Sultan, yolun ortasına büyük bir taş koyuyor.
Pencereden seyrediyor ne yapacak insanlar diye…
Vezir geliyor taşı görüyor…
Aklına taşı yoldan kaldırmanın sadaka olduğu gelmiyor bile…
Taşın etrafında dolaşıyor ve diyor ki;
- Sultanımla konuşayım, yolun ortasından taşı kaldırması için bir adam bulalım, bir kadro ihdas edelim…
Vezir gidiyor Asker geliyor…
Askerde taşın etrafında dolaşıyor, aklına gelmiyor taşı kaldırmak…
O da diyor ki;
- Vezirle konuşayım, yolun ortasına taş koyana ne ceza vereceğiz onu kararlaştıralım…
O cezadan anlıyor tabi..
Şair geliyor, o da yolun kenarında oturup taş hakkında sultana şiir yazayım deyip gidiyor…
Sonra oradan geçen bir köylü taşı görüyor ve diyor ki; yoldan taşı kaldırmak sadakadır…
Önce taşa tebessüm ediyor…
Kaldırayım yolun ortasından da kimsenin ayağına, arabasına, hayvanına takılmasın…
Elindeki eşya sepetini, küfeyi yere koyuyor ve taşa “Ya Allah Bismillâh” deyip sarılarak, sağa sola sağa sola derken taşı kaldırıp bir kenara koyuyor…
Sonra bir bakıyor ki; taşın altında bir kese altın…
Kesenin içinde bir not…
Sultan şöyle yazmış;
” Bu kesedeki altınlar, elini taşın altına koymayı becerebilenler içindir”
Bu taşın altına elini sokma hikayesi buradan doğmuştur.
Ama gerçek şudur ki, İnsanlar yolların üzerindeki taşları, kalplerinin içindeki taşları, akıllarındaki taşları, hayatlarındaki taşları ayıklamadıkları sürece güzelleşemiyorlar.
Eğer şehirler güzelleşecekse, insan güzelleşecekse, mekanlar ve yürekler güzelleşecekse içimizdeki ve dışımızdaki yol ortası taşlarını kaldırmak zorundayız.
Kimsenin ayağına, arabasına, hayvanına takılmasın diye yolun ortasından kaldırılan taşın açtığı kapılara bakar mısınız?
Yolda meydana gelebilecek birçok belanın yaşanmasına engel olunduğu gibi, sadaka niyetine kaldırdığınız taşın üzerinizden de birçok belayı da def edecek olması…
Yolun ortasındaki taşı kaldırmak adına harcadığınız emeklerin de karşılıksız kalmaması.
Yani maddi manevi muazzam bir kazanç var ortada.
Hikâyeyi geniş bir perspektifle anlayabildiğinizde, aslında anlatmak istediği çok şey var bize…
Hayatın bizi nerede, ne zaman, nasıl bir sürprizle karşılayacağı belli olmaz.
Zorluklar karşısında; “kaderimiz bu” gibi yanlış bir düşünceye kapılmamalı, olduğumuz yerde saymamalıyız.
Her daim ilerisi için mücadele etmeliyiz. İnancınızı, azminizi ve umudunuzu asla kaybetmeyin…
Bu hafta size, belki çoğunuzun bildiği bir hikâyeyi hatırlatmak istedim.
Hikâyeden bize düşen hisseyi almak dilek ve temennisiyle…
Cumanın selamı, rahmeti ve bereketi hepinizin üzerine olsun.
Trend Haberler
Aydınlı muhtar setlerde
CHP'nin ret oyuna rağmen engel aşıldı: Aydın'ın 17 ilçesine müjde
Aydın’da bir dilin 100 yıllık yolculuğu
Aydın'da şok ceza: Yolcu gibi bindiler, cezayı kestiler
Karacasu'da yürekler dağlandı: Ataköy'de dayı-yeğen aynı kaderi yaşadı
Aydın'da köklü değişim: 17 ilçenin müdürü değişti
Kuyucak'ı üzen ölüm: Mesaiye gitmek için evden çıktı hayatını kaybetti
Karacasu'da zehire ağır darbe
75 Yaşında 35 yıllık emek: Cumartesi Pazarı’nın güler yüzlü markası Ümmühan Teyze
Aydın'ın masalsı mahallesi
Resmi İlanlar