DİNİ AÇIDAN AYDIN’DA YAŞANILAN EKOLOJİK YIKIM
Metin Aydın
Kainatta bütüncül ve entegre ilahi bir denge mevcuttur. Ölçüsüz ve abes hiçbir şey yaratılmamıştır. Yaratılan her şeyde, ince bir nizam, dakik bir ölçü, birbirini tamamlayan ahenk ve dengenin var olduğunu Kur’an haber vermektedir.
Allah yeryüzündeki her şeyi insan için yaratmış, ona yeryüzünde kendisinin bir halifesi/temsilcisi olarak yetki ve sorumluluk yüklemiştir. Dolayısıyla insan, hem kendi yaratılışı,hem de evrendeki kurulu düzenin karışıklığa uğrayıp bozulmaması, yeryüzünün imar ve ihyası sorumluluğunu taşımaktadır. Islam dininin çevre dostu karakteri günümüzde başta müslümanlar tarafından göz ardı edilmekte, ilk müslümanların bugünkü tabirle “ekolojik” olan yaşayış ve gelenekleri yeterince fiiliyata dökülememektedir.
Bugün yaşadığımız dünyada kendisine emanet edilen çevreyi kirleten yanlış tasarrufları sebebiyle insandır. Çünkü o, evrende kendi hizmetine sunulmuş her nimete hiyanet etmiştir. Bu nedenle Kur’an, fiziki çevreden önce birey olarak insanın maddi ve manevi yönden kirlenmemesini ve beraberinde başka sorunlar çıkarmamasını esas alır. O halde, Kur’an kültürü kazanmış olan bir kişinin çevreye zararlı olması düşünülemez.
Aydın’da bugün içinde bulunduğumuz ekolojik çevreye baktığımızda maalesef Aydın’da yaşayan çoğunluğun Kur’an da yazan hükümlere uymadığını ,Allah’ın emirlerine aykırı hareket ettiğini, sadece kendi maddi çıkarlarını ön plana çıkardığı görülmektedir.
Aydın’ın en öncelikli çevre sorunu su kirliliğidir. Yüzyıllardır Menderes havzasına hayat veren Büyük Menderes nehri bugün Türkiye’nin en kirli üçüncü nehri haline gelmiş, su içeriği olarak tarımsal sulamada kullanılmaması gereken düzey olan dördüncü seviyeye ulaşmıştır. Büyük Menderes nehrini belediye-sanayi atıksuları, jeotermal akışkanları, zirai ilaçlar-gübreler ve maden ocakları kirletmekte, hali hazırda Menderes nehri kanalizasyon atıkları taşıma nehri olarak kullanılmaktadır.
Menderes nehir suları ile sulanan topraklar kirlenmekte, bu topraklarda yetişen tarımsal ürünler sağlıklı ürün vasfını kaybetmekte,bu besinleri tüketen insanlar sağlıklarını kaybetmektedir. Tüm bu kirliliklere bağlı olarak Menderes nehrinde bazen az, bazen toplu ama istisnasız her gün balık ve diğer canlı ölümleri olmaktadır. Aydın’da en fazla insan ölümleri de Menderes nehrine en yakın yerleşin yerlerinde ve Menderes nehrinde en fazla organik kirliliğin olduğu bölgelerde olmaktadır. Bugün gelinen noktada Büyük Menderes nehri, Menderes havzasına yaşam değil, ölüm vermektedir.
Kur’anı Kerime göre Allah bütün canlıları sudan yarattı ve su oluşmadan önce hayat yoktu.
Görünen o ki Aydın’da Büyük Menderes nehrinde giderek artan kirlilik ve bu kirliliğin ekolojik çevre üzerindeki etkisinin boyutu ve sonucu olarak Büyük Menderes havzası bugün itibarı ile Allah’ın suyu yaratmadan önceki dönemine hızlı bir şekilde dönmektedir.
Oysaki Hz. Peygamber su/pınar başlarına tuvalet ihtiyacının giderilmesini, duran ve akan sulara tuvalet ihtiyacının yapılmasını yasaklamıştır.
Yine Kuran’da pek çok ayette hayatın devamı için suyun varlıklar için önemine dikkat çekilmektedir.
Fakat Hz. Peygamberin yasaklarını ve Kuran’ın emirlerini dinlemeyen Menderes havzası halkı ve yöneticileri bırakın Menderes nehir başına tuvalet yapmayı, Büyük Menderes nehrini kanalizasyon tahliye kanalı olarak kullanır hale gelmişlerdir.
Bugün Menderes havzası topraklarındaki kirlilik seviyesi Menderes nehir suları ile sulanması sonucu Menderes nehrinden beş kat daha fazla kirli hale gelmiştir. Bu kirli topraklarda yetişen tarımsal ürünler sağlıklı ürün vasfını kaybederek insan sağlığını tehlikeye atmaktadır. Menderes havzası Türkiye’nin en verimli topraklarına sahip olup bu havzada Türkiye’deki incirin yüzde 65’i, kestanenin yüzde 31’i, zeytinin yüzde 20’i yetişmektedir. Oysaki Menderes havzası toprakları kirlilik dışında her geçen gün miktar olarak azalmakta, havza toprakları sanayi tesisi-jeotermal santral-maden ocakları-yerleşim yeri olarak kullanıma açılmakta, toprak üstündeki incir-zeytin ağaçları kesilmekte ve köklenmekte, çevre kirliliğine bağlı olarak zeytin ve incir ağaçları topyekun kurumaktadır.
Allah ağaç kesimi konusunu kendi iznine bağlamış ve ağaç kesimlerine lanet etmiştir. Kuran’da Tin suresinde Allah’ın incir ve zeytin ağaçları üzerine yemin ettiği yazmakta olup Allah’ın incir ve zeytin ağaçlarına verdiği önem gösterilmektedir. Bugün Aydın’da yapılan çevre katliamları sonucu sürekli şekilde incir ve zeytin ağaçları kesilmekte, ne Allah’ın emirlerine ve yasaklarına nede Zeytin Kanununa ve Toprak koruma kanunlarına uyulmaktadır.
Heredot’a göre Aydın gök kubbe altında en güzel yer yüzü toprağı idi. Bugün Aydın’da gök kubbe hava kirliliğine bağlı olarak yok olmuş, Aydın ili jeotermallerin çıkardığı hidrojen sülfüre bağlı olarak çürük yumurta kokar hale gelmiştir. Aydın ili bu hidrojen sülfüre bağlı olarak Türkiye’de yaz dönemi en fazla kükürt dioksit kirliliği olan ikinci il konumuna gelmiştir. Yine Aydın ili 2013-2014-2015 yıllarında en fazla PM10 limit aşımının yaşandığı ilk on istasyon arasında yer almıştır. Aydın’da PM10 hava kirliliğinin sebebi ise maden ocakları, jeotermal santraller, sanayi işletmelerdir.
Allah hava, su, toprak ve enerjinin ısraf edilmeden dengeli bir şekilde kullanılmasının emreder. Cennet kelime anlamı olarak bahçe ve yeşillik demektir.
Aydın ekolojisi bugün Allah dinlemez, Kuran bilmez, Kanun tanımaz ve uygulamaz durumlar sonucu çoraklaşmakta ,cehenneme dönmektedir. Kuran ekolojik düzeni tehdit eden en tehlikeli düşmanın insan olduğunu belirtmektedir.
Kuran’ı Kerim’e göre felaketler “Toprağın çoraklaşması, verimsizleşmesi, toplu ölümler, orman yangınları, denizlerin bozulması, bereketin ortadan kalkması, her türlü zarar ve ziyanın artması, her türlü zulümdür”.
Yine Hz.Peygamber insanın bütün canlılara karşı sorumlu olduğunu bildirmiştir. Menderes havzası bugün topyekün olarak felaketi yaşamakta, dini emirlere ve medeni kanunlara uyulmaması sonucu havza ekolojisine adeta zulüm edilmektedir. Allah ibadet edilen yer olan mabedi yani dünyayı kirletenlere ekosistemi bozanlara “bozguncu” demiştir. Menderes havzasındaki kirlilik Allah’a ibadet edilen yer olan mabedin yani havzanın topyekün olarak bozguncular tarafından talan edildiğini göstermektedir.
Kuran’ı Kerim’e göre Allah’ın yeryüzündeki Halife’si insandır ve insan imtihan için yaratılmıştır. Yine Kuran’a göre ekosistemde özne insandır. Kuran müslümanların bedenen, kalben, fikren ve içinde bulduğu ortamın temiz olmasını ister. Menderes havzasındaki kirliliğe baktığımızda havzada yaşayan müslümanların Allah’ın hükümlerine uymadığını, sınavlarını veremediğini, bedenen olsa bile kalben ve fikren yeterince temiz olmadıkları görülmektedir.
O nedenle madem bütün problemler insanın bozulması veya kirlenmesiyle ortaya çıkmıştır, o halde önce insanın fikren-kalben-bedenen temizlenmesi gerekir.
Onu değiştirecek olan da yine onun kendisi, kanunlar, adalet ve gerçek Kuran’ın uygulanmasıdır. “Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez...” .
Yorumlar
Trend Haberler
Cumhurbaşkanları bile şifa bulmaya geldi: Aydın’ın meşhur üfürükçüsü Bülbül Hoca
İki kişi ölmüştü: Aydın'daki kanlı olayın detayları ortaya çıktı
Karacasu’da mesaj dehşeti: Genç çocuğu öldüresiye dövdü
AK Partili başkanın “gizli ilişkisi” ortalığı karıştırdı: Aydın siyaseti yasak aşk iddialarıyla çalkalanıyor
Aydınlı yazarın hayatını Hindistan’da çaldılar
Nazilli’de dehşet sabahı: Baş gardiyan darp edilmiş şekilde ölü bulundu
Karacasu'da acı bayram: Otomobilin çarptığı yaşlı kadın hayatını kaybetti
Aydın'daki kanlı olayda sıcak gelişme: Özlüer kardeşleri öldürmüştü...
İncirliovalı Egemen dualarınızı bekliyor
İngiltere’deki 25 yıllık kariyerini bıraktı, annesi için Karacasu’ya döndü
Resmi İlanlar