Yaz geldi...
Bunu takvimden değil, yaşadığım Nazilli sokaklarından anlıyoruz.

Sabahın erken saatlerinde yükselen sıcaklıktan, pazarlarda renk renk meyvelerden, okul bahçelerindeki sessizlikten...

Kiraz tezgâhlarda yerini aldı.
Kayısılar tüm lezzetiyle sofralara indi bile.
Erik bereketi yüzleri güldürdü.
Toprak bu yıl yine cömert davrandı.
Ama unutmayalım...
Doğa ne kadar cömert olursa olsun, su sonsuz değil.
Bugün musluğumuzdan akan her damla, yarının bereketidir.
İsraf ettiğimiz suyu ne para geri getirir ne de teknoloji.
Bu yüzden suyu dikkatli kullanmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Nazilli'de yazın en önemli habercilerinden biri de incirdir.
Şu günlerde bahçelerde sessiz ama çok önemli bir telaş yaşanıyor.
İğlek zamanı...
Belki çoğumuz farkında bile değiliz ama dünyanın en kaliteli inciri olan Nazilli incirinin kaderi bugünlerde dallar sarkıtılan iğleklerle (incir ağaçlarını dölleyen erkek incir) belirleniyor.
Üreticinin alın teri, doğanın mucizesiyle buluşuyor.
Aylar sonra sofralarımıza gelecek o ballı incirin hikâyesi işte şimdi yazılıyor.
Bir başka güzellik ise çocukların tatili...
Bir eğitim yılını geride bırakan çocuklarımız artık dinlenmeyi hak etti.
Şimdi oyun zamanı...
Şimdi sokak zamanı...
Şimdi çocuk olma zamanı...
Çünkü çocukluk bir daha geri gelmiyor.
Veeee o meşhur Nazilli sıcağı...
Öyle bir sıcak ki insan gölgede bile pişiyor zaman zaman.
İşte bu yüzden yollar yine Didim'e, Kuşadası'na çıkıyor.
Kimisi yazlığına gidiyor, kimisi hafta sonu kaçamağı yapıyor.
Ege'nin serin suları, Nazilli'nin kavurucu sıcağına karşı en büyük sığınak oluyor.
İncirin olgunlaştığı...
Çocukların kahkahalarının yükseldiği., sahil yollarının hareketlendiği...
Bir yaz daha başladı.
Dileğimiz odur ki;
Bereket tarlalarımızdan,
Huzur evlerimizden,
Neşe çocuklarımızdan,
Su ise topraklarımızdan eksik olmasın.
Yazınız güzel, gönlünüz serin olsun.
Haa unutmadan orman yangınlarına dikkat!
Ciğerlerimiz yanmasın!
Sağlıcakla...