100 yılı aşkın sürede, CHP’de 12 kez partisinden istifa edenler, yeni parti kurmuş.
Sadece Adnan Menderes ve Celal Bayar’ın, CHP’den ayrılıp kurduğu DEMOKRAT PARTİ, başarılı olmuş, 1950 yılında iktidara gelmiş.
Onun dışında parti kuranlar, hüsrana uğradı, ayakta bile kalamamış.
Bunların son örneği, CHP’li MUHARREM İNCE’dir.
Sayın İnce de bugünkü CHP için, “Atatürk’ün kurduğu CHP ile uzaktan yakından ilgisi kalmamıştır. Bu CHP millet için çalışan CHP değildir. Yolsuzluğun yuvası haline gelmiştir. Menfaat kavgası yapılan bir parti olmuştur.” demiş, CHP’den istifa etmiş, MİLLET PARTİSİ’ni kurmuştu.
O da tutmadı. Sonuç fiyasko oldu.
Ama CHP’de neler değiştiyse, Sayın Muharrem İnce, partisini kapattı. CHP’ye geri döndü.
CHP, Atatürk’ün kurduğu bir partidir. Bunu herkes biliyor.
Bu nedenle, CHP’nin kurumsal bir kimliği vardır. Partide hiç kimse bu kurumsal kimliğin üzerinde olamaz.
Özgür Özel, pof poflarla kendini bu kurumsal kimliğin üzerinde gördü.
Maceracı yapısı ile rahmetli DENİZ BAYKAL’ın uyarılarından da ders almadı.
Yolsuzluk işlerine bulaştığı iddiaları ortaya atıldı.
Rüşvetin, para trafiğine karıştığı iddialarına muhatap oldu.
On düşünüp, bir konuşma yerine hep konuşmayı seçti.
Genel başkanlığı kaybetme korkusu ile, liderlik vasıflarının gereğini yapamadı.
Maceracı bir yol seçti. Cumhurbaşkanına saldırmayı, memlekete hizmet sandı.
Büyük rüşvet iddialarına muhatap oldu.
Özellikle, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı’nın oğlunun iddiaları, bu suçlamalarının üzerine, tuz biber oldu.
YENİ PARTİ, zor bir sürece girdi.
Kendine yakın anketler, Özgür Özel’in oyunun yüzde kırk, elli civarında olduğunu söylese de, tarafsız anketler, YENİ PARTİ’nin yüzde 15-20 arasında oyu olduğunu yazdı çizdi.
Özel, mücadelesini parti içinde yapmalıydı.
Daha önce partiden ayrılıp parti kuranlardan ders almalıydı.
Sonuçta, Özgür Özel de Muharrem İnce gibi, yanlış yaptı. Partiden ayrılmakla, CHP’yi bölen partili durumuna düştü.
**
YAHUDİLERE BÜYÜK GÖZDAĞI, “MEKKE ANLAŞMASI”
Son 20 yılda Yahudiler Ortadoğu’da yaklaşık 200 bine yakın Filistinli ve Müslüman öldürdü.
Kimse bu katliamı durduramadı. Dünya bu katliama adeta seyretti.
Türkiye dâhil, Müslüman ülkeler hep kınadılar, telin ettiler ama müdahale edemediler. Neden?
Çünkü İsrail, sırtını Amerika’ya dayadı. Ondan güç aldı. Silah aldı. Elinde Amerika’dan aldığı atom bombası vardı.
Düne gelinceye kadar, bu böyleydi. Şimdi durum değişti.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan “MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI” Yahudilerde ve özellikle Yunanistan’da panik yarattı.
Adı MEKKE ANLAŞMASI konan bu savunma antlaşmasına göre, bu 3 ülkeden birine saldıran ülke, 3 devlete saldırmış kabul edilecekti.
3 Müslüman ülke ile savaşmayı göze alacaktı.
Kardeş devlet Pakistan’ın elinde atom bombasının olması, işin rengini değiştirdi.
Yahudiler böyle bir savunma anlaşması beklemiyordu.
Ortadoğu’da dengeler altüst oldu.
Bu savunma antlaşması, İsrail’in saldırganlığına karşı mutlaka caydırıcılık getirecektir.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ, bu hamlesi ile Ortadoğu’da gündem yaratan, LİDER BİR ÜLKE olduğunu da bir kez daha gösterdi.
**
SAHİLLERDE FİYATLARA KİM DUR DİYECEK?
Enflasyon bir türlü frenlenemedi. Fiyat istikrarı kayboldu.
Her şey aldı başını gidiyor. Sahillerde fiyat disiplini kayboldu.
Sahiller sahipsiz kaldı. Halk plajları gasp edildi. Kumsallar işgal altında.
Bir çay sahilde 150 liraya kadar satılabiliyor.
Fırınlarda ekşi maya ekmek 100 liraya satılırken, bir gün içinde 130 liraya çıkıyor.
Kim zam yap dedi? Neden bir günde yüzde 30 zam yapıldı, bilen yok.
Şikâyet üzerine iş yerine gelen zabıta, şikâyet edilen esnafın çayını içip dönüyor.
Bir damacana su haziran ayında 100 liraydı. Şimdi 140 liraya satılıyor.
Kuşadası’nda, sitelerde, susuzluk bir başka dert oldu.
Yapılan hesapsız, çığ gibi çoğalan sitelerde sular akmıyor.
Susuzluktan geri dönenler var. Burası ülkenin turizm merkezi diye anılan Kuşadası’nın içler acısı durumudur.
Bu görüntüler gelecek yıllar için bir alarmdır. TEDBİRLER ALINMALIDIR.
Plajların temizliğinden bahsetmek istemiyorum, sadece İYİYE GİDEN HİÇBİR İŞİMİZ YOK diyorum.
**
SİYASET PARAMPARÇA!
Siyasetten başlamışken, bu konuyu satırlarıma taşımak istemiyorum.
Partilerdeki gelişmeler ve yaşananlar, milleti siyasetten soğuttu.
Hizmet için yapılan siyaset, kin ve nefrete dönüştü.
Düne gelinceye kadar aynı partide çalışanlar, bugün gelinen noktada birbirlerine düşman gözü ile bakmaya başladı.
Hepsinin ağzından çıkan söz aynı: BİZ ATATÜRKÇÜYÜZ.
ARTIK YETER... Her naneyi yiyeceksin, yolsuzlukları yapacaksın, hak hukuku çiğneyeceksin, sonra da Atatürkçülük maskesine sığınacaksın.
Ben ATATÜRKÇÜYÜM diyeceksin.
Onu yalan, bunu yalan diyeceksin. Olur mu böyle şey?
Milletin aklı ile alay etmeyin.
Atatürkçülük dürüstlüktür, saygıdır. Sevgidir. Ülke ve bayrak sevgisidir.
CHP 70 yıldır millet için değil, CHP içinde menfaat kavgası yaptı.
ATATÜRK SEVGİSİ ile dolu milletin aklı ile alay ettiniz. Demagojiyi millete hizmet kabul ettiniz.
Hatırlayın, rahmetli CHP Genel Başkanı DENİZ BAYKAL genel başkanlığında ne demişti:
“BİZE YAKIŞTIRILAN YOLSUZLUKLARDAN, İHALELERE FESAT KARIŞTIRMAKTAN, RÜŞVETTEN KENDİMİZİ KURTARMALIYIZ. MİLLETİMİZE, BU GÜVENİ VERMELİYİZ. YOKSA İKTİDAR BİZE HAYAL OLUR.” demişti.
Rahmetli Baykal, devamla, belediye başkanlıklarının halkın hakkını hukukunu yeme, yolsuzluk yapma, rüşvet alma, verme makamı olmadığını söylemişti.
Günümüzde, CHP içindeki gruplar, birbirlerini, “YUNAN CAVURUNU DİNLERİM... SEN BUTLANCISIN veya ÖZGÜRCÜSÜN, SENİ DİNLEMEM.” durumuna geldi.
CHP’Yİ BU DURUMA GETİRENLER UTANMALIDIR.
Partiyi menfaat kavgası alanına çevirenler asla CHP’Lİ OLAMAZ.