Başka bir mesleğe sahip “obsesif özellikli”farklı bir insanla devam edelim : Çok hırslı ve disiplinle yetişmiş bir çocuk düşünün.Okul başarıları hep en zirvede kimse önüne geçememiş. Aileden herşeyin mükemmel olarak yapılmasını modellemiş.Böyle giderken artık mesleki hayata atıldığını ve eşzamanlı evlilik hayatı kurduğunu düşünelim.Artık sorumluk sahibi bir mesleği, örneğin doktorluk olduğunu hayal edelim.Her şeyi o kadar çok ayrıntıyla yaşamaya alışmış ki…Her sabah hastaneye mesaiye gitmeden gece hazırladığı çantasına koyacağı kitaplardan tutun da, muayene aletleri, o gün yapılması ve alınması gereken şeylerin listesi ,aybaşı yaklaşıyorsa borç-ödemelerinin tek tek yazılıp dökülüp o evrakların saklanması, o gün geceden kalan ve daha evvel hastaneye yatırdığı hastaların yüreğindeki psikolojik-görünmez yükü vb daha bir sürü tilki hesabı… bu beyinlerin zamanla nasıl dengeden saptığını/bozulduğunu fark edersek ve bu sırada bellekte olup-bitenleri de anlarsak daha iyi kavrarız İnsan beyninin üç temel hafıza bölümünden en önemlisi ÇALIŞAN/AKTİF-BELLEK(Working memory) tir ki bu bellek en-yakın zamanda bizim zihnimizi meşgul eden sınırlı- kayıtları aktif olarak tutmamızı sağlar. Çalışan/aktif bellek,en fazla yedi-sekiz adet done/ işlem tutar hafızasında.İşte gün içinde bu Çalışan/aktif bellek üzerine binen ek maddelerle bu kapasite çoktan aşılır ve üsttekiler aktif hafızada yer alırken 7-8 adet sınırının altına inen maddeler unutulur ,yerine getirilemez ve kişi bunları yapamadığını /unuttuğunu hatırladıkça, farkettikçe anksietesi iyice artar ve her an “sempatik hiperaktivasyonla/pür telaş bir duygu moduyla” yaşayacağı için sürekli gergin, agresif, anlayışsız, hep telaşlı bir görünüm sergiler etrafına ve bu kısır döngü sırasında artan stres hormonları aynı zamanda haberleşme/iletişim nörokimyasallarının(Asetilkolin)seviyelerini olumsuz etkileyeceği için unutkanlık yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelir, günümüz amnezik insanında olduğu gibi…(ki gelecek zaman dilimlerinde nöropsikiyatrik hekimleri, bangır bangır gelecek “dijital psödodemans”vakaları çok yaygın olarak meşgul edecek, şahsi kanaatime göre) Hergün bu şekilde yoğun yapması gerekenleri ardarda eklenen (aslında sadece asıl gerekenleri değil o gün için gerekmeyenleri de çalışan/aktif belleğe boca eden obsesif insan) bir doktor söyleyin bana hastalarına nasıl davran(abil)ır? Onlara karşı gerçekten kaç saat güler yüzle davranabilir?veya hadi gençlik ve mesleğin ilk yıllarında neyse ama ya iyice rutinleşip sıradanlaşan ileriki yıllarda mesleki döngüden kurtulamayan bu obsesif dr. kaç yıl daha başarısını götürebilir ve aile hayatında, çevresinde mutlu olabilir...? Yani anlayacağınız dostlar “obsesif özellikli” insanlar yapı, karakter olarak hepsi az-çok birbirine benzerler: hırslı, başarılı, ama gergin,asabi, otomat duygu-durum ve motor hareketlerle tekrarlayan özellikli davranışlarından dolayı için kortikal fonksiyonları zayıflamş, aile hayatlarında hep gerilimli ancak genelde hep tuttuğunu koparan, çabuk kavrayan,her konuda inatçı “dediğim dedik, öttürdüğüm düdük” tarzında etrafına tanrılık taslayan değişik dozajda narsist kişiliklerdir genelde. Tabi yukarıda kadar saydıklarımız “kırmızı çizgisini aşmış”obsesif özellikli insanların negatif özellikleriydi. Bir de çizgiyi aşmamış veya tüm yaşam boyunca çizgiden geride durmuş veya aşıp birçok olumsuz durumu yaşadıktan(damdan düştükten) sonra yine başarılı ama diğerinden en önemlisi” mutlu/huzurlu bir yaşama adım atmış” olan insanın beyninde ne olup bitiyor biraz da,bundan bahsedelim isterseniz(DEVAM EDECEK)…