Aydın 14. sırada… Peki bu başarı mı, yoksa kaçırılmış bir fırsat mı?
TÜRK PATENT’in 2026 verilerine göre Aydın, 35 tescilli coğrafi işaretle Türkiye’de 14. sırada. İlk bakışta iyi bir tablo. Ancak Gaziantep’in 109, Konya’nın 91, Hatay’ın 66 coğrafi işarete ulaştığı düşünüldüğünde, Aydın’ın coğrafi işaret tescili alabilecek 152 lezzet ve gastronomi ürün potansiyeliyle bulunduğu nokta arasında hâlâ ciddi bir mesafe var.
Üstelik Aydın’ın ilk 10’a girmesi için yalnızca 11 yeni tescil yeterli. Fakat asıl mesele sayı değil.
Aydın; inciri, kestanesi, Memecik zeytini, zeytinyağı, çam fıstığı ve enginarı gibi güçlü değerlere sahip. Bazıları Avrupa Birliği’nde dahi tescilli. Demek ki sorun ürün yokluğu değil; bu değerleri markaya, markayı ekonomik güce dönüştürebilmek.
Çünkü coğrafi işaret bir son değil, başlangıçtır.
Üretici kazanıyor mu? Ürün markalaşıyor mu? Restoranlara, turizm rotalarına ve dünya pazarlarına taşınabiliyor mu?
Gerçek başarı, bu soruların cevabında gizli.
Hedef 46 değil, 60 olmalı
Aydın’ın hedefi yalnızca ilk 10’a girmek olmamalı. 35’ten 46’ya çıkmak sıralamayı değiştirir; 60’a ulaşmak ise Aydın’ın gastronomi vizyonunu değiştirir.
Bunun yolu ilçelerin gastronomik hafızasını yeniden keşfetmekten geçiyor. Kuşadası’ndan Nazilli’ye, Söke’den Çine’ye, Karacasu’dan Yenipazar’a kadar unutulmaya yüz tutmuş yemekler, geleneksel üretimler ve yerel ürünler yeniden araştırılmalı.
Aydın’ı gerçekten temsil eden, katma değer yaratabilecek ürünler için bugün sorulması gereken soru “Aydın’ın kaç coğrafi işareti var?” olduğu kadar, “bu 35 değer Aydın’a ne kadar ekonomik ve kültürel güç kazandırıyor?” olmalıdır.
Aydın’ın toprağı var, ürünü var, tarihi var, gastronomisi ve turizmi var. Belki de eksik olan yeni bir ürün değil…
Bu zenginliği tek bir güçlü Aydın markasına dönüştürecek ortak vizyon olmalıdır.
Aydın bugün 35 coğrafi işaretle 14. sırada. Yarın 46 olabilir. Ama neden 60 olmasın?
Çünkü mesele yalnızca sıralama değil; Aydın’ın kendi değerinin farkına varması ve bu değeri dünyaya taşımasıdır.