Herkesin hayatının merkezi farklıdır. Kimisi için ailesidir kimisi için yaşadığı şehir kimisi içinse evidir en önemli noktası.Ama şu da var ki, insan belli bir saatten sonra dinginlik istiyor hayatında. Onu aşağı çeken insanlar, yeni ilişkiler, yeni bir ev istemiyor. Bunlar hep yorgunluk çünkü. Zaten yılların bir ağırlığı var üstümüzde bir de başka şeyler…”Yok kalsın. Ben böyle iyiyim, diyorsunuz.” Sakinlik en ihtiyacınız olan şey oluyor.
Süreyya…
Süreyya için de böyle. O kendi kurduğu dünyasında mutlu. Evi ve dükkanı onun her şeyi. Mutfağında huzur içinde kahvesini içmek her şeyden daha çok huzur veriyor onu. Bir de kiraya verdiği çatı katı dairesi var.Bu sakin hayatındaki tek hareket noktası. Yalnızlığı sevse de her yeni gelen kiracının yalnızlığına bir yoldaş olacağını düşünüyor. Şimdiye kadar gelenler hiç de beklediği gibi olmamış. Ama bu seferkiler farklı…Bakalım Esin’in hayatına neler katacak?
“Ha, işte şu mutfakta pencere önündeki şu masa da benim merkezim. Yirmi beş yıldır her gün o masayla yalnızlığımı paylaşıyorum. Artık gitme vaktim geliyor. Aşağıda ömrümü geçirdiğim kırtasiye dükkanım, yukarıda evim. Gerçi çok uzakta, birkaç yılda bir misafir gibi gelen, geldiğinde de evimde bile yatmayan bir oğlum var. Bir de çatı katım var kiraya verdiğim. Bütün varlığım bu. Şu ara boş, kiracılar epey oldu çıkalı. Kiracılarım olsaydı giderayak bana yoldaş olurlardı. Hem de vedalaşacak, yok yok, haber verecek birilerim olurdu diye düşünürken böyle olmayacak dedim. Dükkanın camına ilanı hemen yapıştırdım:
Yalnız bayan ya da bay (çocuklu olabilir) Arnavutköy’de 40 metrekare, kaloriferli, kiralık çatıkatı. Sonra dedim ki neden cinsiyet ayrımına gidiyorsun, bırak bunları. Okuduğum bir kitapta geçiyordu: Niteliksiz adam, yanına da şöyle biri olsun Güneyli Kadın.
Laden…
İlk gelenleri hiç gözüm tutmadı. Tutuldu dedim gönderdim. Sonra içeriye Laden girdi.Kıvırcık saçlı,uzunca boyu, boynuna doladığı rengarenk atkıdı ve yumuşacık sesiyle kalbîmi çalıverdi.Hem de Güneyli,Kıbrıslı.O daha kapıdan çıkarken bir delikanlı girdi içeriye.
Ulric…Namıdeğer Mercan.
Akşamları meyhanede garsonluk, haftada üç gün de temizlik yapan kısacası “niteliksiz”bir eleman. Sakin,sadeliği konuşmasından anlaşılan,mütevazi bir genç.
Çocukları sevdim ikisini de. Saf ve temiz bir halleri var. İçim ısındı. Esin’den sonra kimseyi yanıma yaklaştırmadım ama bu çocuklar bana iyi geldi. Evlerine taşındılar. Pek kendi aralarında anlaşamasalar da benimle bir sıkıntıları yok. İyiyiz, iyi derken, tam da sıradan hayatıma bir renk geldi diyecekken o mektup gelip kapımı çaldı. Bir anda ne olduğumu şaşırdım. Nasıl olur böyle bir şey?
Berrin Hanım…
Yıllardır benim kırtasiyeye ara ara gelen bazen de ayaküstü sohbet ettiğimiz bir müşterimdi Berrin Hanım. İyi biri diye de düşünüyor(d)um. Hatta uzun zaman önce Berrin Hanım’a yazdığı şiir kitabı için yardım bile etmiştim. Geçenlerde yine kırtasiyeye geldi. Yine küçük bir sohbet ayaküstü. Hadi bir kahve ikram edeyim dedim. Masanın önündeki sandalyeye oturdu, oturdu ama “Süreyya Hanımcım neden masaya geçmiyoruz. Öğlenle ölünmez. Kaç yıl geçti zaten.”der demez ne olduğumu şaşırdım, kadının kucağına verdiğim gibi dışarı atmam bir oldu. Orası Esin’in yeriydi. Oraya kimse oturamazdı. Sinirlerime hakim olamadım ve onu dükkanımdan kovdum. Aradan bir zaman geçti. Postacı kapımda. İşte size bahsettiğim bu Berrin hanım bana bir mektup göndermiş. İntihar mektubu. İntihar etme sebebi de benmişim. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Tansiyonlarım çıktı. Mektubun yanına iki tane de anahtarını koymuş evinin. Gel beni bul diyor. İşte bu saatten sonra benim hayatımın seyri değişti. Kiracım olan bu iki genç güzel insan Laden ve Mercan hep benim yanımdaydı. Bu mektubun sırrını çözmemde çok destek oldular bana. Onları çok sevdim. Onlar da hem beni hem de birbirlerini.
Hayat acı sürprizlerle dolu!..
“Mutluyum huzurluyum. Hiçbir derdim yok!” diyen insanların hayatlarında bile herkesten sakladıkları sırları vardır. Bu sırların üzerine ölü toprağı serilmiş gibidir. Ama öyle bir an gelir ya da öyle beklenmedik bir durum yaşanır ki artık o sırların ve gerçeklerin ortaya çıkma zamanı gelmiştir. Süreyya Hanım’ın da işte o mektup geçmişi ile bir yüzleşmedir. Yıllarca yok saydığı, zihninin en derinine attığı her şeyi tek tek gün yüzüne çıkarma vaktidir, tabii Berrin Hanım sayesinde.
Süreyya Hanım’ın geçmişindeki gizem ne? Bu iki kadın arasındaki bağ nerelere kadar gidiyor? Bu iki gencin dünyaları birbirini tutacak mı? İşte bu soruların cevabını hem tebessüm ederek hem de hüzünlenerek okuyacaksınız. Bir tarafta gençlerin birbirleriyle yakınlaşması, bir taraftan gizemli biri olan Mercan’ın geçmişindeki bilinmezler. Laden’in sevecen ve samimi kişiliği ile bu üç ayrı dünya insanına bir aile sıcaklığını vermesi ile Şükran Yiğit’in kalemini çok sevdim. Yazar yurt dışında yaşadığı için Türk okuyucusu tarafından pek tanınmıyor. Aslen mühendis olan Şükran Yiğit çevresini ve insanını yakından tanıyan ve çok iyi gözlemleyen biri. Yaşadığı dönemlerin sosyokültürel etkilerini de eserlerine etkileyici şekilde yansıtmış olan yazarın dili akıcı, kahramanları gerçekçi ve içten. Kitapla ilgili yapacağım tek eleştiri Laden ve Mercan’ın ilişkilerini biraz daha derinleştirebilirdi. Aşklarının ne derecede ilerlediğini merak ettim doğrusu. Sanırım yazar bu kısmı okuyucunun hayal dünyasına bırakmış.Yazarın takdiri diyelim. Ayrıca “Burası Radyo Şarampol ve Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları” adlı kitapları da var. Ancak yazarın adını duyuran ve en çok tanınan ve Ankara Mon Amour (2003) adlı kitabı en çok okunanlar arasında.Ben de en kısa zamanda okumak istiyorum.
Merak edenlere keyifli okumalar.
ALINTILAR:
“Üzerinden yıllar geçince acının adı hüzün olur.
Benim bu hayaya öğrendiğim en önemli şey hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığıdır.”
Kitabın Yazarı: ŞÜKRAN YİĞİT
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih:1.Baskı 2008, İletişim Yayınları, İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:250
Bu Hafta Ne Okuyalım? "Çatıkatı Aşıkları"
Fatma Altınöz
Yorumlar
Trend Haberler
1 milyon TL'nin 32 günlük faiz getirisi belli oldu! Banka banka güncel kazanç tablosu
Aydın’da günlerdir aranıyordu: Yol kenarında ölü bulundu
Aydın'da mirasçılar aranıyor! Başvuru olmazsa miras devlete kalacak
Mecliste kabul edildi: Ehliyete yeni düzenleme geldi
Aydın'da veliler ayaklandı: Duruma tepki gösterdiler
Didim’de eski otelin plajı, karavancıların yeni durağı oldu
Karacasu’da feci kaza: Eski Zabıta Müdürü hayatını kaybetti
Karacasu'da feci kaza: 1 ölü ,2 yaralı
Didim’de acı olay: Kendini asarak canına kıydı
Aydınlı peynir markası kandırmaya doymuyor
Resmi İlanlar