Nazilli’de bu hafta siyaset, yaz sıcaklarını aratmayacak kadar hareketli geçti.
Bir tarafta CHP’den istifa ederek yoluna bağımsız devam etme kararı alan Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik…
Diğer tarafta Tetik’in bundan sonraki siyasi adresinin ne olacağına ilişkin kulisler…
Bir yanda CHP içerisindeki tartışmalar, diğer yanda Cumhur İttifakı ile olası iş birlikleri üzerine yapılan değerlendirmeler…
Üstelik bütün bunların üzerine bugün Nazilli’de yaşanan provokatif eylem eklendi.
Kısacası Nazilli, birkaç gün içinde siyasetin neredeyse bütün renklerini aynı anda görmüş oldu.
Ertuğrul Tetik’in CHP’den istifası, yalnızca bir parti üyeliğinin sona ermesi olarak okunmamalı.
Çünkü Tetik, 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin adayı olarak Nazilli Belediye Başkanı seçildi. Şimdi ise partisinden ayrılmış, ancak belediye başkanlığı görevine devam eden bağımsız bir başkan var.
Tetik’in “Bizim tarafımız Nazilli” mesajı aslında önümüzdeki dönemin temel tartışmasını da ortaya koyuyor:
Başkanın siyasi geleceği mi daha önemli, Nazilli’nin geleceği mi?
Bence bu sorunun cevabı çok net olmalı.
Nazilli’nin ihtiyacı yeni bir siyasi kavga değil, yeni bir hizmet dönemidir.
Siyasetçiler parti değiştirir, ittifaklar değişir, dengeler değişir.
Ama vatandaşın gündemi o kadar hızlı değişmiyor.
Esnaf hâlâ işlerinin nasıl gideceğini düşünüyor.
Üretici incirin sezonunu, maliyetini ve emeğinin karşılığını hesaplıyor. Aydın’da incir üreticilerine yönelik aflatoksin konusunda uyarıların yapıldığı bir dönemde, tarımın ve üreticinin meseleleri siyasi tartışmaların gölgesinde kalmamalı.
Gençler gelecek kaygısını konuşuyor.
Emekli geçim derdini düşünüyor.
Aileler çocuklarının geleceğini planlıyor.
Yani vatandaşın gündemi çok açık:
“Kim hangi partiye geçecek?” değil, “Bizim hayatımız ne zaman kolaylaşacak?”
Elbette siyasi rekabet demokrasinin olmazsa olmazıdır.
Eleştiri de olacak.
Muhalefet de olacak.
İktidar mücadelesi de olacak.
Ancak siyasetin bir sınırı olmalı.
Özellikle son günlerde Nazilli’de yaşanan gelişmeler, siyasi tartışmaların zaman zaman sertleşebileceğini gösteriyor. Bugün tren yolu üst geçidine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan ifadelerin yer aldığı provokatif bir maket asılması da kentte tepki topladı ve güvenlik güçlerini harekete geçirdi.
Siyasi eleştiri başka şeydir, toplumsal huzuru hedef alan provokasyon başka.
Nazilli gibi farklı siyasi görüşlerin bir arada yaşadığı bir kentte herkesin daha dikkatli olması gerekiyor.
Çünkü siyasetin dili sertleştiğinde bedelini yalnızca siyasetçiler değil, toplumun tamamı ödüyor.
Nazilli’nin önünde ciddi bir dönem var.
Belediyenin ekonomik durumu, altyapı sorunları, trafik, ulaşım, tarım, sanayi, istihdam ve gençlerin geleceği gibi başlıklar masada duruyor.
Siyasetçiler birbirleriyle yarışacaksa, keşke “kim daha sert konuşacak?” yarışına değil, “kim Nazilli için daha fazla iş yapacak?” yarışına girseler.
Çünkü vatandaşın beklentisi aslında çok basit.
Yol istiyor.
Temizlik istiyor.
Düzen istiyor.
İstihdam istiyor.
Üreticisinin desteklenmesini istiyor.
Esnafının nefes almasını istiyor.
Ve en önemlisi, kendisini seçimden seçime hatırlayan değil, her gün dinleyen bir yönetim anlayışı istiyor.
Nazilli siyasetinde önümüzdeki günlerde yeni gelişmeler yaşanması sürpriz olmayacak.
Tetik’in bağımsızlık kararının ardından siyasi geleceğiyle ilgili iddialar devam ediyor. YENİ Parti cephesinde de konu yakından takip ediliyor.
Ancak burada asıl belirleyici olan siyasetçilerin ne söylediğinden çok, vatandaşın ne düşündüğü olacak.
Çünkü sandık günü geldiğinde bütün hesaplar yeniden yapılacak.
Bugün birbirine rakip görünenler yarın aynı masada oturabilir.
Bugün aynı safta olanlar yarın farklı noktalarda durabilir.
Siyasette bunlar olur.
Ama vatandaşın hafızası da vardır.
Kimin ne söylediğini, kimin ne yaptığını ve kimin gerçekten Nazilli için mücadele ettiğini unutmaz.
Bu nedenle bu haftanın sonunda Nazilli siyasetçilerine naçizane bir tavsiyem var:
Biraz daha az kavga, biraz daha fazla hizmet.
Biraz daha az kulis, biraz daha fazla saha.
Biraz daha az parti hesabı, biraz daha fazla Nazilli hesabı.
Çünkü siyasi tabelalar değişebilir.
İttifaklar değişebilir.
Başkanlar değişebilir.
Ama Nazilli burada kalacak.
Ve bu şehrin geleceğini hep birlikte yaşayacağız.
Şimdi asıl mesele, kimin hangi partide olduğu değil; kimin Nazilli’nin yanında olduğudur.