OBSESYON VE ALZHEİMER-1
Ömer Hakan Yavaşoğlu
Yaklaşık on iki haftadır obsesyon/takıntı konusunu işlemeye ve bunun yaşantımızda nelere yol açtığını anlatmaya çalıştım. Bu makale konusu ile de obsesyon hakkındaki yazı dizisini birkaç haftada tamamlamaya gayret edeceğim inşallah.
Hatırlayacak olursak “obsesyon iki ucu keskin kılıçtır” ana başlığı ile kastettiğimiz, bir tarafının/olumlu anlam taşıdığı dolayısıyla insanı disiplinize ettiği ve düzene, ciddiyete temin ettiği için başarıya ve güzelliklere kavuşturmasıyla ilişkili olmasıdır.
Diğer (olumsuz) tarafı ise kişinin; sınırlarını, kırmızı çizgilerini haddini aşmasıyla sonuçlandığı için yoldan çıkaran ve insanın hem biolojik beden ve beyin yapısına dolayısıyla kişiliğine, karakterine, davranış ve düşüncelerine olumsuz yansıyan özeliklerini kastetmiş ve yaşamın içinden farklı mesleğe sahip insanlardaki yansımalarından örnekler vermiştik.
İmdi “Obsesif kanser” diye mecaz anlam verdiğimiz ifrat düzeyde obsesif beyinlerin yaşamlarını hatırlayın tekrar. Etrafımızda hani çekilmez dediğimiz, en yakınlarını evliya edecek kadar her şeyde kılı kırk yaran, ümit-korku terazisinde sürekli korku tarafıyla yaşamını hem kendilerine hem de etraflarına zehir-zıkkım eden insanlar…
İşte bu insanların beyinlerini baz alarak zihinsel izleklerimize (düşünsel patikalarımıza) buradan devam edelim.
İfrat obsesif veya obsesif kanserli dediğimiz bu beyinlerle ilgili yapılan f-MRI (fonksiyonel/işlevsel Manyetik Rezonans Imaging) çalışmalarından da bahsetmiştik.Ve onlardaki temel bozukluğun; aşırı çalışan bazal ganglionlar (otomat-tekrarlayıcı motor hareketlerden sorumlu beynin derin çekirdekleri)olduğunu serdetmiş idik. Buraya kadar Obsesif bir beynin temel bir çalışma sistemindeki bozukluğun çerçevesini zihninizde inşa ettik.
Bu konuya şimdi kısa bir ara verip daha sonra diğer konumuz olan Alzheimer ile obsesyonun bağlantısını kurabilmek için aynı şekilde bir zihinsel altyapı oluşturmamız lazım Alzheimer demans hakkında.
Alzheimer Demans (A.D.); teknolojinin olağanüstü hızla geliştiği şu modern zamanların çok ciddi bir küresel sorundur. Aynen küresel ısınma gibi onunda namı diğer lakabı “Küresel Yaşlanma”dır. Baş edilemez bir şekilde aynen sosyal-tsunami gibi aileleri yıkıcı ve tahrip edici özellikleriyle 2-3 aile ve fertlerinin hepsini çökertmeye başlayan bir hastalıktır ve tüm demansların yüzde 70 sebebini teşkil etmektedir (yüzde 30'unu ise vasküler demans, metabolik demans sebepleri, familyal/genetik vs. sebepler oluşturmaktadır).
A.D.'ın en önemli etyolojik faktörü ileri yaştır. 65 yaş üstünde yüzde 5 olan A.D oranı her 5 yılda bir yüzde 5 artış gösterir, ve 80 yaş da yüzde 50 ye ulaşır (yani 80 yaşın üstündeki her iki kişiden birisi A.D. olabilir). A.D. yol açan faktörler arasında; vasküler sebepler (inme, kalp hast, hipertansiyon vb.) diabet gibi hormonal/metabolik/enfeksiyöz sebepler, ailesel/genetik ve mixt faktörler (karma/birkaç sebep birarada) sayılabilir.
Bu A.D.’ın en tehlikeli ve sinsi tarafı ise aile içinde bu hastalığın ne zaman başladığının fark edilememesidir. Otörler hastalığın beyinde (plaklar oluştuktan)başladıktan yaklaşık 35-40 yıl sonra belirtiler vermeye başladığını söylemektedirler. Gerçekten de aktif nöroloji pratiğimizde A.D. tanısı konulmuş hastaların yakınlarından ayrıntılı hastalık öykülerini dinlediğimizde bunu teyid etmekteyiz yıllardır.
(devam edecek)
Yorumlar
Trend Haberler
Aydınlı muhtar setlerde
Aydın’da bir dilin 100 yıllık yolculuğu
CHP'nin ret oyuna rağmen engel aşıldı: Aydın'ın 17 ilçesine müjde
Aydın'da şok ceza: Yolcu gibi bindiler, cezayı kestiler
Karacasu'da yürekler dağlandı: Ataköy'de dayı-yeğen aynı kaderi yaşadı
Aydın'da köklü değişim: 17 ilçenin müdürü değişti
Kuyucak'ı üzen ölüm: Mesaiye gitmek için evden çıktı hayatını kaybetti
75 Yaşında 35 yıllık emek: Cumartesi Pazarı’nın güler yüzlü markası Ümmühan Teyze
Karacasu'da zehire ağır darbe
Aydın'ın masalsı mahallesi
Resmi İlanlar