Bugün yeni yılın ikinci günü.
Yeni yıl dediğin nedir ki,
Çocuklara anlatıldığı gibi, 365 defa yatcaz kalkcaz, işte size bir yenisi daha.
Her yıl bittiğinde, 1 Ocak sabahında yeni yılın yepyeni şeyler getireceğine inanırdım çocukken.
Ama sabah uyandığımızda karşımızda aynı sokak, aynı kişiler, aynı zamlar ve değişmeyen herşeyi görünce.
Anlayacağınız yeni yılda, tepeden tırnağa artan vergiler, zamların dışında değişen bir şey yok.
Yenisini gördükten sonra, eskisinden bir farkının olmadığını yaşadık yıllarca ama adettendir,
Nasreddin hoca fıkrasındaki gibi ya tutarsa misali,
Yine de yeni yılınız kutlu olsun.
****
Son aylarda ekranlarda haberlerden sonra yayına giren tartışma programlarında siyaseti, siyasetçiler değil, gazeteciler yapar oldular.
Şamil Tayyar’ın gündeme getirdiği yerinde bir tespitte “siyaseti gazeteciler değil, siyasetçiler yapsın“ sözü epey ses getirdi.
Bu açıklamadan alınan ekranların bildik basın yüzleri, kızgın şekilde açıklamayla artık ekranlara çıkmayacaklarını açıkladılar.
Aslında Şamil Tayyar’a katılmamak elde değil.
Ekranda siyasi tartışmalarda siyasi oyunculardan çok gazeteciler var.
Kimileri açıkça takım tutan fanatik taraftar gibi yarım bardak suya şükrederken, karşısında duran diğerleri neden bardak tam dolu değil eleştirisiyle kendi inandıklarını söyleyerek siyasetin tam odağındalar.
Gazeteci objektifliğinden uzak, kendi takımına söz söyletmeyen tribün amigoları, habire tezahürat içinde kendi takımının yanlışları görmüyorlar.
Karşı taraf ise duran bir saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiğinin aksine, rakiplerin sürekli hata ve yanlışlarını ortaya çıkarmasına rağmen onlar da kendi takımlarını yere göğe sığdıramıyor.
Bu durum sosyal medya da farklı değil.
Gazeteciliğin olmazsa olmazı objektif kalem bulmak çok zor.
Aydın’da son günlerde eli kalem tutan ve kendini gazeteci gören bazı kişilerin sosyal medyayı gazete gibi kullandıklarını izliyoruz.
Kendi tribünlerini canlandırmaya çalışırken yine kendi hatalarını görmezden gelen yazılarla açıkça üç maymunu oynuyorlar.
Dikkatleri çeken bir detay ise bu sosyal medya klavye kalemşörlerinin haber-yorum niteliğindeki taraflı bülten duyurularını bir anda 50- 60 kişi tarafından kendi sosyal medyalarında paylaşılması.
Böylece bültenin daha çok kişilere ulaşması hedeflenmiş besbelli.
Ama bu kişilerin sadece duygusal (!) olarak hazırladıkları ve içerden alınmış bilgilerle yönlendirilen boyalı parlatılmış bültenlere dalga geçen yorum yapanlarla dolu.
Bunu yapanlar da ben haberciyim diye duyguları arttıkça artıyor.
Ama aslında herkes olan biteni biliyor.
Bırakın herkes kendi işini yapsın,
Gazetecilere siyaset yaptırmayın,
Çünkü o zaman siyasetçilere yapacak iş kalmıyor..!
Gazetecilik mesleği inanırlığını, toplumsal güveni kaybediyor.
Siyasete soyunan ama beceremeyip kendini güldürenler bunun farkında değiller mi ?
Aslında kim kimle dalga geçiyor bilmiyorlar mı ?
Bal gibi farkındalar ama hala duygusal olarak kalemlerini elden düşürmüyorlar.
SÖZÜN ÖZÜ :
SEN BİLİRSİN BİR İKİ, BEN BİLİRİM ON İKİ (Dondurmam Gaymak filminden bir replik)
Yeni yıl dediğin nedir ki?
Mehmet Özçakır
Yorumlar
Trend Haberler
Aydınlılar dikkat: 1 Ocak'tan itibaren değişiyor
Aydın'da müşterilerini dolandıran kuyumcuya 42 yıl hapis cezası
Nazilli’nin çözülemeyen sır dosyası: Kayıp Osman’dan 13 yıldır haber alınamıyor
Başkan Çerçioğlu’ndan Aydınlılara müjde: Süreç başlıyor
58 yıllık tarih sona erdi: Nazillispor ligden çekildi
Aydınlı esnafların dikkatine: 1 Ocak'tan itibaren başlıyor
Aydın’da zeytinyağı fiyatları açıklandı
Nazilli’de arkadaş cinayeti: Yılbaşı kana bulandı
Nazilli’yi üzen haber: Başbalıkçı Erdemli kalp krizi geçirdi
Galatasaray, Aydın’a geliyor
Resmi İlanlar