İnsan zihni, gerçeklerden çok “sandıklarımızın” peşinden koşmaya meyillidir. Çünkü sanmak; zihnin bilinmezle karşılaştığında yarattığı bir güvenlik battaniyesidir. Bir boşluğu doldurmak gerekir, beyin de o boşluğu çoğu zaman “gerçek gibi görünen tahminlerle” kapatır. Fakat her “sandığımız”, gerçeğin kapısını çaldığında yerini çoğu zaman hayal kırıklığına bırakır.
Peki neden “sanmak” bu kadar yaygın, hayal kırıklığı ise bu kadar acı?
Psikolojide bu olguya bilişsel kestirme denir. Beyin karmaşık verileri hızlıca yorumlamak için kısa yollar kullanır. Bu kısa yolların bir bölümü işimize yarar; hız kazandırır, tehlikeyi fark ettirir, sosyal ilişkilerde ipucu verir.
Ancak aynı kestirme mekanizması, eksik bilgiyi “tam sanmamıza” yol açar.
Birinin bir mimik ifadesini alırız, zihnimiz o mimikten bir duygu üretir.
Bir söz duyarız, yorumu kendimiz yaparız.
Bir ihtimali görürüz, onu kesinlik gibi hissederiz.
Aslında tüm bunlar yalnızca tahmindir; fakat biz, tahminin gerçek olduğuna inanırız. İşte hayal kırıklığı tam burada kök salar.
Hayal kırıklığı, psikolojide bilişsel uyumsuzluk anıdır. Sandığımız ile karşılaştığımız şey birbirine uymadığında beyin rahatsız olur. O uyuşmazlık çoğu zaman duygusal acıya dönüşür.
Sanmak; beklenti üretir.
Beklenti; umut pompalar.
Gerçek; tüm bu varsayım zincirini tek darbede yıkar.
Ve biz buna hayal kırıklığı deriz.
Bu duygu, beynin ödül sisteminin boşa çıkmasıyla ilgilidir. Zihin, “sandığın doğru olduğunu” düşündüğünde bir nevi dopamin üretir; yani zihinsel bir ödül verir. Gerçek ortaya çıktığında bu kimyasal süreç yarıda kesilir ve beynimiz “eksilme hissi” yaşar. İşte o iç çekiş, o hayal kırıklığı tam olarak bu biyolojik eksilmenin psikolojik yansımasıdır.
İnsan, kesinlikten hoşlanır. Bilinmezlik kaygı yaratır.
Sanmak, kaygıyı geçici olarak hafifleten bir yanılsamadır.
Zihin, belirsizlik çukurunu “sanarak” doldurur.
Ama çukur doldurulmadığı için ilk sarsıntıda tüm yapı çöker.
Sanmanın bedeli hayal kırıklığıdır; anlamanın bedeli ise emek.
Zihin bunları yorucu bulduğu için kısa yolu seçer: sanmak.
Ama psikolojik olgunluk, kısa yolların değil netliğin tercih edilmesiyle başlar.
Sandıklarımız bizi rahatlatır, fakat yalnızca gerçeği anlamak bizi güçlendirir. Hayal kırıklığı çoğu zaman gerçeğin değil, “sanmış olmanın” acısıdır.
Bazen en büyük yanılgımız, karşımızdaki değil; kendi zihnimizin bize fısıldadığı sessiz tahminlerdir. Ve hayatta en çok, “sandıklarımızın” enkazı altında kalırız.
Gerçek, ne kadar zahmetliyse; hayal kırıklığı da o kadar kaçınılmazdır. Bu yüzden mesele, gerçeği bulmak değil yalnızca…
Mesele, yanılgıları doğmadan yakalayabilmektir.
“Sanmanın” bedeli, hayal kırıklığı
Mürvet Nazlı ALTINAYAR
Yorumlar
Trend Haberler
Nazilli'yi kahreden haber: Mezarlıkta cansız bedeni bulundu
Aydın'ı yasa boğan haber: Genç kadın hayatını kaybetti
Aydın'da o yolu kullanacaklar dikkat: Trafiğe kapatılıyor
Didim acı kaza; Genç sürücü feci kazada hayatını kaybetti
Nazilli onun ölüm haberi ile yıkıldı: Deli Veli’nin cenaze programı belli oldu
Aydınlı kuyumcu vurgunu: 2 aydır firarda
Saatçi’nin bayrak talimatı Didim’de de uygulandı
İncirliova Muhtarlar Derneği’nden yalanlama: “Büyükşehir’den hizmet alırken sorun yaşamıyoruz”
Kuşadası'nda 'Maviye beton darbesi' çevrecileri ayaklandırdı
İncirliova’da dikkat çeken destek: İkinci başkan rakibi tercih etti
Resmi İlanlar