Sosyal medya kullanıyor musunuz? Tabii ki kullanıyorsunuz! Benimki de soru mu? Kullanmayan var mı? demeliydim sanırım. Peki bu sanal dünyada her şeye inanıyor musunuz? Orada gördüğünüz hayatlar gerçek mi? Siz o çok mutlu ailelere, hiçbir kusuru olmayan fenomenlere güveniyor musunuz? Sosyal medya/yalan medya bana kalırsa birçok noktada. İşte bu haftaki kitabımızda da bu yalan hayatların arkasındaki gerçekliği okuyacağız.

Büyüyünce büyük bir yazar olmayı hayal eden, büyüdükçe hayalleri küçülen sonra da hayal kurmayı bırakıp ne şekilde olursa olsun para kazanma derdiyle en sonunda da sosyal medyada kocasından boşanırken aldığı afaki nafaka sayesinde ünlü olan bir kadının hayalet yazarı olmuş bir kadın Nilüfer. Mutsuz. Çünkü istediği, hayal ettiği hayatı yaşamıyor, yapmayı istediği işini yapamıyor. Yalnız ve kırgın.

Mutlu aile= mutlu çocuk…

Mutsuz çünkü var olduğu aile mutsuzdu. Anne hiç konuşmaz. Onun sesi sadece bulaşık yıkarkenki tencereden ya da evi süpürürken elektrik süpürgesinden çıkardı. Baba, hep sinirli ve ağzı bozuk. Anne onun kabalığı ve kalbinin kötülüğünün yüzüne vurduğu çirkinliği sebebiyle hepten sessizliğe boğulmuş. Küçük kız sevgi nedir, aile olmak nedir bilmiyor. Gerçek bir aile nasıl olunur? Hep soruyor kendi kendine ama cevabını bulamaz. Zamanla anne ve babasından her daim sevgi dilenen ve hiçbir zaman da karşılığını göremeyen bu küçük kız, bir ailede olması gerekenin bunlar olduğuna kendini inandırarak büyür. O böyle mutlu olmaya çalışırken sevginin en samimi halini gördüğü öğretmeninin sayesinde hem “sevmek, değer görmek nedir” onu öğrenir hem de okuması için verdiği kitaplar sayesinde kitapların büyülü dünyası ile tanışır. Bu kitaplar sayesinde artık bambaşka hayaller kurmaya başlar: “Büyük bir yazar olmak!”mesela. Küçükken gerçekleşmeyecek hayaller kurmak insana büyülü gelir. Büyüdükçe ve hayatın ağır yükü sırtına bindikçe o hayaller unutulur gider. Ama hayatın seni zoraki olarak vazgeçirmesinin sızısı derinlerde bir yerde kalır.Nilüfer de hayallerinden vazgeçenlerdendir.

“Öğretmen olmak…”

Nilüfer, yazar olma hayali sönünce öğretmen olur hem de edebiyat öğretmeni. Atanamaz ancak kendi parasını kazanmak ve aile bütçesine katkıda bulunmak zorundadır. Bir özel okulda çalışmaya aynı zamanda özel ders vermeye başlar. Hayatını düzene sokmalıdır.

Geçmişinde sahip olamadığı mutluluğu bulmalıdır. Bu ne bir erkekte ne de çok zengin olmaktadır. Ona yaşadığını hissettirecek olan şey hayallerinin peşinden gitmektir. Babası aniden bir kalp krizi geçirir ve ölür. Annesi yıllardır her şeyi içine atmanın ceremesini demans ile öder. Artık tek başınadır. Bu tek başınalık ona kilitli sandıklarda saklanan en acı gerçeği getirir. Bu gerçek, ona sevgi dolu bir aile hem de hayattan zevk akmanın anahtarını verir.

Bu kısacık ama insana hayat dersi veren bu kitap; ailenin önemini, anne baba olarak çocuk yetiştirmenin sadece onların karnını doyurmak olmadığını, asıl mutlu çocukların sevgi ve ilgiyle büyütülmesi gerektiğini çok gerçek ve hayatın içinden bir hikaye ile gösteriyor. Kitabın bana göre ders verici bir başka yönü ise büyük küçük hepimiz için bir tuzak olan sosyal medyanın yalancılığını ve telefon başta olmak üzere teknolojik aletlerin insanları nasıl kendine bağlayıp sanal hayatlarla mutlu olmaya çalıştığımızı da anlatıyor. Bu tuzağa hepimiz gönüllü düşüyoruz. Günün 7-8 saatini belki daha fazlasını burada geçiriyoruz. Duralım (!) bir düşünelim ne yaşadığımızın farkına varalım. Bu kara delik, bizi sevdiklerimizden ve hayatımızdan ayırarak her geçen gün daha içine çekiyor.

Yazar Bahar Eriş’ten okuduğum ilk kitaptı. Yazar Eriş, çocuklarda “üstün zeka ve yetenek eğitimi” üzerine çok kıymetli araştırmalar yapmış ve birçok kitabı olan bir akademisyen. Diğer kitaplarını da okumayı çok istiyorum. Baharın ilk Şarkısı, kısa ama umut dolu, pozitif bir kitaptı. Duygusal, öğretici ve düşündürücü bir okuma oldu benim için. Bittiğinde hem bir tebessüm ettim hem de hüzünlendim. Okumaya ara vermiş ve yeniden başlamaya cesareti olmayan kitapseverlere özelikle tavsiyemdir.Okumayı ne kadar özlediğinizi size hatırlatacak.

Merak edenlere keyifli okumalar.

KİTABA DAİR

Kitabın Adı ve Yazarı: Baharın İlk Şarkısı/ Bahar Eriş
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih: 1.Baskı İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:143


ALINTILAR:
“Hakikatin yüzüne vurulması, yalanının yüzüne vurulmasından daha acı verici.”
”Vazgeçmenin bir zaman aşımı var mı?”
“Şefkat’in savaşta dağıtılan erzak gibi karneye bağlandığı sevgisiz bir evde büyüyen birinin mutlu bir yuva kurmayı düşünmesi hayalperestlikti.Görmediğini nasıl yaşayabilirdi ki insan.