Zeytin ağacının feryadı

Önce sesler uzaktan geliyordu
Bir anlam verememiştim
Sonra her geçen gün, sesler giderek artmaya başladı
Arttı, arttı sesler
Sürekli bize doğru yaklaşıyorlardı
Yapraklarımı kabarttım,
Yabancı değildi sesler
Zeytinoğulları sülalesindendi sesler
Yani bizdendi
Kimisi akrabam, kimisi komşum
Ama hepsi bizdendi
Ne olmuştu ki
Yoksa hepsi asırlar ötesinden bize misafirliğe mi geliyorlardı
Sevindim
İçimi tatlı bir telaş sardı
Hiç görmemiş ama hep dinlemiştim onları atalarımdan
Sesler giderek artıyor, netleşiyordu
Dallarımı seslere doğru uzattım
Artık hazırdım onları doya doya sarmaya
Sonra dikkat kesildim ve dondum kaldım
Bunlar sohbet, sevinç, mutluluk sesleri değildi
İnlemeler, ahlar, ağlamalar iç içe girmiş
Sesler çığlık, sel olmuş bize doğru geliyordu
Sonra kuş, kurt, böcek, makine sesleri
Toz duman, ordu olmuş hepsi bize doğru geliyorlardı
Bir duyduğum sesi bir daha duyamıyordum
Önce sesler yükseliyor, sonra tek tek kayboluyorlardı
Tek değişmeyen ses makine sesleriydi
Ta ta ta, ta ta ta,ta ta ta.....
Zeytin sesleri adeta
Geldikleri tarih öncesine dönmemek üzere gidiyorlardı
Acı sardı köklerimi, dallarımı, yapraklarımı
Tek çiçek, tek göz yaşı kalmadı üstünde
Titreme nöbetleri içimi, üstümü boşaltıyordu
Ne yaptıki zeytinoğulları insanoğullarına
Beslemekten, büyütmekten, kollamaktan başka
Aklımda gelip gitmeye, kurumaya başladı
Gün be gün zeytin veremez hale geldim
Önce arılar, sonra kuşlar gelmez oldu dallarıma
Ve sesler, çığlıklar, ağlamalar giderek artıyor, yaklaşıyordu
Artık çok net görebiliyordum her şeyi
Dev makinaların sırtına binmiş insanoğlu
Vuruyor da vuruyor, kesiyor da kesiyorlardı akrabalarımı
En acısı yeni zeytin fidanların çığlıkları idi
Sesleri dağları, gövdemi delik deşik ediyordu
Oysaki düne kadar
Ne çok ümitleri vardı yarına dair
Ne şen şarklılar söylüyor, rüzgarla halay çekiyorlardı hep beraber
Dinlemedi insanoğlu, anlamadı bizi
Saldı üstümüze iş makinalarını
Köklerimizin dibinde kömür varmış
Enerji üreteceklermiş
Ta ta ta, ta ta ta, ta ta ta...
İlk defa üşüdüğümü hissettim
Korku değil, yalnızlık değil
Hayal kırıklığı idi sebebi
Geliyorlar, yaklaşıyorlardı
Dallarım tozdan filiz, yaprak veremez oldu
Zeytin zaten çoktan beri yoktu
Çırılçıplak kalmıştım sanki
Acım artıyor, artıyordu
Nefes alamaz hale geldim
Artık ne önümü ne yanımı göremiyordum
Son kez köklerimin dibindeki mezara baktım
Bin yılı geçmişti insanoğlu bana emanet etmişti onu
İçinde beş yaşında Karya bebek
Ninni söyledim, besledim, korudum
Ama hep serin, hoş tuttum onu
Dallarımda, zeytin tanesinde büyüdü Karya
Her sene yeni elbise giyer, sallanıp dururdu
Ne çok şeyler yaşamış, paylaşmıştık onunla
Ve makine sesleri, insan sesleri
Dayandı geldi yanımıza
Anladım, sıra bize gelmişti
Ne zaman vuracaklardı son darbeyi
Bilemiyordum
Çok sürmedi merakımız
Sıcak geçen günün sabahında geldiler
Önce filizlerimi, sonra dallarımı kestiler
Sonra boynuna soğuk zincir taktılar
Evet dedi kart bir ses
Çekebilirsin
Çektiler, çektiler, çektiler
Dallarım olmasada köklerim sağlamdı
Direndim, pes etmedim
Uzun bir süre sürdü didişmemiz
Karya bebek ağlıyordu
Tutundum, tutundum toprağa
Kart ses bağırıyordu
Ne oyalanıyorsunuz
Bitirin işini, daha çok zeytin var burada
Köklerimin, dallarımın takati kesildi
Yoruldum
Yalnızlıktan, vefasızlıktan yoruldum
Bitsin di artık bu çile
Vites yükseltti, duman yükseltti insanoğlu
Köklerimin birbiriden, topraktan kopmaya
Karya’dan ayrılmaya başladığını hissettim
Makine bir kez daha vites yükseltti
Dayanamadım, dayanamadık
Önde ben, ardımdan Karya bebek
Kucak kucağa beraber
Çukura sürüklendik tepetaklak
Üstümüzden kaç makine geçti
Kaç kez geçti hatırlamıyorum
Ezdiler, ezdiler bizi
Sanki yağ çıkaracaklardı bizden
Un ufak ettiler, toza dumana karıştık
Savrulduk bir oraya, bir buraya
Acı, özlem bitmişti işte
Artık yalnız değildik
Kavuşmuştuk atalarımıza Karya ile
Kızgın değilim
Kızamıyorum ki
Beslediğin, büyüttüğün yavruna, canına
Nasıl kızılır ki
Mutluydum yinede
Sözümü tutabilmiş, yalnız bırakmamış
Sarıp sarmalamıştım Karya bebeği
Artık sonsuza dek
Tek beden, tek candık onunla
Hoşçakal Anadolu
Hoşçakal insanoğlu
Üzerinizde zeytin serinliği
Sofranızda zeytin bereketi
Aranızda zeytin barışı
Dostça kal Anadolu
Dostça kal insanoğlu

( Bu olay gerçek olup, Muğla Yatağan-Turgut köyünde, Temmuz 2019 tarihinde gerçekleşmiştir)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Metin Aydın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?