HAVA KİRLİLİĞİ VE HUKUK (2)
Metin Aydın
Hava kirlenmesinin nedenleri ve giderilme çareleri ken¬di görev alanlarına girdiği ölçüde çeşitli BAKANLIKLAR ya alt ma¬kamların denetim organı sıfatıyla ya da doğrudan doğruya konu ile ilgilidir. Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin ferdi ve içtimai sıhhatine zarar veren amillerle müca¬dele ve gelecek nesillerin sıhhatli olarak yetişmesini temin SAĞLIK VE SOSYAL YARDIM BAKANLIĞININ ödevidir. Nitekim Danıştay 12. Dairesi “çimento fabrikasından çıkan gaz ve tozların çevre sağlığı için tespit edilen zararlarının azaltılması zımnında, menbaında absorbe edilmesini temin edecek tedbirlerin alınması yo¬lunda davalı idarece, 3017 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlı¬ğı Teşkilat Kanununun 1. maddesi hükmünün verdiği yetkiye müs¬teniden, müesses işlemde mevzuata aykırılık” görmemiştir. Belediye ve özel idarelere bırakılan sağlık hizmetlerinin yürü¬tülme tarzı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca denetlenir.
Hususi meskenlerden behemehal uzak bulundurulmaları icap eden birinci sınıf gayri sıhhi müesseseler Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığın izniy¬le açılabilir. Zaten gayri sıhhi müesseseleri sınıflandırmak yet¬kisi de bu Bakanlığa aittir.
Daha önce birinci sınıf gayri sıhhi müesseseler arasında yer alan jeotermal santraller Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının onayı ile ikinci sınıf gayri sıhhi müesseseler arasına alınmıştır. Bu düzenleme ise jeotermal santrallerin Aydın’da yerleşim yerleri yakınına kurulabilmesine fırsat vermiştir.
Hava kirliliği bir şehir sorunu olduğu gibi, bir şehirci¬lik sorunudur da. Şehir,
harita ve imar planlarını hazırlamak ve hazırlatmak, imar için her türlü tedbirleri almak ve bunların tatbikini temin etmek İMAR VE İSKAN BAKANLIĞININ ödevleri arasındadır.
Hava kirliliğini sanayi kuruluşları, konut¬lar ve motorlu araçlarda kullanılan yakıtlarda oluşturur. Memleketin sanayi, maden ve enerji işlerini umumi menfaat ve ihtiyaçlara uygun bir şekilde tanzim ve idare etmek ve bu işler¬le ilgili müesseseler arasında gereken işbirliğini sağlayacak tedbir¬ler almak SANAYİ BAKANLIĞININ ödevidir.
Aslında çeşitli makamların ihmal, kısa gö¬rüşlülük, anlayışsızlık ve cesaretsizliğine bağlı olarak bugün başta büyük şehirlerimiz olmak üzere Türkiye’deki tüm şehirlerimizin havası kir¬lenmektedir. Peki şehirli vatandaş temiz hava hakkına gerçek bir anlam kazandırmak üzere yetkili makamları harekete geçirebilmek için hangi yollara baş vurabilir ?
Seçimle doldurulan makamlar bakımından “oy hakkı” yetersiz idarecilerin iş başından uzaklaştırılmasını, dolayısıyla hava kirlen¬mesinin idarecilere bir dava olarak benimsettirilmesini etkileyebi¬lir. Fakat demokratik rejim, sadece vatandaşın belli dönemlerde seçim sandığına gitmesi değil, aynı zamanda “idarecilerini gözet¬mesi ve denetlemesi “ demektir. Eğer yetkili organlar görevlerini yapmıyorsa, onlara karşı idari müracaat ve şikayet imkanlarını kullanmak, nihayet davayı yargıç önüne çıkarmak, kanunlara saygı bekleyen her vatandaş için bir hak olduğu kadar bir borç¬tur da.
Anayasamızın 114. maddesine göre “İdarenin hiçbir eylem ve işlemi, hiçbir halde, yargı mercilerinin denetimi dışında bırakıla¬maz.” İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Öyleyse “vatandaş” temiz hava solumakta açıkça menfaat ve hak sahibi bir belde sakini sıfatıyla, hava kirlenmesinin artma¬sına sebep olan veya olacak herhangi bir idari eylem veya işlem, mesela oturma semtinde bir “birinci sınıf gayri sıhhi müessese” kurulmasına izin kararı aleyhine Danıştay’da iptal davası açabilir. Aynı şekilde, belediyenin aralarında kir¬li hava gibi sağlık bozucu etkenlerin önlenmesi de bulunan “mec¬buri” görevlerini tamamlamadıkça “ihtiyari” görevler için bütçesine koyacağı ödeneklerin iptalini isteyebilir.
Kanun hükümlerinin uygulanma¬masına göz yummak, hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamaz. Bu nedenle bir kamu hizmetinin düzenlenmesinde ve yürütülmesinde menfaat sahibi vatandaşın kanuni görevlerini yerine getirmeyen bir idareyi gerekirse konuyu yargı mercilerinin önüne getirmek su¬retiyle buna zorlayabilir. Vatandaş hava kirlenmesini giderici tedbirler alınması için yetkili makamlara baş vurabileceği gibi, idarenin tedbir alma¬yı reddi veya üç ay susması üzerine Danıştay’da dava da açabilir (Danıştay Kanunu m. 69).
Nihayet vatandaş, idarenin eylem ve işlemleri, mesela oturma semtinde bir “birinci sınıf gayri sıhhî müessese” kurulma¬sına izin verilmesi yüzünden sağlığında veya malvarlığında uğra¬dığı zararın tazmini için tam “yargı davası” da açabilir.
“Ceza Kanunumuzda” havayı kirletici ve böylece kamu sağlığını tehlikeye düşürücü eylemler hakkında herhangi bir hüküm yoktur. Yalnız hava kirlenmesi konusunda yetkili idari makamlarca veri-lecek emirlere, alınacak tedbirlere, çıkarılacak yönetmeliklere uy¬mayan kimseyi bekleyen genel bir cezai müeyyide vardır. Birde Belediye Kanunu, Umuru Belediyeye Müteallik Ahkâmı Cezaiye Hakkında Kanun ve ekleri, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu vs. hükümlerine göre belediyelerce inzibatı cezalar verilebilir.
Medeni Kanunumuzun “Komşuluk Hakkı” başlığını ta¬şıyan 661. maddesi şöyle der: “Bir kimse mülkünü kullanırken, he¬le sınai işler yaparken komşusuna zarar verecek her türlü taşkın¬lıklardan çekinmeğe mecburdur. Komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi geçen gürültüler ve sarsın¬tılar yapmak ve duman ve kurum ve rahatsızlık veren sair toz, bu¬ğu, koku çıkartmak yasaktır.”
Yargıtay'ın Medeni Kanunun 661. maddesi ile ilgili çeşitli ka¬rarları vardır. Nitekim 1. Hukuk Dairesi, 16.6.1950 tarihli bir ka¬rarında, fabrika sahibini komşuları rahatsız eden duman ve tozla¬rı gidermekle yükümlü saymıştır. Aynı Daire, 30.3.1961 tarihli bir kararıyla komşu fabrika bacalarından çıkan dumanlar dolayısıyla “meyvelerin yenilmez hale geldiği” bir bahçenin sahibine “bu durumun önlenmesini” istemek hakkını tanımıştır. Yine aynı Daire, 8.10.1964 tarihinde “bir ziraat bölgesinde” fabrika kurulmaması gerektiğine; “fabrikanın dumanı ve etrafa saçacağı kimyevi maddeler ...komşu ziraat arazisine sahip kişileri zarara” uğratacağı için, bunların, “zararlı eylemlerin önlenmesini” isteyebileceklerine karar vermiştir.
Medeni Kanunun 661.maddesi ile ilgili verdiği kararlarına baktığımızda Aydın’da jeotermallerin çıkardığı gazlar ve madenlerin çıkardığı tozlar nedeni ile incir,
zeytin,vs.bitkisel ve hayvansal ürünlerinde zarar oluşan vatandaşlarımız dava açabilir.
Görüldüğü üzere hava kirliliğine karşı alınabilecek tedbirler, çeşitli idare organlarının yetki alanına girmektedir. Maalesef bu organlar hava kirliliği konusuna gereken ilgiyi şimdiye kadar göstermemişler, göstermemeye de devam etmektedir. Hava kirliliği bugünkü imkanlarla herhangi bir idari makamın tek başına çözebileceği bir sorun olmaktan çıkmıştır. Alınabilecek tedbirlere uymamanın ceza müeyyideleri hafiftir. Özel hukuk hükümleri de etkisiz kalmaktadır. Bu nedenlerle hava kirliliği ile mücadele çeşitli kanunlara serpiştirilmiş az çok genel ifadeli hükümlere bırakılmayıp “Temiz Hava Kanunu” içerisinde düzenlenmelidir.
Yorumlar
Trend Haberler
Cumhurbaşkanları bile şifa bulmaya geldi: Aydın’ın meşhur üfürükçüsü Bülbül Hoca
İki kişi ölmüştü: Aydın'daki kanlı olayın detayları ortaya çıktı
Karacasu’da mesaj dehşeti: Genç çocuğu öldüresiye dövdü
AK Partili başkanın “gizli ilişkisi” ortalığı karıştırdı: Aydın siyaseti yasak aşk iddialarıyla çalkalanıyor
Aydınlı yazarın hayatını Hindistan’da çaldılar
Nazilli’de dehşet sabahı: Baş gardiyan darp edilmiş şekilde ölü bulundu
Karacasu'da acı bayram: Otomobilin çarptığı yaşlı kadın hayatını kaybetti
Aydın'daki kanlı olayda sıcak gelişme: Özlüer kardeşleri öldürmüştü...
İncirliovalı Egemen dualarınızı bekliyor
İngiltere’deki 25 yıllık kariyerini bıraktı, annesi için Karacasu’ya döndü
Resmi İlanlar