Neden bir yetkilimiz soykırımcı İsrail’ e yönelik bir açıklama yaptığında ses İsrail’den değil de içeriden güçlü bir şekilde gelir?
Zannedersiniz ki, soykırımcı İsrail ‘de yaşıyorsunuz…
Ve bu açıklamayı İsrail’in bir bakanı yapıyor!...
***
İşte, buna benzer bir açıklama İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’den geldi.
6 Haziran’da Çorum’da yaptığı bir toplantıda şöyle demişti:
“Benim valiyken Cenab-ı Hakk’tan bir niyazım vardı. Niyazım şuydu: Rabbim, bir gün bana bir gün de olsa Kudüs valiliğini nasip et. İnanıyorum ki Cenab-ı Hakk, o günleri bizlere gösterecek, mutlaka gösterecek. Buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hükümet tasarrufumuz altına inşallah girecek.”
***
İsrail, “Osmanlı” dediğine göre, mesajı anlamış ve çok kızmış.
Tabi buna sadece İsrailliler kızmamış.
Avrupalılar…
Hatta ABD’liler bile çok içerlemiş.
Ve bir de içimizdeki monşer kılıklı, papyon takarak “diplomat” olduğunu zanneden zevat da kızmış.
İsraillilerin kızmasını anlıyoruz.
Batılıların da kızmasını anlıyoruz.
Türk bakan…
Gerek batının…
Gerekse soykırımcı İsrail’in Epsteinvari fantezilerine çomak soktu.
Tamam.
Onu anladık.
Peki, bizdekiler, neden “monşer diplomat” kesiliyorlar?
Onlarında mı Epsteinvari fantezilerine çomak sokuldu?
İçimizde ne kadar çok soykırımcı İsrail taraftarı varmış?
Pes!...
Doğrusu bu kadar zihni işgal edilmiş…
İğdiş edilmiş…
Satılmış kalemlerin çokluğu endişe verici.
Nasıl da saldırıyorlar öyle?
Salyalarını akıta akıta! …
Zannedersiniz ülkemiz soykırımcı İsrail’in işgali altında da…
Ve bu satılık ruhlular onların embesilleri!...
***
İçimizdeki soykırımcı İsrail taraftarlarının verdikleri tepkilerin, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın şu tepkilerinden ne farkı var ki?
“Kudüs’ü yönetmeyi hayal eden ve tehditler savuran Türkiye İçişleri Bakanı’na şunu söylüyorum: Kudüs, Konstantinopolis değildir ve İsrail Devleti de çökmekte olan bir Haçlı İmparatorluğu değildir. İsrail, her türlü tehdide karşı kendini savunma kapasitesini kanıtlamış güçlü ve kararlı bir devlettir.
Kudüs, 3 bin yıldır Yahudi halkının başkentidir ve sonsuza dek İsrail’in başkenti olmaya devam edecektir. Siz ve Erdoğan’ın hayalini kurduğu Osmanlı İmparatorluğu ise çökmüştür ve bir daha asla geri dönmeyecektir.”
Yine papyon takarak monşer diplomatlık taslayanların, İsrail'de yayın yapan i24 kanalında katıldığı bir televizyon programında konuşan avukat müsveddesinden ne farkı var?
Avukat müsveddesi kışkırtıcılık yaparken, esasında içindeki korkuyu dillendirmiş.
Bayan avukat, bakın nasıl da korkularını açık etmiş:
"Erdoğan'ın niyetlerini çok iyi biliyoruz. Amacı Osmanlı İmparatorluğu'na geri dönmek ve bu Orta Doğu'daki Müslüman hareketinin başına geçmektir.
Onların asıl amacı Kudüs'tür. Ben de Kudüs'ün bu savaşın tam kalbi olduğuna inanıyorum. Kudüs için savaşmalıyız, bunu 1948 ile 1967 arasında yapmadık ve bugün bedelini çok ağır ödüyoruz.”
***
Soykırımcı İsrail’de korku bacayı sarmış.
Sarmış ki, Osmanlı’nın geri gelmeyeceğinden bahsediyorlar.
Kim demiş “eskiyi istiyoruz” diye! ...
Biz Türkler, yeni bir Osmanlı medeniyeti inşa edeceğiz.
Siz de bizim sancağımız altında cizye vererek hoşgörümüzden yararlanacaksınız!...
Tabi, yaramazlık yapmazsanız!...
Harici ve dahili bedbahtlar, kafamdaki hayali bir bilseler! …
Feleğini şaşırırlar.
Son söz:
İçimizdekiler de…
Dışımızdakiler de iyi bilsin ve bellesinler ki…
Biz, kimseyi yem etmeyiz.
Ettirmeyiz.
Vesselam.