Siyasi değerlendirmeler ve yorumlar, bir gazeteci için zor yazılardır.

Kimseye yaranamazsın. Hangi tarafı eleştirsen, karşı taraftan YANDAŞ veya MUHALİF damgası yersin.

Bunlar, ne yaptığını bilen bir gazeteci için yok hükmündedir.

Cumhuriyet tarihinde siyaset, bu kadar kısır ve bulanık bir dönem yaşamadı.

CHP’de yaşananlar inanılacak gibi değil. 12 yıllık Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığında muhalefette uyuyan CHP, şimdi de kan kaybediyor.

Ekrem İmamoğlu güdümlü sayın Özgür Özel, genel başkan olarak kurultayda göreve geldi.

Sayın Özel göreve geldiğinde CHP’nin Türkiye’de oy oranı yüzde 37-38 bandındaydı.

Genel Başkan olurken delegelere aleni para dağıtıldı, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı para ile elinden alındı iddiaları maalesef yargıya taşındı.

Bu CHP için üzücü bir durum. Bu işi yapanlar, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu unuttular. Partilerine büyük kötülük yaptılar.

Yaz çıkmadan bu davanın sonuçlanacağını, büyük ihtimalle Kılıçdaroğlu’nun göreve iade edileceğini düşünüyorum. Maalesef bu olasılıklar arasında bir durum.

TV’lerde bile yeni CHP’nin isim tartışmaları yapılmaya başlandı.

CHP’de şimdi bu telaş yaşanıyor.

60 ihtilalinden sonra CHP halktan koptu. İç çekişmeler, gruplaşmalar öne çıktı.

Bu süreçte 7 – 8 genel başkan geldi geçti.

Bu nedenlerden CHP halka dönük çalışılmadı. CHP bir türlü iktidar olamadı. NEDEN?

**

CHP, MİLLET DEĞERLERİNE SAYGI DUYMUYOR!

Türkiye halkının yüzde 65-70’i muhafazakâr, dini değerleri olan, demokrat yapıda bir seçmen grubuna sahip.

CHP hiç bu halk grubunu değerlendirmedi. Sol grupların kendi içinde mücadele ettiği bir parti oldu.

Özgür Özel döneminde bu durum zirve yaptı.

Öncelikle partideki Kemal Kılıçdaroğlu yanlılarına savaş açıldı. Onlara partide hayat hakkı tanınmadı.

“Biz herkesten çok milliyetçiyiz, halkçıyız, demokratız” diyorlar.

Ama bunu millete gösteremiyorlar. İcraata dökemiyorlar.

Sanki Özgür Özel, CHP’yi dağıtmaya, yok etmeye gelmiş bir genel başkan gibi çalışıyor.

Özgür Özel tamamen güç zehirlenmesi yaşıyor. “Astığım astık, kestiğim kestik” havasında bir görüntü veriyor.

CHP kucaklayıcı parti hüviyetini kaybetti. İtici bir parti oldu.

Özgür Özel de tam bir diktatör parti başkanı görüntüsü veriyor.

CHP tarihinde bir genel başkanın küfür ettiği görülmedi.

Partilisi bir büyükşehir belediye başkanına; “Kocandan boşan” dediği duyulmadı.

ATATÜRK’ÜN KURDUĞU CHP’DEN KAÇIŞ SÜRECİ, Özlem Çerçioğlu ile başladı. Katlanarak devam ediyor.

Yüzde 38’lere ulaşmış CHP, yüzde 30’lara düştü.

En önemlisi de vatandaş, Özgür Özel CHP’sinden umudu kesmeye başladı.

“Bu Özgür Özel’le iktidar olunmaz, özellikle millete huzur gelmez” demeye başladı.

Özel, CHP’ye dar geldi. Topluma kin, öfke, nefret saçmaktan başka bir şey yapmıyor.

100’ü aşkın mitinginde Özgür Özel’in topladığı kalabalığa bakmayın.

1960’lı yıllarda Osman Bölükbaşı’nın Millet Partisi’nin mitinglerinde meydanlar kalabalığı almazdı.

Ama sandıktan Osman Bölükbaşı bile çıkmazdı.

CHP’de parti içi gruplaşmalar ve çekişmeler hızla büyüyor. Millet için siyaset yapmıyor.

Özgür Özel, kendi ayağına sıktığı kadar CHP’nin ayağına sıkıyor.

Yazık oluyor işçinin, emeklinin umudu CHP’ye...

Özgür Özel ilk seçimlerde boyunun ölçüsünü alır. Bu despot genel başkanlığının cezasını çeker.

Ne var ki... CHP’YE DE YAZIK OLUR.

**

AYDIN’DAN İNCİR DEĞİL, VEKİL GETİRİN!

Başşehrimiz Ankara, ülkemizin çeşitli yerlerinden gelen ürünlerimizin lezzetini fazlasıyla alan bir şehrimiz.

Eli boş gitmemek, Türk insanının en güzel alışkanlığıdır.

Özellikle siyaseten Ankara’ya giden Anadolu insanı, gittiği yere çevresinin ürününü hediye olarak götürür.

Ankara’da yaşanan bir olay, bu görüşün ne kadar geçerli olduğunu gösterdi.

Geçen aylarda Aydın MHP İl Başkanlığı’na atanan Osman Cihangiroğlu, oluşturduğu yönetimi ile birlikte Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli’ye ziyarete gitti.

Hoş beşten sonra Devlet Bahçeli, Aydın’dan gelen il başkanı ve yönetimine;

“AYDIN’DAN ANKARA’YA, İNCİR DEĞİL, VEKİL İSTİYORUM” demiş.

Ne güzel, dobra dobra bir söz.

Anlaşılan 6 yıldır il başkanlığı yapan Haluk Alıcık ve ekibi, vekil gönderemezken, bol bol incir göndermiş.

MHP Genel Merkezi’ni ve Sayın Genel Başkanları Devlet Bahçeli’yi incirle doyurmuş.

Alıcık ve ekibi onun için görevden alınmış olabilir.

13 il yönetiminden sonra sayısız ilçe yönetimlerinin görevden alınması, haklı olarak zihinlerde “MHP’de neler oluyor?” sorusunu gündeme getirdi.

Nazilli MHP teşkilatının da görevden alınması, Alıcık’a yapılmış en büyük darbedir.

Her şeyi en iyi bildiğini iddia eden Sayın Alıcık, yanlışlar içinde yüzüyor. Özeleştiriye kapalı bir siyasetçi.

Bu Alıcık için iş işten geçse de yaşadıklarından ders almalı. Kulağına küpe olmalı.

BU GELİŞMELERDEN DERS ALMAZSA KAYBETMEYE DEVAM EDER.

**

ERTUĞRUL BAŞKAN’A DAVULLU PROTESTO!

Nazilli Belediye Başkanı Sayın Tetik, ortak akıldan uzaklaştıkça başı dertten kurtulmaz oldu.

İsmini Nazilli 1. Kakava Festivali koyduğu eğlenceden en çok nasibini alan kişi oldu.

Nazilli onun kıvırtmalı, kıvrak oyununu konuşuyor.

Başkan için “Sorunlarına sorun ekliyor. Konuşmayı seviyor. Çözüm üretmiyor.” imajı yarattı.

Nazilli, Sayın Başkan’ın dans ve oyunlarda ne kadar maharetli olduğunu da gördü.

Ama onun işi oyun kadar hizmet de olmalı.

O maharetli oyunundan sonra Sayın Başkan’a, eğer doğruysa;

Türkiye Kakava Oyunları Yarışması’na katılması istenmiş.

Yadırgamadım doğrusu. Olur mu? Olur.

Hem düşündürücü hem de sevindirici bir yorum.

Siyasette kıvırmak önemli bir meziyettir. Her babayiğidin de harcı değildir.

35 yıllık devlet hizmetinden sonra böyle bir başarı herkese nasip olmaz.

Sayın Başkan, kısa sürede çok yol aldı. Çok biliyorum dedikçe çok hata yapmaya başladı.

Ortak akla itibar etmez oldu.

“Ben siyaseti bilmem, nedir ne değildir” derken milletin başına siyaset cazgırı oldu çıktı.

Oysa biz cazgırlığı, yıllarca güreş yapmış pehlivanların yaptığı son görev, iş olarak biliriz.

Benim asıl korkum; “BAŞKANIN, NE İÇİN GÖREVE GELDİĞİNİ UNUTMASI OLUR.”

Bu oynama ve kıvırtma meziyetini inşallah görevinde uygulamaz, yapmaz.

Gelelim madalyonun diğer yüzüne... Başkan, Nazilli’de Engelliler Derneği’nde bir bando takımı ekibi kurmuş. Ne kadar da güzel. Takdir ettik.

Kakava Şenliğinin arkasından birkaç gün sonra bu bando takımının belediye önünde bir gösterisi olacakmış. Halka duyurulmuş, tüm hazırlıklar yapılmış.

Bando takımı meydana gelmiş. Halk toplanmış ama meydanda ne Belediye Başkanı ne de onu temsilen bir yetkili yok.

Bir süre böyle beklenilmiş. Kimse gelmeyince bandocular sırtını belediyeye dönüp gelişi güzel enstrümanlarını çalmaya başlamış. BAŞKANI PROTESTO ETMİŞLER.

İster istemez, Başkan böyle bir hatayı nasıl yapar diye düşündüm. Kendisini tanımakta güçlük çekiyorum.

Aklıma, “KILAVUZU KARGA OLANIN BURNU BOKTAN KURTULMAZ” sözü geldi.

Bu işler hep böyledir... Güç zehirlenmesi yaşayanların sonu hep HÜSRAN olur.