Nazilli Belediyesi üzerindeki kara bulutlar, ne hikmetse her geçen gün artıyor.

Bunun sebebi, belediye başkanının ortak akıldan ziyade, kendi aklı ile hareket etmesi.

Bunun bir diğer adı da başkanın “GÜÇ ZEHİRLENMESİ” diyebiliriz.

Seçim öncesi gittiği ziyaretlerde, hep konuşmalarında “Nazilli Belediyesini ortak akılla yöneteceğiz” demişti.

Bugüne kadar ortak aklı göremediğimiz gibi, başkanın “dediğim dedik, öttürdüğüm düdük” tarzı bencilliğini görüyoruz.

Başkana, çarpıyorsun, çırpıyorsun diyen yok.

Ama yönetemiyorsun diyen, “Hep konuşuyorsun, bülbül bile senin kadar ötmüyor” diyen çok.

BAŞKANIN ÇENESİNİN BU KADAR ÇALIŞACAĞINI KİMSE BEKLEMİYORDU.

Başkanın bu densiz davranışlarının faturasını, Sayın Başkan Yardımcısı Av. Selahattin Yılmaz ödüyor.

Başkan, bu çok güvendiği arkadaşının bu duruma düştüğünü görse de maalesef onu savunamıyor, koruyamıyor.

Tutum ve davranışlarıyla adeta onu ateşe atıyor.

Belediyenin her başarısızlığının faturası Selahattin Yılmaz'a kesiliyor.

SANKİ BAŞKAN, SELAHATTİN YILMAZ'IN DEDİĞİNİ YAPIYOR.

Son olarak belediyede meydana geldiği iddia edilen bir taciz olayı var.

Bir gazeteci kardeşimizin elindeki belgelere göre çok vahim bir iddia.

Doğrudur veya yanlıştır.

İddiada, Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik'in bu taciz olayını örtbas yaptığı iddia ediliyor.

Bu iddialara çok yazıktır ki Sayın Başkan'dan tepki ve tık yok.

Hepimiz biliriz ki bir suçlama karşısında SÜKÛT (SESSİZLİK) KABULLENMEKTİR.

SAYIN BAŞKAN YARDIMCISI AV. SELAHATTİN YILMAZ BU İDDİA İÇİN ANCAK, “ŞEREFSİZLİKTİR” DİYEBİLİYOR.

Başkan Ertuğrul Tetik'in açıklama yapmasını bekliyor.

Nazilli Belediyesi zor günlerin eşiğinde.

Allah korusun, Uşak Belediyesindeki gelişmeler Nazilli’de yaşanabilir.

Gazeteciler görevini yapıyor.

Onlara saldırmanın, suçlamanın bir anlamı yok.

Gazeteci yaşananları halka haber olarak yansıtır.

Sayın Başkanın ayakları yere basmalıdır.

Bülbül gibi ötmek yerine gerçekleri halka açıklamalıdır.

Yaşadığım bir küçük olayı size yansıtayım.

**

CUMHURİYET BAYRAMI VE CHP

CHP, Atatürk’ün kurduğu bir partidir.

Bunu hepimiz biliriz.

En büyük millî bayramlarımızdan biri olan Cumhuriyet Bayramlarında CHP, gerek protokollerde gerekse bayram kutlamalarında başı çeker, örnek olur.

İki yıl önce Nazilli CHP İlçe Başkanı, büyük bir saygısızlık ve sorumsuzluk örneği göstermiş, Cumhuriyet Bayramı protokol kutlamalarına katılmamıştı.

Bayram törenine de bir saate yakın gecikmeyle protokolde yerini almıştı.

Bu densiz davranışa bu satırlarımda yer vermiş, olumsuz yorumlamıştım.

Bu benim gazetecilik görevimdi.

Satırları okuyan okurlarımdan büyük övgü almıştım.

Ne yazık ki o günün Sayın CHP İlçe Başkanı’ndan çıt çıkmadı.

Sadece beni taraflı haber yapmakla suçladı.

İDDİALAR KARŞISINDA KENDİNİ SAVUNAMIYORSAN, İDDİALARI DOĞRULAMIŞ OLURSUN.

Belediyede yaşanan taciz olayı da buna benziyor.

İddialara cevap veremiyorsan başın ağrır Başkan.

Benim telefonlarıma kısıtlama getirmen çözüm değil Sayın Başkan.

Yoksa iddia edilen, daha ortaya çıkmayan Antalya rezaletleri de ortaya atılırsa, ortalık ne olur? Onu da siz düşünün.

**

CHP'DEN AYRILANLAR, YENİ PARTİ KURAR MI?

CHP, tarihinin en sıkıntılı günlerini yaşıyor.

Parti içinde menfaat kavgaları hiç bugünkü boyuta gelmemişti.

Mutlak butlan kararı ile panikleyen Özgür Özel ve arkadaşları, genel başkanlığı kaybetmenin verdiği hırçınlıkla hareket etmeye başladı.

Yasa, hukuk dinlemeyen tavırları ile demokrasi adına sıkıntı yaşatıyor.

Bugüne kadar CHP’den istifa edenler 12 parti kurdu.

Ne var ki hiçbirisi başarılı olamamış.

Şimdi 13’üncü parti kurulur mu bilmem...

Ama kurulacak olursa akıbeti öncekilerden farklı mı olur, bilmiyorum.

Bu tehlikeyi gören Sayın Özgür Özel, arkadaşlarını parti içinde direnmeye çağırsa da;

Onu dinleyen de yok Sayın Özel.

Parti içindeki gücünden güç kaybediyor.

Onu dinleyen de yok.

Son olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının partiden istifası bunu gösteriyor.

Partide keyfi yerinde olan tek kişi Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu.

13 yıl genel başkanlık yapmış bir kişinin, partisini göz göre göre erimesine göz yummasına ne denir bilmiyorum.

CHP’den ayrılıp Memleket Partisini kuran Sayın Muharrem İnce, CHP’deki bu Atatürk ilkelerinden kopuşu çok önceden görmüş.

Ne demişti?

“BU CHP, ATATÜRK’ÜN KURDUĞU CHP DEĞİL.”

diye istifa etmişti.

Ne oldu da partisine geri döndü onu bilmiyorum.

Şu anda Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi olması, parti içinde Aleviler-Sünniler çekişmesini en üst düzeye taşıdı.

Bir de partide bu iki grubu benimsemeyen üçüncü bir grup var.

Bu üç grup birleşir de CHP nasıl iktidara talip olur, göreceğiz.

**

SAHİLLERDE, FİYAT DENETİMİ YOK!

25-30 yılda bir yaşanan değişik, yağışlı bir yaz mevsimi yaşıyoruz.

Haziranın ortasını geçtik.

Hâlâ sahillerde beklenen kalabalık oluşmadı.

Kurban Bayramındaki kalabalık, bugünkü yoğunluktan çok fazlaydı.

Okulların bu hafta sonu kapanması sanırım gerçek yazın başlangıcı olacak.

Hayat pahalılığı en çok konuşulan konuların başında geliyor.

Herkesin her koşulda içtiği çay, çayhanelerde bile en ucuz 30 lira.

Sahil kenarında bu fiyat 60 liraya kadar çıkıyor.

Simitler 20-25 liraya yok satıyor.

Denetim diye bir şey yok.

Kışın yağan yoğun yağışlardan dolayı birçok site hâlâ çamur yığını altında.

Şimdilik parasız olan tek şey denize girmek.

İstanbul’da birçok noktadan denize girmek 300 lira civarında olunca halk, Kuşadası’nda ücret ödemeden denize girebiliyor.

Araç trafiği felaket.

Ülkenin her köşesinde trafik sıkıntısı neyse, yazlıklarda da o.

Motosikletler trafik sorununun baş aktörü.

Sahillere yapılan sayısız yazlıkların çoğunda susuzluk şimdiden her sitede yaşanmaya başlamış.

Sadece ilgisizlik nedeniyle geçen yıl aylık 150 bin lira olan yazlık kiraları bu yıl 75 bin liraya kadar düşse de, sahillerde kiralık levhalarından bol ilan yok.

Her geçen yıl, SUSUZ YAZA DOĞRU KOŞARAK GİDİYORUZ.

50 YIL ÖNCE FİLMİNİ GÖRDÜĞÜMÜZ “SUSUZ YAZ” GERÇEKLEŞİR Mİ, BİLMEM.