Ulu önder Atatürk’ün veciz sözü dünyada bir çok yerde duvarlarda asılıdır.
YURTTA SULH, CİHANDA SULH.
Ancak yakın zamanda Ortadoğu’da yaşadıklarımız dünyada artık barışın çok uzak olduğunu gösteriyor.
Ne yurtta ne de dünyada barış erişilemeyecek bir hedef.
Dünya Jandarmalığını üstlenen okyanus ötesi sözde modern bir devlet ve başındaki kibirli para babasının rüyası orta doğuyu cehenneme çeviriyor.
Ama bu kez biraz sert bir kayaya çarptığı ortada. İçine düştüğü bu ikinci Vietnam benzeri Ortadoğu çukurunda ve kendi ülkesinde işi zor.
İran, tarihte Pers imparatorluğu olarak bilinen savaşçı bir ulustur.
Antik çağlardan bu yana Anadolu devletlerini ele geçirip satraplıklar ile yöneten İranlıların atası Persler gözüpek, asker ve mücadeleci bir millet olarak bilinir.
Kara harekatına girişmeyi gözünü kestiremeyen işgalciler uzaktan kumanda hava üstünlüğü ile bölgeyi kana bulamaya devam ediyor.
İslam Birliği Teşkilatları bile, dindaşları için kılını kıpırdatmaz iken, müslüman olmayan İspanya bu işgale karşı duruyor.
Gerçek insanlık, din, dil, ırk gözetmeden haksızlığa karşı çıkabilmektir.
Hukuk ayaklar altında, adalet eli bağlı dünya olan biteni seyrediyor.
“Dünya beşten büyüktür“ sözü artık “dünya tek kişidir” o da adaletsizin tekidir
Ortadoğuda ve dünyada artık kalıcı bir barışın kurulamayacağı anlaşıldı.
Çünkü adaletin olmadığı yerde hiçbir şeyden söz edilemez.
Hatta kıyametin adil olmayan devlet adamları yüzünden kopacağı söylenir.
Dünyada ve yurtta barış ancak adalet güvencesi ile gerçekleşebilir.
Bir anekdotta Mustafa Kemal Atatürk için Almanya’da 1917 yılbaşı kutlamaları esnasında etrafındakilere aşağıdaki hikaye anlatılır.
Alman Kralı 2. Frederick 1750 yılında Potsdam’dan geçerken bu bölgeyi çok beğenir. Oraya bir saray yaptırılması için emir verir. Kurmayları hemen çalışmaya koyuluyor ancak kralın beğendiği arazide bir değirmen olduğundan . değirmenciye mülkünü satmalarını, kralın saray yapacağını söylüyorlar. Ne kadar para teklif ederseler etsinler değirmenci kabul etmez. Kurmayları krala durumu bildiriyorlar. Kral değirmenciyi çağırtır. Değirmenci kralın karşısına çıkar.
Kral “biz sizin arazinizi gasp etmiyoruz. Parası ile satın alacağız. Değirmenci , bunu kurmaylarınız da söyledi ve ben de satmadığımı belirttim. Kral parasını fazla fazla vereceğim. Değirmenci, sen kralsın. İstediğin yere saray yaparsın. Ama bu değirmen bana atalarımdan kaldı. Ben de evlatlarıma bırakacağım. Bu nedenle satmayacağım. 2. Frederick sinirlenir ve “Benim kral olduğumu unutuyorsun herhalde!” diye çıkışır.
Değirmenci cevaben; “Asıl sen Berlin’de adaletli hakimlerin olduğunu unutuyorsun. Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir kral adaletten üstün değildir. Hiç kimse adaleti bertaraf edip onun üstünde oturamaz.” diye karşılık verir.
Nitekim değirmenci satmaz. Saray değirmen ile sınır komşusu olarak yapılıyor. Bu saray, yakınımızdaki Sansosi Sarayıdır. Adaletin varlığı ve üstünlüğü kral ile değirmenciyi komşu yapıyor. Değirmenci sabahları bahçeye çıkan krala, “Hey frederick, ekmek yaptım, sana da göndereyim mi?” diye sesleniyor. Kral 2. Frederick bu durumu şöyle tasvir ediyor. Adalet, bana her sabah sıcak bir ekmek kokusuyla birlikte gelirdi.”
Bu olaydan çok sonra 1917 yılının Ekim ayında Alman Kralı İstanbul’a ziyarete gelmiş ve ardından Padişahı Almanya’ya davet etmiştir. Bürokratik ziyaretin yanı sıra askeri erkanda davet edilir.. Sultan Reşad 73 yaşında olduğu için Padişah’ı temsilen Şehzade Vahdettin’in ziyareti yapmasına karar verilmiştir. Başarılı bir askeri temsilci olarak da Mustafa Kemal’in heyette olmasına karar verilmiştir.
15 Aralık 1917’de Almanya’ya hareket edilmiş, yeni yılın ilk günlerine kadar Almanya’da kalınmıştır.
31 Aralık 1917 Pazartesi günü, Osmanlı heyeti Adlon Hoteldeki yılbaşı kutlamalarına davet edilir. Osmanlı heyeti davete tam kadro icabet ediyor.
Ancak Mustafa Kemal 1750 yılındaki bu hikayeyi heyettekilere anlattıktan sonra, “Sansoi sarayı Postdam’da buraya çok yakın. Saray ve değirmen halen yerinde duruyor, yarın İstanbul’a döneceğiz, bir daha fırsatımız olmaz. Hadi gidip adaleti simgeleyen o değirmen ve sarayı görelin” dese de,
Kimse Mustafa Kemal’in davetine icabet etmiyor. Heyet yılbaşı kutlamalarına devam ederken, Mustafa Kemal tek başına Postdam’a gider, değirmeni ve sarayı yani adaleti izler.
Adaletin sıcak ekmek kokusunu içine sindiren Ulu önder yıllar sonra kendi ülkesinde bunu uygulayarak “Yurtta Sulh Cihanda sulh“ sözüyle barış ve adaletin sıcak yüzü olur.
SÖZÜN ÖZÜ :
BIRAKIN ADALET YERİNİ BULSUN, İSTERSE KIYAMET KOPSUN.
Artık dünyada barış çok zor
Mehmet Özçakır
Yorumlar
Trend Haberler
Buldan depremini 125 gün önceden bildi: Şimdi de Aydın’ın o ilçesini uyardı
Aydınlı muhtar setlerde
Aydın’da okul karıştı: Öğrenci ve veliler gözaltında
CHP'nin ret oyuna rağmen engel aşıldı: Aydın'ın 17 ilçesine müjde
Aydın’da bir dilin 100 yıllık yolculuğu
Oğlunun evliliği hüsranla bitti: Aydınlı anne pazarda borç mücadelesi veriyor
Karacasu'da yürekler dağlandı: Ataköy'de dayı-yeğen aynı kaderi yaşadı
Aydın'da köklü değişim: 17 ilçenin müdürü değişti
Kuyucak'ı üzen ölüm: Mesaiye gitmek için evden çıktı hayatını kaybetti
Aydın'da indirim kaosa dönüştü; 5 yaralı
Resmi İlanlar