Nazilli Belediye Başkanı, iki cami arasında kalmış beynamaza döndü. CHP'deki ayrışmalar başkanı, aşağıya tükürsem SAKALIM, yukarıya tükürsem BIYIĞIM ikilemine soktu. POT ÜZERİNE POT KIRIYOR. Ne yapacağını şaşırdı.

Kendini sıkıştıran gündemi değiştirmeye çalışan Nazilli Belediye Başkanı, maalesef çırpındıkça batıyor. Ne var ki bunun farkına da varmıyor.

Başkan, GEÇEN HAFTA yaptığı basın toplantısında, zaman zaman yanlışlarını eleştiren gazeteciyi hedef aldı. Adeta kayaya çarptı, MAT OLDU.

Basın toplantısında kendisine soru soran gazeteci Mustafa Çelik'e;

"SEN BİR YANIMA GEL, ÇAY KAHVE İÇELİM. SANA HABER NASIL YAPILIR, ÖĞRETEYİM." demiş.

Adeta baltayı taşa vurmuş, HATTA... AYAĞINA SIKMIŞ DA SIKMIŞ...

Son günlerde güç zehirlenmesi yaşayan, klinik vaka hâline gelen Sayın Tetik, hâlâ bu hastalıktan kurtulamadığını bu olayla bir kez daha gösterdi.

LAF CAMBAZLIĞI SİZE YAKIŞMIYOR!

MİLLETİN HİZMETKÂRI olduğunu unutan Tetik, önümüzdeki günlerde daha hangi meslek sahiplerine ders verecek, merak ediyorum.

Sayın Tetik, yaptığınız hatayı bugüne kadar kimse yapmadı.

Bu artistik patinaj hareketlerini bırak artık. Nazilli halkı sizden LAF DEĞİL, HİZMET bekliyor.

Sayın Tetik... Hiçbir kimse size, "Gel sana doktorluk dersi vereyim." diyebilir mi?

Siz de hiçbir meslek ve basın mensubuna "Ders vereyim." diyemezsiniz. Bunun adı rezalet olur. Ve oldu da.

Kendinizi daha fazla güldürmeyin. Nazilli sizden hizmet bekliyor.

Aydın basını size bu laf cambazlıklarınıza fırsat vermez.

Nazilli'de yollar yol olmaktan çıktı. Milletten gelen sinek, sivrisinek çığlığına ses verin.

Etiyopya'da bile halk sinekten bu kadar şikâyetçi değil.

Millet size hizmet yapmanız için oy verdi.

Nazilli'yi büyük köye çevirdiniz. El attığınız her sorun çözüm bulmuyor. Sorunlar katmer katmer büyüyor.

Çarpmıyorsunuz, çırpmıyorsunuz. Hep konuşuyorsunuz.

Belediye başkanlığını unuttunuz. "PARTİ MİLİTANI HÂLİNE GELDİNİZ." Üzülüyoruz.

Nazilli, güzel hizmetlerinizi görmek istiyor. Size övgüler yağdıralım. Bu işler çiftetelli oynamakla olmaz.

Bugünlerde yapacağınız en önemli iş, "ders vermek istediğiniz basından" özür dilemenizdir.

AKLISELİMSENİZ... İVEDİLİKLE BUNU YAPIN.

**

TASARRUF, ÖYLE DEĞİL... BÖYLE OLUR!

Bugünlerde dünyanın her köşesinde hayat pahalılığı ve enflasyon ilk sırada konuşuluyor.

Her yerden aynı ses çıkıyor: "TASARRUF YAPALIM."

İyi, yapalım da nasıl olacak bu iş?

Tasarruf tepeden başlamalı. Halka örnek olmalı.

Tabanda enflasyon nedeniyle işçiye, memura 6-7 bin lira zam; milletvekili emeklilerine 60 bin lira zam. Olur mu böyle şey?

Milletvekilleri ekmek, aş yiyecek de; memur, işçi, millet taş mı yiyecek?

Bu nasıl adalet? Bu nasıl bir anlayış?

Macaristan'da göreve gelen yeni başbakan, hayat pahalılığı ve enflasyonla mücadele için düğmeye basmış.

Düğmeye basmış da ne yapmış?

Başbakan, kendi maaşında yüzde elli, milletvekili maaşlarında yüzde kırk indirim teklif etmiş.

Tasarı Mecliste oy birliği ile kabul edilmiş. Tasarruf böyle tepeden başlar.

Halka iyi örnek böyle olunur.

Aynı zamanda bu, halkı düşündürür.

Ama bizde böyle mi?

"MİLLETE VERİYORLAR TALKIMI, KENDİLERİ YİYİYOR SALKIMI."

Ve siyaset her geçen gün kan kaybediyor. Mecrasından çıkıyor, halkı demokrasiden uzaklaştırıyor. Ülkede kargaşa artıyor.

İster istemez vatandaş, "Bu gidiş nereye?" diye soruyor.

**

BÜYÜK ŞEHİRLERE GÖÇ... GERİ TEPTİ

TÜİK verilerine göre Türkiye'de 2025 yılında 2 milyon 475 bin 19 kişi iller arasında göç etti.

En çok göç hareketinin olduğu İstanbul'dan gidenler, gelenleri geride bıraktı. İstanbul'dan 371 bin 258 kişi başka illere göç etti.

Başka bir tabirle, geldikleri yere dönüş yaptılar.

Son yıllarda İstanbul'a gelenler kadar gidenler de olmasına rağmen, ilk defa aradaki fark bu kadar açıldı.

İç göç hareketliliği ile İstanbul'a yaklaşık 330 bin kişi gelirken;

371 binin üzerindeki kişi sayısı ile İstanbul'dan geriye göç edildi.

Sosyologlar, bu nüfus hareketinin temelinde şehirdeki hayat pahalılığı olduğuna dikkat çekiyor.

İstanbul, konutlarda yüksek kira oranı ve ortalama konut satış fiyatlarının en pahalı olduğu il olarak; hem kiracılar hem de ev sahibi olmak isteyenler için imkânları kısıtlıyor.

Son dönemde ev sahibi olmak isteyenlerin farklı illerdeki daha uygun fiyatlı konutları değerlendirdiği görülüyor.

Trafik, sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşma problemleri de İstanbul'u dezavantajlı hâle getirdi.

Özellikle yeni çocuk sahibi olmuş ailelerin, İstanbul'daki eğitim masraflarından kaçarak başka illere yerleştikleri değerlendiriliyor.

Veriler, iller arasında taşınanların en önemli nedeninin aile bağları olduğunu ortaya koydu.

İkinci sırada ise daha iyi konut ve yaşam koşulları arayışı yer aldı.

Bu nedenle göç edenlerin sayısı 510 bin 226 olurken, eğitim amacıyla göç eden kişi sayısı ise 406 bin 144 olarak kayıtlara geçti.

**

AVRUPA YANIYOR!

El Niño, her 2 ile 7 yılda bir görülen, Pasifik Okyanusu'ndaki yüzey sularının ısınmasına ve küresel hava düzenlerinin ciddi şekilde değişmesine yol açan doğal bir iklim olayıdır.

EL NİÑO İKLİMİ, dünyayı teslim aldı. Dünya sanki yeni bir iklim yaşıyor.

Avrupa cehennemden kalma günler yaşıyor.

Avrupa'da İspanya, Fransa, İtalya ve birçok Avrupa ülkesinde sıcaklıklar 50 dereceye yaklaştı.

Orman yangınları haftalardır devam ediyor.

İnsanların akciğeri dediğimiz ormanlık alanlar yok oluyor.

İlk kez Avrupa'da yer altı sularının çekilmeye başladığı haberleri, önümüzdeki yıllarda susuzluğun ayak sesleri olarak kabul ediliyor.

İspanya'da 900'e yakın derenin suları akmaz olmuş.

Barajlarda su seviyesinde düşüşler başlamış.

Açıkçası dünya kurumaya başladı.

Kuraklık dünya insanının umurunda bile değil.

Devletler ortak akılla hareket edeceği yerde birbirleriyle savaşıyor.

İnsan öldürmeyi başarı kabul ediyor.

Ülkemizde orman yangınları başladı.

Hepimiz dikkatli olmalıyız.

Ormanda mangal yakmanın tehlikesini hepimiz bilmeliyiz.

Hiç kimsenin "Elle gelen düğün bayram." demeye de hakkı yok.

Unutmayalım:

BAŞKA TÜRKİYE YOK.