Devlet hastanelerimizde yoğun bakım üniteleri, yaşlı hasta işgalinde.
İhmal edilen, gözden kaçırılan bu sorun çığ gibi büyüyor.
Aydın’ın bütün hastanelerinde ve Türkiye’nin her köşesinde yaşanan bu sorun, her geçen gün katlanarak artıyor.
Kamuoyu bu sorunu konuşuyor, tartışıyor. Peki olay nedir?

Yaşlı hastalara yakınları bakmak istemiyor. Hastaneleri kurtuluş yeri görüyor.
Yaşlılar hastalanınca devlet hastanelerinin yoğun bakım servislerine yatırılıyor. Buraya kadar sorun yok.
Hasta, belli süre yoğun bakımda kalıp iyileşince servise çıkarılacak ama çıkarılamıyor.
Önce hasta yakınları, daha sonra da siyasi yoldan hastane yönetimlerine baskı yapılmaya başlanıyor.
Hastanelerin yoğun bakım üniteleri, bakımevi durumuna düşüyor.

Yoğun bakımlar böyle hastalarla işgal altında.
Örneğin Nazilli Devlet Hastanesi’nde 80 yataklı yoğun bakım ünitesi var. Aylardır yoğun bakımda boş yer zor bulunuyor.
Bu sadece Nazilli’de değil, tüm devlet hastanelerinde durum aynı.
Gerçek yoğun bakımlık hastalar ambulansla ilçe ilçe dolaşıp yoğun bakımda boş yer olan hastane arıyor.

Tüm hastane başhekimleri durumdan şikâyetçi.
“HASTANELERİMİZ BAKIMEVİ DEĞİL, BUNLARIN ÖNLEMİ ALINMALI” diye feryat ediyorlar.
“Gerçek yoğun bakımlık yaşlı hastalarımıza hizmet veremiyoruz” yakınmaları geliyor.

Bu önemli soruna devlet yetkililerimiz ivedilikle çözüm aramalı.
Hızla büyüyen bu soruna çözüm bulunmalı ki, YAŞLI HASTALARIMIZ DA BU CEFAYI YAŞAMASIN.

**

6’LI MASA, TÜRKİYE İTTİFAKI MI OLUYOR?

CHP kurmayları, siyasette dünyanın en eski üçüncü partisi CHP olduğunu açıkladı.
İçin için kaynayan CHP’nin, Türkiye’nin en disiplinli ve huzurlu partisi olduğunu söyledi. Doğrudur.

“Eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı” atasözünü hepimiz biliriz.
Neden denenmiş senaryo tekrar sahneye konuyor? Şaşırdım doğrusu.

Sayın Özgür Özel, CHP oylarının yüzde kırkı aştığını söylüyordu.
Bu rakam tek başına iktidar demek. Ne gerek var o zaman Türkiye ittifakına?
Demek ki bu rakamlara Sayın Özel de inanmıyor.

Anlaşılan önümüzdeki aylarda, yıllarda siyasette yine ALİ CENGİZ OYUNLARI yer alacak. Renkli günler kapıda.

6’lı masayı bir düşünün. Ne amaçlarla kuruldu? Neler beklendi? Neler yaşandı?
Yapılan pazarlıklar, partilerin birbirlerine arkadan dolanıp puan almaları, milletvekili pazarlıkları... Neler neler... Sonuç: FİYASKO.

“Bütün aşklar böyle başlar” sözünde olduğu gibi, partilerde de gülüm cicim ayları başladı.
Bakalım boşanmalar nasıl, ne zaman gerçekleşir?

**

BİZ.. ADAM OLMAYIZ!

Üçü bir arada olayı bilgilerinize sunmak istiyorum. Bu ülkenin üçü bir arada Nescafe değil.
Ülkede yaşanan üç ilginç olay.

Birincisi, İstanbul Sarıyer’de 10 yaşındaki bir çocuğumuz bir alışveriş merkezinde hırsızlık yaparken suçüstü yakalanmış.
Hayret, 10 yaşındaki bu çocuğun 92 sabıkasının olduğu açıklandı.
Çocuk sanki çekirdekten yetişmiş suç makinesi hâline gelmiş.

Bu çocuğun ileride neler yapabileceğini kim tahmin edebilir?
Bu toplumsal çöküşün ta kendisi. Hepimizi düşündürmeli.
Bu çöküşe toplum olarak karşı çıkmalıyız.

Müslümanlığımız ile övünenlere şunu sormak isterim:
AHLAK OLMADIKTAN SONRA MÜSLÜMAN OLSAK NE YAZAR?

Yine bir evladımız dedesi harçlık vermedi diye döverek öldürüyor.
Bu olaylar hepimizi rahatsız etmeli. Bu sorun senin benim değil, maalesef millet olarak hepimizin görevi olduğu bilinmeli.

**

CHP’NİN ÜZERİNDE DOLAŞAN KARA BULUTLAR

Adı butlan davası diye anılan bu dava, CHP’nin üzerinde bir kara bulut.

CHP’nin son kurultayında, “DELEGEYE PARA DAĞITILDI” suçlaması yargıya yansımıştı.
6 Mayıs’ta 5’inci duruşması da yapıldı. Dava 1 Temmuz’a ertelendi.

Bu davadan sürpriz bir sonuç çıkabilir.
“Kemal Kılıçdaroğlu mağdur edilmiştir. Para ile seçim sonucu değiştirilmiştir.” kararı çıkabilir.
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı olarak açıklanabilir. Olabilir mi? Neden olmasın?

Memlekette sadece ölü dirilmiyor. Adalet mutlaka gerçekleşiyor.
Yaptığım müneccimlik değil, olabilecek olası bir karardan bahsediyorum.

Her zaman söylüyorum; işlenen suçlar kimsenin yanına kâr kalmıyor.
Yüzlerce tanığın CHP üyesi olması bu davayı ilginç hâle getirdi.
Olur mu? Olur. Bu karar çıkar mı? Çıkabilir.

Gör o zaman CHP’deki feryadı, paniği...
Hele bu arada erken seçim kararı da alınırsa neler olur neler...

CHP’liler yeni bir parti mi kurar, bir partide mi birleşir? Göreceğiz.
Hepsini de yaşarsak görürüz. Etme bulma dünyasında hepsi de olmayacak işler değil.

CHP BU KORKUYU SANIRIM YAŞIYOR. HAYIRLISI OLSUN DİYELİM.

**

İRAN ATEŞLE OYNUYOR!

İran - Amerika savaşı maalesef 3. Dünya Savaşı’na doğru yol alıyor. Dünya diken üzerinde.

Amerika kararlı:
“İRAN’IN NÜKLEER SİLAHI OLMAYACAK” diyor. Ekliyor:
“Eğer İran’ın elinde nükleer silah olsaydı, şimdiye kadar kullanırdı. Dünya bugün felaketi yaşardı.”

İran bunu yapar mıydı? Evet yapardı.
İran, insanlıktan nasibini almamış, medeni ve çağdaş dünya ile bütünleşememiş bir Ortadoğu ülkesi.
İnsan hürriyetleri kısıtlı, demokrasiden uzak, şeriatın katı yüzünü yaşıyor.
Din adına medeniyet değil, ölüm saçıyor.

Düne gelinceye kadar Amerika - İran savaşında İran’ı haklı görüyordum.
Trump’a alaycı tavrından, insanlara hor bakmasından dolayı kızıyordum.
Hatta çoğu zaman ne yapacağını bilmeyen manyak bir devlet adamı diye düşündüm.

“Neden İran’ın devletlerin iç işlerine karışıyorsun?” diye karşı çıkıyordum.
“Sana ne İran’ın elde ettiği uranyumdan?” diyordum.
“Bu savaş bizi ilgilendiren bir savaş değil” diye bakıyordum.

Ama şimdi ben de Fransa gibi bu düşüncemden dönüyorum.
Bu savaş dünyayı yakından ilgilendiriyor.
Bizi de ilgilendiriyor diye bakıyorum. Neden mi?

ÇÜNKÜ İRAN NÜKLEER SİLAHI ELDE EDERSE ONU KULLANACAK, DÜNYAYA FELAKET YAŞATACAK.

İran’ın her ülkeye karşı nükleer silah kullanabileceği bir devlet yapısı var.
Onun için Amerika’nın; “İRAN’IN NÜKLEER SİLAHI OLMAYACAK” sözüne katılıyorum.

Yazık olacak İran’da yaşayan Müslüman halka, kadınlara, çocuklara. Tıpkı Ukrayna’da olduğu gibi insanlar Allah’ın verdiği ömrü yaşayamıyor.

ÜLKELER, VARLIKLARINI KORUMAYI BİLDİĞİ KADAR, HALKINI DA YAŞATMAYI BİLMELİ.