Şiddet uygulayabilmek bir özgürlük müdür? Toplumu düzene sokmak adına insanın iradesini ve özgürlüğünü yok etmek için baskıcı yöntemler kullanmak ahlaki midir?
İpini koparmış dört serseri…
Aptalof, George, Pete ve başkahraman Alex. Ultra şiddet bağımlısı, insanlıktan nasibini almamış, herkes için potansiyel kötülük kaynağı dört manyak… İngiltere’de gecenin bir yarısı sokağa çıktıklarında neler yapmadılar ki insanın aklı almıyor. Durakta elinde kitapları ile öyle bekleyen yaşlı bir adamı soyup dövmekten tutun da sokaklardaki diğer çetelerle kavga etmeye, yine aynı gece kocası yazar olan ve “Otomatik Portakal “adlı bir kitap yazan genç bir çiftin evlerine zorla girerek adama işkence ederek onun gözü önünde karısına -hepsi birden- tec*vüz etmelerine kadar inanılmaz şeyler ve sonra da hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam etmeleri…Korkunç!..
Ama bu kadar yapılan kötülük cezasız kal(a)maz. Tabiri caizse çekirge bir sıçrar iki sıçrar ve en sonunda… Zıvanadan çıkan Alex ve arkadaşları, en son kedileri ile yaşayan yaşlı bir kadını gözlerine kestirirler. Arkadaşları eve girmek istemez Alex tek başına girer. Hiçbir suçu günahı olmayan kadını hunharca öl*ürdürürken suçüstü enselenir. Hapse atılır. O dönemde suç oranları çok artığı için devlet tarafından cezaevlerinde caydırıcı bir “tedavi” yöntemi uygulanmaya başlanmıştır. Şiddet eğilimi olan ve bu gençler gibi hayatını kötülüğe adayan insanları eğitmek ve doğru yola sevk etmek ve onların “iyi” insan olmalarını sağlamaktır amaçları. Kobay olarak da en azılılarından olan Alex seçilir. “Loduvico” denilen bu teknik ile Alex’i makinelere bağlayıp bir sandalyeye oturturlar. Kulaklarında klasik müzik verirler ve düzenli olarak şiddet içerikli filmler izletilir. Bu filmler sayesinde Alex’in beyin fonksiyonları kontrol altına alınır ve şiddet eğilimi söndürülür. Artık herhangi bir kötülükle karşılaşsa midesi bulanmaya ve dayanılmaz ağrılar çekmeye başlar. Asla kötülük yapamaz.
En çok okunan distopik roman…
Otomatik Portakal, 20. yüzyılın en önemli distopik romanlarından biri olarak kabul edilmektedir. Anthony Burgess tarafından yazılan ve ilk kez 1962 yılında yayınlanmıştır. Şiddet uygulayabilmek bir özgürlük müdür? Anthony Burgess, ikonik eseri Otomatik Portakal kitabında bu sorunun cevabını arıyor. Hayat; özgürlük ve kontrol arasındaki ilişkidir. Roman, toplumsal düzen ve istikrar için özgürlük ve bireysel hakların ne kadarını feda etmek gerektiği sorusunu da sorar. İnsanın içindeki kötü duyguların bastırılıp iyiliğin güçlendirilmesi bunun dışarıdan bir etkiyle sağlanması mümkün müdür? “Zorla güzellik olmaz.” sözünden hareketle zorlamayla kötü bir insanın -ama gerçekten kötü bir insan- iyi ve düzgün bir insana dönüşebilir mi?
Romanın içeriğinde barındırdığı, şiddet ve cinsel içerikli olayların anlatıldığı bölümler ciddi rahatsız edici ve okuyucuyu olarak zorladığımı belirtmeliyim. Bu sebepten yaş sınır önemli bence .Çünkü genç okuyucularda Alex gibi çılgınlıklar yapma isteği uyandırabilir. Ayrıca kahramanların -Alex- kullandığı argo ve küfür dolu dili de rahatsız edici, kötü örnek teşkil edebilir. Okut(y)acak olanların bunlara dikkat etmesi gerekiyor. İnsanın kötüyü seçerek nasıl bir canavarlaştığını anlatan etkileyici bir roman.Yaşanan olayların da insanın ciddi manada sinir katsayısını yükselttiği düşünülürse okumak isteyenlerin kendini buna hazırlamalarını öneririm.
İkinci defa okudum…
Yıllar önce okuduğum bir kitaptı. O zaman da ciddi manada çok zorlanmıştım.Şimdi de aynı durumu yaşadım.Okumak gerçekten çok yorucuydu.Dünyada birçok dile çevrilmiş bir kitap olarak okunması gereken de bir kitap olduğunu da söyleyeyim.Bizim yeni nesil gençliğin maalesef ki şiddet eğilimi dikkate alındığında toplumsal anlamda özeleştiri yaptıran sorgulatıcı yönü çok önde bir kitap. Ders niteliğinde. Gün geçtikçe izlediklerimiz ve şahit olduğumuz olaylar yürek kaldıran cinsten. İyilik de kötülük de içimizde. Fakat nitelikli bir eğitim sistemiyle bazı şeylerin önüne geçilebilir mi acaba? diye de sormadan edemiyorum. Belki hoşunuza gitmeyecek ama gerçeklerle yüzleşmeye cesaretiniz varsa tavsiye edilir.
Merak edenlere …
ALINTILAR:
"Bu pis dünyadan bıktım..."
Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir.
Hapisteki şairin dediği gibi, her insan sevdiği şeyi öldürür.
Kitabın Yazarı: Anthony BURGES
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih: 1.Baskı Ocak 2003, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:171