Bir zamanlar Ege'nin parlayan ilçelerinden biri olarak gösterilen Nazilli, bugünlerde farklı bir soruyla karşı karşıya:
"Biz gerçekten ilerliyor muyuz, yoksa yerimizde mi sayıyoruz?"
Sokakta konuşulanlara kulak verdiğinizde benzer serzenişleri sıkça duyuyorsunuz. Gençler vakit geçirecek alan bulamadıklarından şikayet ediyor, esnaf işlerin eski canlılığında olmadığını söylüyor, vatandaş ise sosyal hayatın giderek zayıfladığını düşünüyor.
Elbette Nazilli büyüyor. Yeni yollar yapılıyor, bazı yatırımlar geliyor, kamu projeleri hayata geçiriliyor. Ancak bir şehrin gelişmiş sayılması için sadece betonun yükselmesi yetmez. İnsanların mutlu olduğu, vakit geçirmek istediği, kendini ait hissettiği bir yaşam alanı oluşturmak da gerekir.
Bugün Nazilli'de birçok kişi akşam olduğunda "Nereye gidelim?" sorusuna cevap bulmakta zorlanıyor. Kültürel etkinlikler sınırlı, sosyal yaşamın merkezleri azalmış durumda. Gençlerin büyük bölümü fırsat bulduğu ilk anda İzmir'e, Aydın merkeze ya da büyükşehirlere gitmenin planını yapıyor.
Asıl tehlike de burada başlıyor.
Bir şehir gençlerini kaybetmeye başladığında sadece nüfus kaybetmez; enerjisini, üretkenliğini ve geleceğini de kaybetmeye başlar.
Nazilli geçmişte bölgenin ticaret merkeziydi. Çevre ilçeler alışveriş için buraya gelir, sosyal etkinlikler burada yapılır, insanlar hafta sonlarını burada geçirirdi. Bugün ise birçok kişi alışveriş için interneti tercih ediyor, sosyal etkinlik için başka şehirlere gidiyor.
Peki suçlu kim?
Aslında tek bir suçlu aramak doğru değil.
Yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının, iş insanlarının ve vatandaşların ortak sorumluluğu var. Şehirlerin kaderi yalnızca belediye binalarında değil, ortak akıl masalarında belirlenir.
Nazilli'nin yeni sosyal alanlara, kültür-sanat etkinliklerine, gençlik projelerine ve yatırım çekebilecek vizyoner adımlara ihtiyacı var. Sürekli geçmişin güzel günlerini konuşmak yerine geleceğin güzel günlerini planlamak gerekiyor.
Çünkü şehirler de insanlar gibidir.
Eğer hedef koymazsanız, ilerleyemezsiniz.
Nazilli'nin hâlâ büyük bir potansiyeli var. Güçlü bir tarım hinterlandı, stratejik konumu, çalışkan insanları ve köklü geçmişi bulunuyor. Ancak bu potansiyelin harekete geçirilmesi gerekiyor.
Bugün sormamız gereken soru şu:
"Nazilli neden geride kaldı?" değil...
"Nazilli'yi yeniden nasıl ayağa kaldırabiliriz?"
Çünkü sorunları konuşmak önemlidir ama asıl değerli olan, çözümleri konuşabilmektir.