HAVA KİRLİLİĞİ VE HUKUK (1)
Metin Aydın
Hava kirlenmesi konut ve fabrika bacalarından, motorlu araçların egzozlarından çıkan duman, kurum ve tozlarla, kükürt dioksit, karbon monoksit gibi çeşitli gazların belirli bir bölge havasındaki yoğunluk artışıdır.
Kirli hava insanların sağlıklarını bozar, onları maddi zarara sokar. Hava kirliliğine bağlı olarak ayrıca besinler kirlenir, bitkiler iyi büyüyemez, hayvanlar sakatlanır.
Hava kirlenmesinin bu zararlı etkilerinden korunmak is¬teyen halkımız hangi ölçüde hukuku yanı başında bulabilmekte yada hava kirlenmesi ülkemizde hangi ölçüde bir hukuk konusu olmaktadır? Bu konulara anayasa, idare ve ceza huku¬ku ile özel hukuk açılarından bakmak gerekir.
“Sağlık hakkı” Anayasal bir haktır. Anayasamızın 49. mad¬desine göre “Herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilme¬sini sağlamak devletin ödevidir”.
Sağlık yalnız hastalık ve maluliyetin yokluğu olmayıp bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan tam bir iyilik halidir. Sürekli pis hava solumak, insan için tam bir iyi¬lik hali olarak düşünülemez. İnsan sağlığına zarar veren çeşitli faktör¬lerin yok edilmesi ve toplumun bu faktörlerin tesirinden korun¬ması devletin sağlık hizmetleri arasındadır.
Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na göre de “memleketin sıhhi şartlarını ıs¬lah ve milletin sıhhatine zarar veren amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin eylemek umumi devlet hizmetlerindendir.”
Bu hizmetlerden yararlanmak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde tanınan bir haktır. Kısacası insan sağlığına zararlı her etken gibi hava kirliliğini giderici tedbirler almak, devlet için bir sağlık hizmeti, bundan yararlanmak yani temiz hava solumak, vatandaş için tabii olduğu kadar Anayasa ile de pekiştirilmiş bir sağlık hakkıdır. İşte bu anlamda vatandaşın bir “temiz hava hakkı” vardır.
Peki o zaman hava kirlenmesini önleme yükümlüğü hangi idari organ¬lardadır ?
Hava kirlenmesi, genelde şehirlerde görüldüğü için bu konuda ilk ödev BELEDİYELERE düşer. Belediye Kanununa göre de “belediyelerin, beldenin ve bel¬de halkının sıhhat, selamet ve refahını temin, intizamını halelden koruma maksadıyla yapacağı vazifeleri” vardır. Belediyeler bu görevleri yerine getirebilmek için gerekli yet¬kilerle donatılmıştır. Umumi Hıfzıssıhha Kanuna göre de “her şehir belediyesi o şehir ihtiyaçlarına göre sıhhi hususlara ait bir zabıta/talimatnamesi tertip eder. Bu nizamname, meskenlerin ihtiva etmeleri lazım gelen asgari müştemilatı ve umumiyetle şehrin sıhhat ve temizliğine taalluk eden hususlara ait riayetleri lazım gelen kaideleri ihtiva eder”.
Bu hükümleri iyi uygulamasını bilen bir belediye, mesela yapılarda hava kirlenmesini önleyecek cihazlar bulundurul¬masını, bacaların belli yükseklikte yapılmasını, filtre vs. takılma¬sını zorunlu kılabilir. Gerek Umumi Hıfzıssıhha Kanununu, gerek İmar Kanu¬nununda öngörülen “ruhsat verme yetkisinin” be-lediyece bilinçle kullanılması bile, yeni yapıların daha başlangıçtan itibaren bu çeşit şartlara bağlanmasını sağlayabilir. İmar Kanununun 52. maddesinde hava kirletici un¬surların ortadan kaldırılması açıkça öngörülmüştür. “Arsalarda, evlerde ve sair yerlerde umumun sağlık ve selametini ihlal eden, şehircilik, estetik veya trafik bakımından mahzurlu görülen enkaz veya birikintilerin, gürültü ve duman tevlit eden tesislerin, hususi mecra,lağım, çukur, kuyu ve benzerlerinin mahzurlarının gide¬rilmesi ilgililere tebliğ olunur.”
Hava temizliğinde şüphesiz VALİLİK de ödevlidir. Kamu esen¬liğini sağlayacak olan vali, devletin ve hükümetin temsilcisi sı¬fatıyla bütün devlet daire, müessese ve işletmelerini, özel iş yerlerini, özel idare, belediye idareleriyle bunlara bağlı tekmil mü¬esseseleri denetlemeğe; kanun, tüzük ve yönetmeliklerin uygulanmasını gerçekleştirmek üzere gereken bütün tedbirleri almağa, aynı amaçla genel emirler çıkarmağa yetkilidir. Ayrıca civarında ikamet eden halkın sıhhat ve istirahatini ih¬lal eden müessese ve atölyeler, yani gayri sıhhi müesseselerden ikinci ve üçüncü sınıf sayılanların kurulabilmesi, mahalli sıhhat memurlarının muvafık raporları üzerine mahalli en büyük mülki¬ye memurunca resmi müsaade verilmesi şartına bağlanmıştır. Aydın’da yarattığı hava kirliliği nedeni ile halkın şikayetlerinin giderek artmasına sebep olan jeotermal santraller ikinci sınıf gayri sıhhi müessesler sınıfında yer almakta olup bunların ruhsat onayını Aydın valiliği yapmaktadır.
Valiliğin bu alandaki ruhsat yetkisi, izinsiz veya izne ay¬kırı çalışan gayri sıhhi müesseseleri kapatma yetkisini de içerir. Danıştay'ın yerleşmiş içtihadı bu yöndedir. Çevredeki halkın sağlık ve huzurunu bozucu benzeri işyerlerinin Umumi Hıfzıssıhha Kanununa dayanılarak ida¬rece kapatılması konusundaki Danıştay kararları da böyle¬dir. Danıştay 12. Dairesi kararına göre Umumi Hıfzıssıhha Kanununun koyduğu esaslara aykırı yeni durumların meydana gelmesi veya ruhsat sahibi tarafından ruhsata aykırı durumların ihdası halinde idare, daha önce vermiş olduğu izni geri alabilir, yani ruhsatı iptal ede¬bilir.
Bu arada İl Hıfzısıhha Meclisi’de “mahallin sıhhi ahvalini dai¬ma nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri” alır; kararları vali tarafından yürütülür.
Tüm bu kanuni hükümlere baktığımızda ilin başında yetkilerini tam kullanabilen bir Vali hava kirliliğinin önlenmesinde büyük rol oynayabilir. DEVAM EDECEK
Yorumlar
Trend Haberler
Cumhurbaşkanları bile şifa bulmaya geldi: Aydın’ın meşhur üfürükçüsü Bülbül Hoca
İki kişi ölmüştü: Aydın'daki kanlı olayın detayları ortaya çıktı
Karacasu’da mesaj dehşeti: Genç çocuğu öldüresiye dövdü
AK Partili başkanın “gizli ilişkisi” ortalığı karıştırdı: Aydın siyaseti yasak aşk iddialarıyla çalkalanıyor
Aydınlı yazarın hayatını Hindistan’da çaldılar
Nazilli’de dehşet sabahı: Baş gardiyan darp edilmiş şekilde ölü bulundu
Karacasu'da acı bayram: Otomobilin çarptığı yaşlı kadın hayatını kaybetti
Aydın'daki kanlı olayda sıcak gelişme: Özlüer kardeşleri öldürmüştü...
İncirliovalı Egemen dualarınızı bekliyor
İngiltere’deki 25 yıllık kariyerini bıraktı, annesi için Karacasu’ya döndü
Resmi İlanlar