Kurban Bayramı Sadece takvimlerde yer alan dini bir gün değil; gönüllerin birbirine yaklaştığı, sofraların bereketlendiği, kırgınlıkların unutulduğu mübarek bir zaman dilimidir.

Her bayram sabahında yükselen tekbir sesleri, insanın içine hem huzur hem de derin bir muhasebe bırakır. Çünkü Kurban Bayramı; sadece bir hayvanın kesilmesi değil, insanın içindeki kibri, bencilliği, hırsı ve dünya sevgisini de Allah’a teslim etmesidir.

İslam tarihinde kurban ibadetinin temelinde büyük bir teslimiyet vardır. Hz. İbrahim’in gördüğü ilahi emre kayıtsız şartsız boyun eğmesi ve oğlu Hz. İsmail’in “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap.” diyerek teslimiyet göstermesi; insanlık için asırlardır unutulmayan bir iman örneğidir. İşte bugün kesilen her kurban, o büyük teslimiyetin hatırasını yaşatır.

Biraz geçmişe gidersek;

Eskiden bayramlar bir başka yaşanırdı…
Bayramdan günler önce evlerde hummalı bir hazırlık başlardı. Anneler tatlılar yapar, çocuklar bayramlıklarını yatağının başucuna koyup heyecanla sabahı beklerdi. Köylerde ve mahallelerde herkes birbirini tanırdı. Kurban kesildiğinde ilk pay komşuya ayrılır, ihtiyaç sahibi ailelerin kapısı sessizce çalınırdı. Veren el alan eli incitmezdi. Çünkü kurbanın özü gösteriş değil, paylaşmaktı.
Bayram sabahı erkenden kalkılır, güzel elbiseler giyilir, camilere gidilirdi.

Namaz çıkışında insanlar birbirine sarılır, “Bayramın mübarek olsun” sözleri sadece dilde değil, yürekte hissedilirdi. Mezarlık ziyaretleri yapılır, kaybedilen büyüklerin yokluğu bir kez daha hissedilirdi. Bayram; hem sevinci hem özlemi aynı anda yaşatan nadir zamanlardandı.

Bu güne dönersek;

Bugün ise modern hayatın koşuşturması içinde bayramların ruhunu biraz kaybetmeye başladık. Aynı sofrada oturan insanlar bile bazen birbirinden uzak hale geldi.

Oysa Kurban Bayramı; paylaşmayı, yardımlaşmayı ve kardeşliği yeniden hatırlatan ilahi bir çağrıdır. Aç olanı doyurmak, yetimin başını okşamak, yaşlı bir insanın gönlünü almak; belki de kurbanın etinden daha kıymetlidir.

Kurban kesmek maddi bir ibadet olduğu kadar manevi bir arınmadır da… İnsan kurban verirken aslında Rabbine şunu söyler:
“Ey Allah’ım, bana verdiğin nimetlerin farkındayım ve Senin rızan için paylaşmayı kabul ediyorum.”

Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar kurbanı sadece et paylaşımı olarak görüyor. Oysa kurban; vicdanı diri tutan, merhameti büyüten, toplumsal dayanışmayı güçlendiren büyük bir ibadettir. Bayramlar sayesinde fakir ile zengin aynı sofranın bereketinde buluşur. İnsan, sahip olduklarının emanet olduğunu yeniden anlar.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey; bayramın ruhunu yeniden diriltmektir. Telefon mesajlarıyla geçiştirilen ziyaretlerin yerine gerçek muhabbeti koymak, kırgın olduğumuz insanlara bir adım atmak, çocuklara bayram heyecanını yeniden yaşatmak gerekir. Çünkü bayram; sadece tatil değil, gönül tamiridir.

Kurban Bayramı bize şunu öğretir:
İnsan ancak paylaştıkça çoğalır.
Merhamet ettikçe güzelleşir.
Affettikçe hafifler.
Ve Allah’a teslim oldukça gerçek huzuru bulur.

Bu mübarek bayramın; kinlerin bittiği, sofraların bereketlendiği, gönüllerin birleştiği, savaşların ve gözyaşlarının son bulduğu bir dünyaya vesile olması en büyük temennimizdir. Rabbim yapılan ibadetleri kabul, kesilen kurbanları makbul eylesin.

Nice bayramlara sağlıkla, huzurla ve gerçek kardeşlik duygularıyla ulaşabilmek duasıyla…