Nazilli’nin sonu nereye gidiyor?

Bu soru artık yalnızca birkaç kişinin kahve köşelerinde yaptığı bir sohbetin konusu değil. Sokakta, pazarda, esnafın dükkânında, gençlerin oturduğu kafelerde aynı kaygıyı duymak mümkün.

Nazilli’ye ne oluyor?

Yıllardır büyümesi, gelişmesi, çevre ilçelere öncülük etmesi beklenen Nazilli, bugün geleceğinin ne olacağını bilmeyen bir kent görüntüsü veriyor.

Peki neden?

Neden hiçbir kurum çıkıp bu kentin önüne somut bir yol haritası koymuyor?

Nazilli’nin 5 yıl sonra, 10 yıl sonra nerede olacağına dair neden kapsamlı bir plan açıklanmıyor?

Sanayisi nasıl gelişecek?

Trafik sorunu nasıl çözülecek?

Otopark sorununa ne zaman kalıcı bir çözüm bulunacak?

Gençler için yeni istihdam alanları nasıl oluşturulacak?

Tarımın geleceği ne olacak?

Esnafın giderek ağırlaşan ekonomik sorunları için ne yapılacak?

Nazilli’nin il olma beklentisi, yeni organize sanayi bölgesi, serbest bölge, ulaşım yatırımları ve yıllardır konuşulan büyük projeler hangi aşamada?

Sorular çok.

Ancak cevap veren yok.

Nazilli halkı sürekli bir şeyler bekliyor. Bir açıklama, bir proje, bir yatırım, bir umut…

Fakat vatandaşın karşısına çoğu zaman belirsizlik çıkıyor.

Bugün Nazilli’nin en büyük sorunlarından biri yalnızca ekonomik sıkıntılar, trafik veya altyapı değildir.

Asıl sorun, geleceğe dair belirsizliktir.

İnsanlar bu kentin nereye gittiğini bilmiyor.

Daha kötüsü, bu soruya cevap vermesi gereken makamların da kamuoyuna açık, anlaşılır ve güven veren bir gelecek vizyonu ortaya koyduğunu göremiyoruz.

Belediye ne düşünüyor?

Milletvekilleri Nazilli için hangi projeleri takip ediyor?

Siyasi partilerin bu kent için ortak hedefleri var mı?

Meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası ve üniversite Nazilli’nin geleceği konusunda neden ortak bir masa etrafında buluşamıyor?

Bir kent yalnızca günlük sorunları çözerek yönetilemez.

Çöp toplanır.

Yol yapılır.

Park düzenlenir.

Etkinlikler gerçekleştirilir.

Bunlar zaten yapılması gereken hizmetlerdir.

Ama şehir yönetmek başka bir şeydir.

Şehir yönetmek, geleceği planlamaktır.

Şehir yönetmek, gençlerin başka kentlere gitmek zorunda kalmadığı bir ekonomik düzen kurabilmektir.

Şehir yönetmek, yatırımcıya güven vermek, esnafa umut olmak, çiftçiye yol göstermek, vatandaşın geleceğe güvenle bakmasını sağlamaktır.

Nazilli’nin artık günü kurtaran açıklamalara değil, ortak bir gelecek planına ihtiyacı var.

İktidarıyla muhalefetiyle, belediyesiyle milletvekilleriyle, odalarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla ve iş dünyasıyla herkes aynı masaya oturmalıdır.

Ve kamuoyunun önüne açıkça bir yol haritası konulmalıdır.

Nazilli 2030’da nasıl bir şehir olacak?

Hangi yatırımlar yapılacak?

Kaç kişiye istihdam sağlanacak?

Sanayi alanları nasıl büyütülecek?

Tarım ve hayvancılık nasıl korunacak?

Trafik ve otopark sorunu hangi takvimle çözülecek?

Gençlerin bu şehirde kalması için ne yapılacak?

Bu soruların artık cevabı verilmelidir.

Çünkü belirsizlik, bir kentin geleceğini sessizce tüketir.

Vatandaş sürekli beklemek zorunda değildir.

Vatandaş sürekli söylentilerden, kulislerden ve sosyal medya paylaşımlarından geleceğini öğrenmeye çalışmamalıdır.

Kamu kurumlarının ve seçilmiş yöneticilerin görevi yalnızca sorunlar ortaya çıktığında açıklama yapmak değildir.

Topluma yön göstermek, güven vermek ve gelecek için umut oluşturmak da onların sorumluluğudur.

Bugün Nazilli halkının sorduğu soru çok açık:

Nazilli kaderine mi terk edildi?

Eğer edilmediyse, bu kentin geleceğine dair plan nedir?

Kimse Nazilli’den mucize beklemiyor.

Ancak bu şehirde yaşayan insanlar önlerini görmek istiyor.

Ne yapılacağını, ne zaman yapılacağını ve kimin sorumluluk alacağını bilmek istiyor.

Nazilli’nin daha fazla zaman kaybetme lüksü yok.

Bu şehir artık vaat değil, plan istiyor.

Bahane değil, çözüm istiyor.

Belirsizlik değil, gelecek istiyor.

Ve en önemlisi…

Nazilli artık cevap bekliyor.