Temmuz ayı da geldi ve geçiyor.
Önümüzde Ağustos var. Atalarımız eskiden, "Ağustos'un yarısı yaz, yarısı kış." derdi.
İnsanoğluna, sağ oldukça zaman su gibi akıyor.
Efeler ilçesindeki Atatürk Kent Meydanı'ndaki sıcaklık göstergesi dün tam 46 dereceyi gördü.
Aydın inciri bu sıcaklarda "ermeye" uygun olsa da bizler için hayatı zorlaştırmaya başladı.
Eski insanlar, "Yaz fakirin, kış zenginin işidir." derdi.
Yazın harcamalar kışa göre daha az olduğundan olsa gerek... Kış; doğalgaz, kömür, palto derdiyle geçerken, yaz aylarında tek kat giysiyle sokakta bile hayat daha kolay.
Yarın hafta sonu... Aydın, öğleden sonra yazlıklara ve denize taşınmaya başlar. Hafta sonları Aydın, boş sokaklarıyla adeta hayalet şehir havasına bürünür.
Günlük olaylar ise tatil dinlemiyor.
CHP'de birlikte yürüyenler yolun sonuna geldiler.
Artık yeni bir partinin kurulacağı kesin.
Gündem zaten çok dolu ve gergin. Gelin, biz bu hafta sonu biraz gülelim.
Bir zamanlar birlikte yürüyenlerin kulaklarına aşağıdaki hikâyeyle kar suyu kaçıralım.
Papazın biri, uzun süredir ahbaplık ettiği hahama,
"Bana Tevrat'ı öğretmenizi isterim." der.
Haham, "Olmaz." der. "Sen Yahudi doğmadın. Kafan Yahudi gibi çalışmaz. Tevrat'ın kelamını anlaman mümkün değil."
Papaz ısrar eder. Haham razı olur ama bir koşulu vardır:
"Soracağım soruya doğru yanıt verebilirsen öğretirim."
Papaz, "Kabul." diye yanıtlar.
"Sor bakalım."
Haham sorar:
"İki adam bir bacanın içine düşer. Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?"
Papaz hemen cevap verir:
"Bundan kolay ne var? Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz."
Haham içini çeker.
"Sana Tevrat'ın kelamını asla anlayamayacağını söylemiştim. Doğrusu tam tersidir. Temiz kalan adam, ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır. Kirlenen adam ise karşısındakini temiz gördüğü için kendisini de temiz sanır ve yıkanmaya gerek duymaz."
Papaz kafasını kaşır.
"Bak, bu aklıma gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?"
Haham aynı soruyu tekrarlar:
"İki adam bir bacanın içine düşer. Biri kirli, öteki temiz çıkar. Hangisi yıkanır?"
Papaz, doğru cevabı artık bildiğinden emin şekilde cevap verir:
"Temiz kalan, ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır. Kirlenen ise ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanır ve yıkanmaz."
Haham başını sallar.
"Yine yanıldın. Sana söylemiştim, asla anlayamayacaksın. Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür ve yıkanmaz. Kirlenen ise aynaya bakıp kirlendiğini görünce gider yıkanır."
Papaz itiraz eder:
"Ayna nereden çıktı? Bana ayna olduğunu söylemedin ki."
Haham parmağını sallayarak cevap verir:
"Seni uyarmıştım. Bu kafayla Tevrat'ın kelamını kavrayamazsın. Tevrat'ı anlamak için her olasılığı düşünmelisin."
"Peki, peki..." diye inler papaz.
"İzin ver, bir kez daha şansımı deneyeyim. Başka bir soru sor."
Haham,
"Son kez soruyorum." der.
"İki adam aynı bacadan içeri düşüyor. Biri temiz, öteki kirli çıkıyor. Hangisi gidip yıkanır?"
Papaz,
"Artık her olasılığa göre cevapları biliyorum." diyerek bir solukta anlatır:
"Eğer ayna yoksa temiz kalan, ötekini kirli görüp kendisinin de kirlendiğini düşünerek gider yıkanır. Kirlenen ise temiz olana bakıp kendisinin de temiz olduğunu sanır ve yıkanmaz. Eğer ayna varsa, temiz kalan aynaya bakıp temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen ise aynaya bakıp kirini gördüğü için gider yıkanır."
Haham başını sallayıp "Cık cık..." der.
"Hayır. Sana söylemiştim; kafan Yahudi kafası değil, Tevrat'a basmaz. Söyle bana, aynı bacadan içeri düşen iki adamdan birinin kirlenip diğerinin tertemiz çıkması mümkün müdür?"
Bu yollarda bir zamanlar beraber yürüyüp, beraber ıslandıklarınız kirlendi; ama sadece siz arındınız ve temiz kaldınız, öyle mi?
Temiz kaldığını zannedenler, kendilerinin de bir zamanlar kirli olduğunu unutanlardır.
Hepinize iyi hafta sonları.