Gençlik milletin gururu, toplumun aynasıdır derler. Doğru bir söz.

Milletimiz, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki iki okulumuzda yaşanan iki acı olayın şaşkınlığını ve üzüntüsünü yaşıyor.

Ne yazık ki bu olaylar genç çocuklarımızın verdiği acı. Şanlıurfa’da bir genç, 4 yıl önce öğrencisi olduğu liseyi silahla bastı.

Elindeki uzun namlulu silah ile gelişigüzel açtığı ateş sonucu 16 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polisi yaraladı.

Daha sonra kendisi elindeki silahla intihar etti. 4 öğrencinin durumunun ağır olduğu açıklandı. Acı ve toplumu düşündüren bir olay.

Ne oldu da 4 yıl önce melek gibi olan bu çocuk, bir canavar oldu çıktı?

Ya Kahramanmaraş’taki olaya ne demeli? 14 yaşında bir öğrencinin yaptığı katliama akıl ve mantık almıyor.

Türk toplumu bunlara alışık değil. Bir öğretmen ve 8 öğrencinin öldüğü olay dehşet verici boyutta.

Bunların bir nedeni olmalı. Çocuklarımız nasıl bu hâle geldi? Veya çocuklarımızı nasıl bu hâle getirdik?

Olay her yönüyle dehşet verici. Emekli polis babanın 5 ruhsatlı silahı var. Bu nasıl bir iş?

Seferberlik mi var? 5 silah emekli polis babada ne arıyor? Silah koleksiyonu mu yapıyor?

50-60 yıl önceki filmleri, dizileri düşünüyorum. Silah yoktu. Gasp, şiddet yoktu. Öldürme sahneleri yok denecek kadar azdı.

Film ve diziler bir konu üzerine işlenirdi. Hep insani değerler öndeydi. Örf ve adetlere dikkat edilirdi.

Peki ya şimdi durum nasıl?

İzlediğimiz her TV dizisinde, tercih edilen filmlerde silah var, gasp var, şiddet var. Vurmak, yaralamak, öldürmek var.

Şiddetin olmadığı, insanın öldürülmediği dizi veya film yok.

Çocuklarımız yatağa cep telefonu ile giriyor. Telefonda şiddet, öldürme oyunları oynuyor.

Bunlar gençliği bozma oyunlarıdır. Bunları dış güçler düzenliyor.

Ne derler? Üzüm üzüme baka baka kararır. Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan alırmış. Çok doğru atasözleri.

Gençlere kötü örnek oluyoruz.

Gençlerimiz gelecek sıkıntısı yaşıyor. Gençlerimizin bu kaygılarını gidermeliyiz.

Gençlerimize sahip çıkmalıyız. Onlar bizim geleceğimiz.

GELECEK UMUTLARINI KESEN çocuklarımız, her türlü şiddeti düşünüyor. Böyle çılgınlıkları yapıyor.

YAZIK OLUYOR GENÇLERİMİZE. ONLARI İYİ YERLERDE GÖRMEK İSTİYORSAK, İYİ ÖRNEK OLMALIYIZ. GENÇLERİMİZİN GELECEK KAYGILARINI GİDERMELİYİZ.

**

ÖNCE UKRAYNA, ŞİMDİ İRAN, SONRA KİM?

Dünya şaşkın. Devletlerarası hak, hukuk, adaleti daha ziyade gelişmemiş ülkeler arıyor.

Gelişmiş ülkelerin tuzu kuru. İstedikleri gibi çalıp oynuyorlar.

Kendi ülkelerinde bırakın silah patlatmayı, kavgaya bile izin vermiyorlar.

Onlar için adalet bu. Dünya düzeni onların istediği gibi yürüyor.

İstedikleri ülkeyi dolmuşa, otobüse bindirip savaşın içine itiyorlar.

Ukrayna öyle olmadı mı? Bir şekilde Avrupa ülkeleri ile birlikte Rusya’nın üzerine yürüttüler.

Beyinsiz, et kafa devlet başkanı Vladimir Zelenski, ülkesi Ukrayna’yı viraneye çevirdi.

Vladimir Zelenski, Batılı ülkelerin oyuncağı oldu.

Batı şimdi aynı oyunu İran’ın üzerinde oynuyor.

Amerika, Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı elinde nükleer silah var diye yok etti.

Şimdi de aynı oyunu İran’a karşı oynuyor. Ancak İran’da AMERİKA kayaya çarptı.

Ayrıca yanında, bir sözünü iki yapmadığı katliamcı İsrail var.

Bu savaşın görünmeyen yüzünde Çin ve Rusya da var. Amerika bunun farkında.

Her gün Çin ve Rusya’dan İran’a gelen kargo uçaklarının sayısı artıyor.

Bu uçaklarda İran’a gelişmiş radar ve silahlar olduğu söyleniyor.

Yine de İran, bu savaşın sonunda Ukrayna gibi çok kan kaybeder. Perişan olur.

Ne Çin ne de Rusya, İran’dan ziyade Amerika’nın ne kadar zayıfladığını hesap eder.

Maalesef bu savaşta kurban ülke İRAN’DIR.

Daha da önemlisi sıranın hangi ülkeye geldiğidir.

Şu anda Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye için tecrübesiyle bir şanstır.

Ortadoğu’da Batılı ülkeler, Amerika ve İsrail güçlü Türkiye istemiyor.

Bu nereye kadar gider bilmiyorum. Bunu cevaplayacak bir uzmanın olduğunu da düşünemiyorum.

TEK YOL, MİLLİ BİRLİĞİMİZİ VE GELİŞMİŞ TEKNOLOJİNİN GETİRDİĞİ SAVUNMA SİLAHLARINA SAHİP OLMAMIZDIR.

**

SOKAK KÖPEKLERİ, DEHŞET SAÇIYOR!

Her sorun, senin benim sorunum hâline geldi. Bu nedenle çözüm de güçleşiyor.

Sokak köpekleri sorununu bile çözemedik. Her geçen gün büyüyor.

Nazilli’de yeşil alanlar, park ve bahçeler sokak köpekleri ile dolu.

Bu köpekler küçük çocuk görmesinler, eli poşetli insan gördüklerinde aç olduklarından saldırıyorlar.

Son örneği, Evranlı Mezarlığı çevresinde köpek sürüsünün bir kediyi parçalamasıdır.

Bunu yerel basında gördük, okuduk. Bu olayda kedi yerine bir çocuk da olabilirdi.

Hükümet bu hayvanlarla ilgili genelge yayımlıyor. Uygulayan belediye yok. Uygulamayana ceza da yok.

Geçen hafta Nazilli’de iki olaya tanık oldum.

Birisi, Evranlı Mezarlığı doğusundaki boş alandaydı.

Orada köpek sürülerine pikaplardan yem atan araçları gördüm.

Köpeklerin arkasından ısırmak için koşan köpeklere rastladım.

Zabıtaya hiç şikâyet gelmiyor mu?

O sırada yoldan geçen, beni tanıyan bir aile:
“Hocam, biz bu yollarda rahat yürüyemiyoruz. Belediye çok ilgisiz” dedi.

Bu işin sorumlusu kim diye sordular. Ben de belediyeyi adres gösterdim.

Sağ olsun belediyede laf çok, icraat yok.

Sokak köpekleri sorunu gibi, çarşı içinde kaldırım ve motosiklet sorunu da ayrı bir dert.

Bunları yetkililere anlatamıyoruz. Yazılarımızda kasıt arıyorlar. Üzülüyoruz.

Köpeklerin saldırdığı bir vatandaşın,
“Belediyeyi aradım, yardım istedim, 3 saat sonra geldiler” sözü düşündürücü.

Bizim görevimiz bunları dile getirmek. Yetkililer yapar veya yapmaz, kendileri bilir.

Demek ki konuşmak, boy göstermek, sadece açılışlarda kurdele kesmek için seçilmiş insanlarımız da olabiliyor.

Biz yazınca telefonlarımıza cevap vermiyorlar. Küstüm oyunu oynuyorlar.

Ama biz işin takipçisiyiz.

Herkes görevini yapıncaya kadar işimizi takip edeceğiz.

Neden mi? NAZİLLİ HEPİMİZİN DE ONDAN.

**

TERÖR, GÖRÜLDÜĞÜ YERDE EZİLMELİ!

İstanbul’da Yapı Kredi Plaza önündeki polis noktasına düzenlenen terör saldırısında bir terörist öldürüldü, iki terörist ise yaralı olarak ele geçirildi.

İki polisimizin de hayati tehlikesi yok. Tedavileri devam ediyor. Hepimize geçmiş olsun.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Yapılan inceleme sonucunda saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin kimlikleri tespit edildi” dedi.

İzmit’ten araç kiralayarak İstanbul’a geldikleri belirlendiğini açıkladı.

Devamla:
“Ölü olarak ele geçirilen Yunus E. S.’nin dini istismar eden terör örgütüyle irtibatı olduğu saptandı.

Yaralı olarak ele geçirilen Onur Ç. ve Enes Ç. isimli diğer iki teröristin kardeş olduğu ve Onur Ç.’nin uyuşturucu kaydı bulunduğu bilgisine ulaşılmıştır” dedi.

Allah aşkına Sayın Bakanım, DİNİ İSTİSMAR ETMEYEN BİR DİNİ ÖRGÜT VAR MI?

Türkiye bir Ortadoğu ülkesi ama köhne zihniyetli Ortadoğu ülkelerinden farklı bir devlet.

Biz cumhuriyetiz. Demokrasi ile yönetiliyoruz. Ortadoğu devletlerinden çok farklıyız.

Dini örgütlere karşı devlet ve millet olarak karşı olmalıyız.

Hepsinin hedefinde Türkiye Cumhuriyeti devleti var. Onu nasıl yıkarız diye hesap yapıyorlar.

Göz boyuyorlar, iktidarların koltuğu altında besleniyorlar. Palazlanınca devleti ele geçirmeye çalışıyorlar.

15 Temmuz hareketi de öyle olmadı mı?

Millet olarak, iktidar olarak uyanık olmalıyız.

Ülkemizde 6-7 milyon sığınmacı var. Bunların içinde neler var, kim biliyor?

Yarın İran’da yaşananlar, Allah korusun, bizde de yaşanamaz mı?

Devlet büyüklerine suikast yapamazlar mı?

Ortadoğu’yu karıştıran Hizbullah, DEAŞ, PKK, PYD grupları değil mi?

Bu terör örgütlerini açıktan veya gizliden besleyen İsrail ve Amerika değil mi?

Güçlü Türkiye için, iktidarıyla muhalefetiyle tüm siyasi partiler olarak bunun bilincinde olmalıyız.

TERÖRÜN VE TERÖRİSTİN BAŞINI BİRLİKTE EZMELİYİZ.

MİLLETİMİZ BU KONUDA HER ZAMAN YEKVÜCUT OLMASINI BİLDİ. YETER Kİ SİYASET MİLLETİN BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZMASIN, KISIR DÖNGÜ İÇİNDE OLMASIN.