Aydın, 7 Eylül adıyla özdeşleşmiş bir kenttir. Kentin birçok mahallesinde, caddesinde, okulunda ve ticari işletmesinde bu anlamlı tarih yaşatılmakta; hatta yerel basında gazete adı olarak bile karşımıza çıkmaktadır. 7 Eylül, Aydınlılar için anlamlı ve bir o kadar da gurur veren bir sözdür.

Düşman işgali altında 1919-1922 yılları arasında 40 ay boyunca acı ve çile yaşayan Aydın’ın, onurlu bir mücadele sonunda kazandığı özgürlüğün ve kurtuluşun adıdır Yedi Eylül!

Aziz şehitlerimizle yiğit efelerimizin bizlere emaneti olan bu verimli topraklarda canlarını feda edenler, Aydın’ın ve ülkemizin vatan olmasını sağlayanlardır. Onların fedakârlıkları sayesinde bugün özgürce yaşadığımız bu topraklar, bizlere büyük bir mirastır.

Bu hafta başında, en gururlu günümüzde Aydın’ın kurtuluşunun 104. yıl dönümünü kutladık.

Geçtiğimiz pazartesi sabahı erkenden Valilik önünde çelenklerin konulması ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla ilk tören yaklaşık 5 dakikada sona erdi.

Yarım saat sonra Kent Meydanı’ndaki ikinci tören başladı. İstiklal Marşı’nın ardından Belediye Konservatuvarı ve Büyükşehir Belediyesi Halk Oyunları ekibinin gösterileri gerçekleştirildi. Gün dolayısıyla düzenlenen resim, şiir ve yazı yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

Ancak kentin en fazla nüfusa sahip ilçesi olan Efeler’in Belediye Başkanı’nın tören alanında adeta yok sayılması dikkat çekti. Sultanhisar ve Yenipazar belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu protokol üyeleri ile muhalefet milletvekili Hüseyin Yıldız’ın katıldığı törende öğrencilere ödülleri verildi, dernek üyesi Efeler’e hediyeleri takdim edildi. Ardından, çürüyüp çöpe gidecek karanfillerin Çanakkale şehitleri ve Şüheda Abidesi’ne bırakılmasıyla ikinci tören de yaklaşık 35 dakikada sona erdi.

Eski kutlamalara göre her yıl daha da sönük geçen törenlerin anlam ve heyecanının azaldığını üzülerek izliyorum.

Oysa eskiden törenler ne görkemli yapılırdı!

Eskiden kutlanan 7 Eylüllerin diğer bayram günlerinden hiçbir farkı olmazdı. Coşku, heyecan ve kalabalık günler öncesinden kendisini hissettirirdi.

Efelerin Kent Meydanı’nda, Şehitler Abidesi çevresinde davul ve zurna eşliğinde oynadığı zeybekler, Aydınlıların millî duygularını coştururdu. Bugün o görüntüler, eski Aydın fotoğraflarında kalan soluk birer anı hâline geldi.

Aydın’da incirin toplanmaya başladığı ilk hasat günlerine ve kuru incirin sofralarda yerini aldığı Eylül ayına denk gelen 3-4-5-6 Eylül günlerinde İncir Bayramı kutlanır, ertesi gün ise 7 Eylül Kurtuluş Günü ile taçlandırılırdı.

Bayram boyunca incir güzeli seçimi, defileler, kuru sıkı atışlar ve çeşitli etkinlikler yapılırdı. Temsili olarak mavi renkli giysiler içindeki Yunan kuvvetleri ile kırmızı üniformalı Türk kuvvetlerinin Valilik önünde Aydın’ın kurtuluşunu canlandırdığı gösterilerle beş gün boyunca adeta bir festival havası yaşanırdı.

Gösterinin sonunda zaferle çıkan Türk kuvvetleri, incir güzelinin üzerine astıkları Türk bayrağıyla şehrin kurtuluşunu kadın teması üzerinden canlandırırdı.

Kurtuluş Bayramı törenlerini izlemek üzere Aydın’ın en uzak köy ve kasabalarından insanlar kente gelirlerdi. Kentin birçok noktasında düzenlenen fener alayları, konserler, çeşitli zeybek oyunları ve belediye orkestrasının resmî geçidiyle kutlamalar daha da şenlenirdi.

Gece konserleriyle devam eden etkinliklerde askerî bando geçidi, Aydınlılar tarafından büyük bir coşku ve alkış tufanıyla karşılanırdı.

Özellikle esnaf odalarının 7 Eylül’de araçlarla gerçekleştirdiği resmî konvoy geçişlerinde halka dağıttığı reklam ürünleri, eşantiyonlar ve hediyelikler kapışılırdı. Tariş’in izleyenlere attığı ambalajlı incirleri kapma yarışı ise törenlere ayrı bir heyecan ve sevinç katardı.

Yiğit efelerin oyunlarında meydanı inleten davul ve zurnanın sesi, izleyen Aydınlıların millî duygularını coşturmaya yeterdi.

26 Ağustos’ta Afyon’dan başlayıp 9 Eylül’de İzmir’de sona eren Büyük Taarruz’un ve Kurtuluş Savaşı’nın silinmeyen anıları, 7 Eylül’de Aydın’ın taşına toprağına kazınmıştır.

Ne yazık ki bu yıl açıklanan programa baktığımızda, geçmiş yıllardaki aynı heyecanı hissedemedik. Bir 7 Eylül’ü daha kutladık ama eski coşkudan eser yoktu.

Aydın Meydanı’nda eskiden “ŞÜHEDA ABİDESİ” olarak anılan ve “Ey Zair (Yolcu)” sözleriyle başlayan Şehitler Abidesi, canını bu ülke için seve seve feda edenlerin unutulmaması adına dikilmiş, 1926 yılında açılan ölümsüz anıtlardan biridir.

Bu anıt, Aydın’ın işgal yıllarındaki acılarını ve efelerin kahramanlıklarını gelecek nesillere hatırlatan önemli bir tarihî mirastır.

7 Eylül’de kente üç ayrı yerden giriş yapan efeler arasında, Kozdibi yönünden gelen efelerin Beycami minaresinden açılan mitralyöz ateşiyle şehit düştükleri anlatılır. Bu toplu şehitlerin anısına, Cumhuriyet döneminde seçilen ilk belediye başkanı Ahmet Emin Arkayın tarafından yaptırılan anıt, Aydın’ın kurtuluş hafızasının önemli sembollerinden biridir.

Her yıl daha sönük geçen 7 Eylül kutlamaları, bundan böyle çok daha görkemli ve anlamına yakışır programlarla kutlanmalıdır.

En başta, işgalin en acı yıllarını yaşayan ve Aydın’ı savunan efelerin anısına, kentin adının AYDINEFESİ olarak değiştirilmesi düşünülmelidir.

Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Gaziantep gibi kentler, Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlıklarını ifade eden ön takılarla onurlandırılmışlardır. Aydın’ın da efelerinin hatırasını yaşatacak şekilde AYDINEFESİ adını taşıması, geçmişimize ve kahramanlarımıza duyduğumuz vefanın bir göstergesi olacaktır.

Bir başka önemli konu da yerel tarih eğitimidir.

Öğrencilere kendi şehirlerinin tarihini, geçmişini anlatmak için okullarda yerel tarih dersi verilmelidir.
7 Eylül tüm Aydınlılara kutlu olsun.