Bir Sanatçının En Ağır Sınavı: Güven, Hayal Kırıklığı ve Kumar
Zor zamanlardan geçiyoruz. Etrafımızda tutunacak dal, güvenecek insan ararken gözümüz hep o tanıdık yüzlere, kulaklarımız o bildik seslere gidiyor. Anadolu’nun bağrından kopup gelmiş, arabeskin o ağır, karamsar havasını rock müziğin isyanıyla harmanlayıp bize sevdiren o seslere... Yıllarca şarkılarıyla dertlendiğimiz, "işte bu bizden biri, güvenilir bir liman" dediğimiz isimlere.
Peki, o liman dalgalara teslim olduğunda ne yapacağız?
Benim gözümde kumar; hırsızlıktan da, her türlü kötülükten de beter bir illettir.
Yok efendim 'kendi paramla oynadım' demek bile kimseyi toplum önünde masum kılmaz. Sen topluma mal olmuş bir sanatçısın, insanlar sana güvendi. Güvenilir insanın kumarla, şans oyunuyla ne işi olur? Olmadı Haluk Levent, olmadı...
Bu sitem, sıradan bir öfke değil. Bu, çok sevilen birine duyulan derin bir kırgınlığın, adeta bir aile üyesine sitem etmenin dışa vurumudur.
"Kendi Param" Demek Yetmez!
Kumar, sadece masadaki parayı yutan yeşil bir çuha değildir. Kumar; aileyi, dostluğu, geleceği ve en nihayetinde o inşa edilmesi yıllar süren "güven" kalesini yıkan bir depremdir. Bir sanatçı, "Ben kendi paramı harcıyorum, kime ne?" diyemez. Çünkü o para, sadece cebindeki banknotlardan ibaret değildir; o para, o sanatçıyı konserlerinde yalnız bırakmayan, albümlerini alan, ona gönlünü açan halkın sunduğu kredinin bir parçasıdır. Topluma mal olmak, tam da bu sorumluluğu sırtlanmayı gerektirir.
Haluk Levent, bu ülkenin müzik tarihinde de toplumsal hafızasında da çok özel bir figür. Ancak onun hikayesi, pürüzsüz bir kahramanlık hikayesi değil. Aksine, geçmişinde kumarın, borç batağının, ticaret krizlerinin ve demir parmaklıkların olduğu çok engebeli bir yol.
Biz onu, hiç hata yapmadığı için sevmedik. Biz onu, o düştüğü derin kuyudan çıkmak için gösterdiği o insanüstü çaba için, borçlarını ödemek için gecesini gündüzüne katarak çalışması ve nihayetinde AHBAP ile kendini iyiliğe adaması nedeniyle bağrımıza bastık.
Güven Kolay İnşa Edilmez, Ama Kolay Yıkılır
Yine de geçmişin gölgeleri, insan ne kadar uzağa koşarsa koşsun bazen peşini bırakmıyor. Toplumun bir sanatçıdan beklentisi nettir.
Haluk Levent’in geçmişteki hatalarından çıkardığı derslerle kurduğu o iyilik köprüsü bu ülkeye çok şey kattı, evet.
Ancak toplumun adalet terazisi hassastır. Güven, kazanılması bir ömür süren ama tek bir zarda, tek bir yanlış hamlede kaybedilebilecek kadar hassas bir hazinedir.
Dileriz ki bu sitemler, sadece bir kırgınlık olarak kalmaz.
Hem muhatabına hem de topluma yön veren tüm göz önündeki isimlere, o omuzlarındaki yükün ne kadar ağır ve kutsal olduğunu bir kez daha hatırlatır.
Çünkü bu halkın sevgisini kazanmak zordur, ama o sevgiyi ve güveni korumak, dünyanın en zor işidir.
Sağlıcakla...