Gazetecilik mesleği toplumun hedefi olan bir meslek.
Kamuoyunda, kimse kendisine iğne bile batsın istemez.
Görevini halkın haber alma hakkına saygı duyarak, tarafsız gazetecilik yapmak isterseniz, toplumun hedefine oturursunuz. Bu durum, gazeteciyi yıldırmamalı.
Ben gazetecilik mesleğini bu çizgide başladım. Bu çizgide götürdüğümü düşünüyorum.
Son yıllarda tecrübelerimi yorumlarımla topluma aktarmaya çalışıyorum. Elbette bazı çok sevdiğim insanlarda, bundan nasibini alabiliyor.
Geçenlerde bir yorumumda, İçişleri Bakanımızın Nazilli Belediye Başkanları Kürşat Engin Özcan ile Haluk Alıcık hakkında bir konuda SORUŞTURMA İZNİ verdiğini ifade edip, vatandaş bu karardan çok memnun oldu demiştim.
Sayın Başkanlarımızın da aklanmaları için bu durumdan memnun olması gerekir.
Soruşturma sonunda, haklarında yapılacak işlemden vazgeçilirse bu durum en çok kendilerini mutlu eder.
Yazımdan bir hafta sonra bir cenazede MHP Aydın İl Başkanı sayın Haluk Alıcık, bana; “Baba, beni sevdiğinden mi? Sevmediğinden mi? bilmem..
Geçen gün yorumunda, beni ne biçim eleştirmişsin” diye yakınırken o anda yanımıza, Belediye Başkanı Kürşat Engin Özcan geldi. Sohbeti dinlemiş olmalı ki, söze atıldı.
“Haluk Başkan, Hocam sizi eleştirmemiş, teğet geçmiş. Hocam asıl beni, acımasız eleştirmiş. Ben bile gık demiyorum” dedi.
Sohbeti dinleyenler, cenazede olmasına rağmen gülmekten kendini alamadı.
Bunlar hiçbir gazetecinin amacı değildir. Gazeteci görevini yapar. Olayı yazar ortaya koyar. Herkes de kıssadan hissesini alır.
**
TEŞKİLAT MI? ÖRGÜT MÜ?
Nazilli CHP Belediye Başkan aday adaylarından Ertuğrul Tetik’in mesleği doktorluk.
Devlet memuru olup emeklidir. Dernekler, her memurun gözünde teşkilat olarak konuşulur.
Devlet içinde, örgüt sözü pek kullanılmaz. Örgüt denince terör akla gelir.
Yasa dışı kuruluşlar akla gelir.
Sayın Ertuğrul Tetik, CHP İlçe Başkanlığı’nda aday adaylığını açıklaması sırasında CHP’den, bahsederken..
“NAZİLLİ PARTİ TEŞKİLATIMIZ” diye konuşmuş. BUNU BİRKAÇ KEZ TEKRARLAMIŞ. Aman efendim.. Sen misin bunu söyleyen.
Ruhu, zihni bozuk, toplum karıştırıcı partililer, basmış yaygarayı..
Almışlar sazı ellerine aday adayları Ertuğrul Tetik’i yıpratmak için, basmışlar dedikoduya.
Ne diyorlar?
Sayın Tetik, CHP’nin örgüt olduğunu bilmiyormuş.
Teşkilatçı bir insanmış. Sağ görüşlüymüş, kimse tanımıyormuş. Daha neler neler.
Bunu kulaklarımla tanık oldum. Ve bana CHP’liler sordular.
Bu doktoru AK Partiler mi ortaya attı? Bu kimin adamı gibi saçma sapan sorularda sordular.
CHP’nin ne hale geldiğini gördüm. Üzerinde ve gerisinde, nokta kadar yanlışı olmayan bir aday için söylenenleri CHP’li arkadaşlara yakıştıramadım.
İÇ KAVGAYI HİZMET SAYAN BU İNSANLARLA, CHP NİN BİR YERE GELEMEYECEĞİNİ, BİR KEZ DAHA İNANDIM.
**
HIZLI ZENGİN OLMA HAYALLERİ BİTTİ
Denizbank olayında, bilinmeyenler yavaş yavaş çıkmaya başladı.
İtibar gören spor dünyasının nasıl bir hırs içinde yaşadıklarını görüyoruz.
Çıkarları için neleri göze aldıklarını, nasıl davrandıklarını ibretle izliyoruz.
34 milyon doların, adı olmayan hangi fona yatırıldığı hala ortaya çıkmadı.
Çılgın gelir hayaliyle millete örnek insanların düştüğü durum. Çok rezil bir ortam.
Paraların yatırıldığı SEÇİL ERZAN’IN paraları borsada nasıl kaybettiği de ortaya çıkmaya başladı.
Paraların nereye yatırdığı, nerde kaybolduğu hala belli değil. Birçok trilyonerinde paralarını bir saadet zincirinde olduğu gibi yok oldu.
Büyük bir tefecilik olayı iddiaları var. Bu olayın daha çok büyüyeceğini düşünüyorum.
İzlediklerimiz, ortaya çıkanlar, sadece duyduklarımız. Bilmediğimiz çok ama çok şey var.
Bu insanların hepsi de kayıt dışı bir gelir beklentisi için bu işi yapmışlar. Hepsi de melek yüzlü yanlış insanlar.
Bu işlere ismi karışan asiye isminde bir çalışanın hala görevden alınmaması arkasındaki güçler olduğunun bir göstergesi. Büyük şaibe.
Arda Turan’a 3 saatte 33 milyon kredi verilmesi de manidar.
Yaşanan olaylardan sonra Türk ekonomisin neler yaşadığını kim anlatabilir?
Yaşanan hızlı zenginleşme denen bu skandal olaylardan sonra dedikodularda hız kazandı.
En önemlisi de Fatih Terim’in kızı da bir evlendirme organizasyonu bürosu kurmuş. Evlenecek futbolcuların ve trilyoner gençlerin bu organizasyona uğramak zorundaymış.
Bu dedikodular da Terim’i bitirir. Bu alemde işler çok değişik oluyor.
**
TÜRK SPORUNUN CELLATLARI
Ülkemizde, akla gelmedik olaylar yaşanıyor. Toplum, modernleşme yerine adeta ilkelleşme yaşıyor
Rahmetli Süleyman Demirel’in söylediği gibi eline fırça alan, kara boyaya daldırıp, önüne gelene sürenler çoğalıyor.
Kaba kuvvet uygulamaları, her geçen gün çoğalıyor.
Ne yazık ki yetkililer YILANIN BAŞINI küçükken ezmiyor. Olaylarda devamlı tırmanıyor.
Sevgi ve saygıyı rafa kaldırdık. Kin, öfke ve hırsı öne çıkardık.
Toplumu zehirliyoruz. Artık herkes uyanmalı. Doğruya dönmeli.
Görevlerini yapan insanların onur ve gururları ile oynamayı marifet sayanları, toplum olarak kınamalıyız.
Bu ligleri bitirtmeyiz diyen kulüp başkanları bu gücü nereden alıyor?
Neden bu insanlara caydırıcı cezalar verilmiyor?
Olayların bu noktaya gelmesinde hepimizin hatası var.
Yine bir seçim önü yaşıyoruz. Birbirimizle tartışma yerine, birbirimizle kavgalar ve hakaretlerle ayrışacağız.
Her gün yeni ve çirkin, olaylar yaşamaya başladık. Geçen Pazar gecesi yaşananlarla, olayların üzerine ayrı bir tuz biber ekti.
**
BU NOKTAYA NASIL GELDİK?
Ankaragücü Spor Kulübü Başkanı Faruk Koca, Türk sporunu ahlaksızca hançerledi.
Türk sporunu dünyaya rezil etti. Ayrıca, bu hakemimiz FİFA Kokartlı, şu an Türkiye’nin en iyi hakemi.
Bu tip insanlarda Türk sporunun olduğu kadar, demokrasisinin, siyasetinin yüz karaları. Bunu herkes çok iyi bilmeli bunlardan uzak durmalı.
Ben, başta Erman Toroğlu ve onun gibilerin hakem camiasını ve hakemleri yıpratıcı, aşağılayıcı yorumlarından dolayı kınıyorum.
Öncelikle Türk sporunu hakaret makinalarından kurtarmak lazım.
Barışın, kardeşliğin yeşerdiği, yeşil sahalara, kin ve öfke yayan bu insanlar Türk futbolunun adeta cellatlarıdır.
Sporseverleri bu yayınları ile adeta zehirliyor.
Hakemlerin, oyun esnasında bir anda görüp değerlendirdiği pozisyonları yıpratıcı, aşağılayıcı bir şekilde, oynat oynat naraları ile Türk sporunu yıprattıklarının farkına varmalılar.
Bu insanlarda Türk sporu için Faruk Koca kadar tehlikeli insanlar.
Spor kamuoyuna nefret yayan bu insanlara, yetkililer dur demeli. Ağır cezalar verilmeli. Yorumlar, meslek ve kişileri yıpratmamalı. Argo ve hakaretlerden kaçmalı.
O hataları yapanların, insan olduklarını bilinmeli.
Hatta bu insanlar Türk sporun her kademesinden uzak tutulmalı, ayıklanmalı. Yoksa dünyaya rezil olmaya devam ederiz.