama atlayan CHP Genel Başkanı bile bu konuyu atladı.

Ülkemiz, MİLLETE KARŞI saman altından su yürütmemeli. Halkına karşı dürüst ve şeffaf olmalı. Elbette bu ilişkilerde bilmediğimiz çok şey olabilir.

DEVLETİMİZ, MİLLİ POLİTİKAMIZDAN ÖDÜN VERMEMELİ. MİLLETİMİZDEN HEMEN ÖZÜR DİLEMELİ, BU ACIYI BİRAZ OLSUN DİNDİRMELİDİR.

**

ALLAH KORUSUN, KADERİ BENZEMESİN!

Rahmetli Eşref ÖZEL ve Ahmet ŞENSAN, Nazilli Lisesi’nde aynı sınıfta okuduğum iki farklı karakterde arkadaşımdı..

Eşref ÖZEL, Arpaz tarafından bir köylü çocuğuydu. Sert bir karakteri vardı. Avukat olmuştu. 33 gibi genç yaşta 1977 yılında Nazilli Belediye Başkanı oldu.

Bir yıl hizmetinin sonunda 1978 yılında görev şehidi oldu.

İdealistti ve verdiği sözü yerine getirirdi. Makamına bakmadan işçilerle Nazilli yollarında parke taşı döşedi.

Ondan bir iki dönem sonra Belediye Başkanı olan Ahmet ŞENSAN’da Nazillili mimar bir gençti.

Karakter olarak Eşref ÖZEL’in zıttı bir yapısı vardı. Çok centilmen, kibar, nazik ve asil bir gençti.

1989-92 YILLARI ARASINDA Nazilli Belediye Başkanı olarak başarılı çalışmalar yaptı.

Partililer onu çalışmalarında rahat bırakmadı. HUZUR İÇİNDE ÇALIŞAMADI.

Rahmetli ŞENSAN bu baskılara dayanamadı. O da genç yaşta rahatsızlandı. Hakkın rahmetine kavuştu.

Aradan geçen 32 yıl sonra Nazilli Cumhuriyet Halk Partisi, Ertuğrul Tetik’le Belediye Başkanlığını kazandı.

Nazilli halkı, Ertuğrul Tetik’i çok yakından tanıyordu. Onu çok sevmişti.

Seçimlerde, REKOR OYLA BAŞKAN SEÇİLDİ. Ertuğrul TETİK, 2024 yılında Nazilli için büyük bir şans OLARAK KABUL EDİLİYOR. Nazilli bunun kıymetini bilmeli.

Onun hayatında kırdığı, üzdüğü, yanlış yaptığı bir şeyi hatırlamıyorum. Bugünler de, makamında yoğun tebrikleri kabul etmekle meşgul.

Aklıma Rahmetli Ahmet ŞENSAN ve Eşref ÖZEL geldi.

Yeni Başkan Ertuğrul Tetik, en az onlar kadar değerli bir başkan olacağa benziyor. Halka o izlenimi verdi.

Güçlü meclisiyle, Nazilli’ye güzel hizmetler vereceğine inanıyorum.

YALNIZ onu görevinde, kendisi ile baş başa bırakmak herkesin hedefi olmalı. Kendisine bu konuda yardımcı olunmalı. Siyasetteki kısır ve çirkin hesaplaşmaları hepimiz biliriz.

Ona yapılacak müdahaleler ve baskılar eminim Sayın Ertuğrul TETİK’i strese sokacaktır.

Başarısını etkileyecektir. Sayın Tetik’e fırsat verelim. Onu siyasi dinozorların eline bırakmayalım.

Yoksa, Allah korusun böyle hassas hizmet insanlarını çok çabuk kaybederiz.

ONUN KADERİ O İKİ DEĞERLİ RAHMETLİ BAŞKANA BENZEMESİN…

**

MÜLAKAT, KUL HAKKI YEMEK DEĞİL Mİ?

Bu işin sonu da yerel seçim gibi biter. Bileti de millet keser.

Bu milletin evlatları için genel seçim öncesi sayın Cumhurbaşkanı ne demişti? Gençlerimizin işe girmede, önündeki mülakat sorununu kaldıracağız.

Size Cumhurbaşkanınız olarak söz veriyorum, seçimlerden sonra ilk işim mülakatı kaldıracağım demişti.

Ne oldu Sayın Cumhurbaşkanım. Neden mülakat kalkmadı? Sizin adaletiniz bu mu?

Bu milletin evlatları arasında ayrım yapmak torpille işe adam almak T.C. hükümetine yakışıyor mu?

Bu memleketin evlatlar arasında torpil yapamazsınız. Hani kul hakkı yemekten korkan bir partiydiniz.

Adalet Bakanlığı’ndaki torpil iddiaları çok acı ve düşündürücü. KPSS sınavlarında 90 ve üstü puan alanlar, il birincisi olanlar işe alınmıyor.

Siyasi yoldan torpilli olanlar puanlarına bakılmaksızın işe başlıyor. Allah korkusu olanlar bunları yapmaz.

Bu iş acilen düzeltilmeli ve milletimizin evlatları arasında ayrım yapılmamalı. Böyle devam ederse bu işin biletini de sandıkta, MİLLET KESER.

**

ÖNÜMÜZDEKİ 4 YILDA NELER OLABİLİR?

Ekonomik krizin önümüzdeki süreçte, Türkiye’nin karşısındaki en büyük sorun olduğunu kabul ediliyor.

Enflasyon ve hayat pahalılığıyla mücadelede veya emekli maaşlarında atılan adımların Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin geleceği için kritik olduğu vurgulanıyor.

Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in birlikte yürüttüğü ekonomi politikasının, AK Parti ve Erdoğan seçmeninin çıkarları doğrultusunda olmaması durumunda, AK Parti’den kopuşların artabileceği iddia ediliyor.

"Erdoğan’ın bu politikayı devam ettirip, başarılı olup daha sonra insanlara yeniden ekonomik genişleme ve refahla beraber eski günlerini hatırlatması, hatta yaşatması gerekiyor. Ama, sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı zamanda yorgun, eskisi kadar dinamik ve enerjik değil. Rahatsızlığını da eklersek, Onu ve AK Parti’yi zor günler bekliyor."

Siyaset bilimcileri, AK Parti kadrolarının yenilenmesi gerekeceğini,

Ancak.. Bunun en az ekonomiyi düzeltmek kadar zor olabileceğini vurguluyor.

Öte yandan muhalefetin atacağı adımların da bu süreçte belirleyici olacaktır.

CHP seçim şaşkınlığını üzerinden atamazsa umut olmaktan çıkarsa, 4 yıl sonra hayal kırıklığı yaşar.

Önümüzdeki dönemde CHP’nin şimdiye kadar çok temasta olmadığı seçmenlerle belediyeler üzerinden ilişki kuracağı kaçınılmaz olacak.

 Bu ilişkilerde seçmeni kendine çekebilmesi durumunda CHP, 2028 seçimlerini lehine çevirebilir.

"Bize 2028'in resmini verecek, tahminleri güçlendirecek üç temel faktör var.

Bunlar, ERDOĞAN’IN YERİNE KİMİN GELECEĞİ, EKONOMİ POLİTİKALARININ NE OLACAĞI VE CHP’NİN BU SÜREÇTE NE YAPACAĞI"DIR.