Aydın dün gök gürültülü bir sabaha uyandı.
Yağışlar, pek de alışkın olmadığımız yaz ortasında rahmetle birlikte serinliğini de getirdi.
Fırından çıkan sıcak ekmek tadında, toprakla buluşan yağmur bizi adeta sonbahara götürdü.
Geçen yıllardaki az yağışın ardından, yağmurlar bu yıl fazlasıyla gökten indi ve inmeye de devam ediyor.
Ama “Su akar, Türkler bakar” misali, Tabakhane Deresi’nin suyunu biriktiremeden Büyük Menderes’e akışını yıllardır seyrediyoruz.
Oysa günümüzde su, petrol kadar değerli.
Tabakhane Deresi’nin boşa akan suyunun, hemen batımızdaki İkizdere Barajı’na derivasyon yoluyla aktarılması ve yazın altın değerindeki suyun biriktirilmesine yönelik çalışmalardan hâlâ ses seda yok.
Tıpkı Çıldır Havaalanı’nın sivil hava trafiğine açılması çalışmalarında olduğu gibi...
Cumhurbaşkanı’nın son Aydın mitinginde sivil taşımacılığa açılacağı müjdesini vermesinin ardından, pilot okulunun uçakları dışında henüz bir faaliyet göremedik.
Aydın’ın onlarca yıldır beklentisi olan ve büyükşehirlerin olmazsa olmazlarından sayılan Çıldır Havaalanı için Ankara’dan gelen teknik ekibin nihayet arazide çalışmalara başladığını öğrendik.
Hatta Çıldır ailesinin, pistin uzatılması amacıyla 60 dönüm daha arazinin bedelsiz hibe edilmesi talebine olumlu yanıt verdiği belirtiliyor.
Ancak canımızı sıkan duyumlara göre işin maliyeti oldukça yüksek.
Bugünün parasıyla yaklaşık 90 milyar liralık yatırım gerektiği söyleniyor. Günümüz ekonomik şartlarında bu devasa bütçenin tahsisi konusunda ciddi endişelerim var.
Yani bu şartlarda Çıldır, inşallah bir başka bahara kalmaz.
İlimizi karış karış gezen ve makamını sokaklara taşıyan Aydın Valisi Sayın Osman Varol’dan bu konuda ilgi beklediğimi buradan kendisine de iletiyorum.
İkinci Yazıcıoğlu dönemi olarak nitelendirdiğim bu süreçte, Sayın Vali’nin değerlendirmesini beklediğim diğer projeleri de bu köşeden paylaşmak istiyorum.
Paşayaylası, yazın Aydınlıların serinlediği, şehre yakın en yüksek bölgelerden biridir. Burada, rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu’nun girişimiyle İl Özel İdaresi tarafından yaptırılan Zirve Otel dinlenme ve konaklama tesisi maalesef atıl durumdadır. Her yeri tahrip edilen bu güzel tesisin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yaz aylarında serinleme mekânı olarak hizmet vermesi Aydınlıların ortak dileği ve beklentisidir.
Tralleis Antik Kenti’ni gezen Sayın Vali, hemen yanındaki 1. derece sit alanında yer alan askerî tesisin, yıllar önce gündeme geldiği gibi daha uygun ve modern bir alana taşınması konusunu değerlendirmelidir. Vatandaşa ait zeytinlikler sit alanı nedeniyle kamulaştırılırken, devletin kendi arazisindeki bu tesislerin antik kent üzerinde yer alması tarihi dokuya uygun değildir.
Askerî tesisin hemen altındaki Tahirpaşa Konağı da Tralleis’ten çıkan eserlerin sergileneceği bir Tralleis Müzesi’ne dönüştürülmelidir.
Abdülhamid döneminde sanayileşme programı doğrultusunda birçok ilde yapılan Sanat Okulu da Tralleis Antik Kenti üzerine kuruludur. Birinci derece sit alanındaki bu okulun tarihî yapıları, Tralleis kazı çalışmalarında değerlendirilmeli ve konferans-kongre merkezi olarak kullanılmalıdır. Ayrıca bu alan, Aytepe gibi ikinci bir seyir terası olarak düzenlenirse yazın şehrin en güzel dinlenme alanlarından biri olacaktır.
Ne zaman büyükşehir oluruz?
2014 yılından bu yana tam 12 yıldır büyükşehir statüsünde olan Aydın’da ne gibi büyük projeler hayata geçirildi?
Hadi hakkını yemeyelim; Aydın Tekstil Alanı yerinde bir karar ve kentin yüz akı bir mekândır.
Ama neden daha fazlası olmasın?
30 büyükşehirden biri olan Aydın’ın, diğerleriyle kıyaslandığında yapacak çok işi var.
Yukarıda değindiğim gibi Çıldır Havaalanı hâlâ askıda.
Şehrin stadyumu hâlâ bitirilemedi.
Şehir Hastanesi açıldı; iyi de, içinde kaybolmadan nereye gideceğini bilemeyen o kadar çok insan var ki, mesai bitince ancak doktoruna ulaşabiliyor.
Basit bir şematik kroki ve yönlendirme broşürü hazırlamak, polikliniklere ulaşımı kolaylaştırmak çok mu zor?
Kent içinde kalan devlet hastanelerinin durumu ise hâlâ çözüm bekleyen bir muamma.
Emekli kenti Aydın’da yalnız yaşayan yaşlılar için en büyük ihtiyaçlardan biri bakımevidir. Aydın Devlet Hastanesi’nin huzurevine dönüştürülmesi değerlendirilmelidir.
Şehir içinden ADÜ’ye, Kalfaköy üzerinden yapılması düşünülen alternatif yol için merkez kampüsün batısındaki Tabakhane Deresi üzerine yapılacak bir viyadükle Veysipaşa Mahallesi’ne geçiş sağlanmalı ve en kısa ulaşım güzergâhı tercih edilmelidir.
Yaz ayları çok sıcak geçen Aydın’da bu yıl deniz tatili, ekonomik nedenlerle birçok emekli aile için artık hayal hâline gelmiştir.
Bu nedenle Zafer Mahallesi’ndeki Aytepe Parkı ve Kepez Mesire Alanı yaz aylarında serinleme ihtiyacına cevap verecek şekilde yeniden hizmete açılmalıdır.
Hemen üst kısmındaki, eskilerin Kepez dediği Aytepe Mesire Alanı da kapalı durmaktadır.
Bu koruluk alan, yazın Aydınlıların serinlediği en yüksek, havadar ve manzaralı bölgelerden biridir. Burada belediye eliyle işletilecek bir tesise büyük ihtiyaç vardır.
Hemen yanındaki kanyon ise terk edilmiş durumdadır.
Oysa Aytepe, yazın denize gidemeyen Aydınlıların konserler ve çeşitli etkinliklerle vakit geçirebileceği en güzel mekânlardan biridir.
Recep Yazıcıoğlu’nun ikinci dönemi olarak nitelendirdiğim süreçte, Sayın Vali Osman Varol’un iradesiyle bu atıl tesisler ve alanlar acilen işletmeye açılmalıdır.
Kızılcaköy’deki örneklerine benzer şekilde, Pınarbaşı Mesire Alanı’nın kır düğünleri ve sosyal etkinlikler için vatandaşlara kiralanması konusunda Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’e öneride bulunuyorum.
Böylece kent içinde ulaşımı kolay, belediyeye gelir sağlayacak ve sıcak havalarda insanların serinleyebileceği bir sosyal alan oluşturulmuş olacaktır.
Şehirleşme; geniş yollar, çiçekler ve devasa belediye binaları demek değildir.
Şehirleşme, insanlara zamanlarını en iyi şekilde değerlendirebilecekleri sosyal, kültürel ve sanatsal mekânlar ile geniş yeşil alanlar sunabilmektir.
İşte tüm bunlar yerine getirildiğinde, o vakit Aydın gerçek anlamda bir BÜYÜKŞEHİR olacaktır.
SÖZÜN ÖZÜ:
“HAYAL EDEBİLİYORSAN, YAPABİLİRSİN.”
— Walt Disney