Bu kitabı o öyle bir zamanda okudum ki, kitapların da okunmak için bizi beklediğine bir kez daha inandım. Ah Piraye!.. Annemin bir sözü vardı “İnsanın kendi kendine yaptığını cümle alem birleşse yapamazmış.” Piraye de kaderini bizzat “kendi” belirleyenlerden. Evet, aşkın gözü kördür(!) insana aklına, hayaline gelmeyecek şeyleri yaptırabilir ama bazen de görmek gerek kabul edilmesi zor gerçekleri. Görmek istemezsen de kaçınılmaz sonun seni bekliyor demektir.
Anne ve babasının gururu Piraye…
Üniversiteye yeni başlayacak çiçeği burnunda bir üniversite öğrencisidir Piraye. Her ne kadar gençlik hülyaları içinde oyuncu olmak olsa da Piraye, anne ve babasının itibarını koruyacak bir mesleğe yönelmeye karar verir. Ailesi tarafından kabul gören meslek ise babasından devir alacağı diş hekimliğidir. Çünkü babasının ilk kızından yüzü gülmediği için bütün hevesi Piraye’dedir. İlk önce birlikte çalışacaklar sonra babası muayenehaneyi Piraye’ye devredecektir. İkna çabaları işe yarar ve Piraye babasının yolundan gider.
Piraye sınavı girer ve İstanbul Üniversitesinde okumaya başlar. Bu yeni dönem onun için ilklere gebedir. Şimdiye kadar hiç sevebileceği biriyle hiç karşılaşmamıştır mesela. Çünkü Piraye asi bir kişiliğe sahiptir. Öyle her söylenene tamam diyecek bir kız değildir. Piraye; modern, açık görüşlü, kadın hakları savunucusu ve cesur bir kızdır. Okulun ilk başlarında karşısına sevebileceğini düşündüğü birkaç delikanlı çıkar ama o hiçbiri ile geleceği düşünecek kadar ciddi bir arkadaşlığa girmez.Taa ki Haşim’e kadar...
Haşim…
Ağaoğlu…Diyarbakır’da büyük bir aşiretin tek varisi… Piraye’nin tek aşkı. Haşim de diş hekimliği okumaktadır. Piraye’den yedi yaş büyüktür. Dışarıdan Piraye’nin görüşleri ile uyuşan, açık görüşlü davranan biri olsa da içinde ailesinden ve törelerden gelen bir bağnazlık vardır. Ama bu tarafını Piraye’den çok güzel gizler. Piraye’yi daha tanışmadan görüp sevmiştir. Bir arkadaş toplantısında tanışırlar ve kısa bir sürede de evlenmeye karar verirler. Ancak dik başlı, sözünü hiç kimseden sakınmayan Piraye’nin şartları vardır kendine göre. Piraye’nin her istediğine “tamam” der Haşim. Nişan İstanbul’da, düğün Diyabakır’da olacaktır. Eeee, bir Ağaoğlu da tabii ki baba ocağında dünya evine girer!..
Evlilik ciddi bir karar…
Düğün dernek, eğlence işin en kolay kısmıdır. Esas iş evlendikten sonra nerede oturulacak? Muayenehane nereye açılacak? Bu soruların tamamı hep zaman içinde çözülmek üzere sonraya bırakılır. Ancak geleneklerine bağlı bir ailenin modern bir gelinin beklentilerini karşılaması mümkün değildir tabii… Önce İstanbul’da yaşamayı orada çalışmayı kabul eden Haşim sonra karar değiştirir. Önceleri olanları kabulenemeyen Piraye aşkı için her şeye tamam der ve sonrasın da çorap söküğü gibi gelir. Piraye’yi hiç de mutlu etmeyecek biçimde…
Sevdiğin erkek seni yüzüstü bırakırsa…
Piraye ne hayallerle çok severek evlendiği ve sözlerine sonuna kadar güvendiği sevdiği adam tarafından hayal kırıklığına uğrar. Dayak, psikolojik şiddet, –hem eşten hem de aileden- aldatma, yalan, kumagetirme, zorlama, özel hayata saygısızlık her şey…İnsan nasıl dayanır böyle bir duruma. Başa gelince bir de çok sevince çekiliyor sanırım. Piraye de çok sevdiği için katlanıyor ama erkeğin güçlü olmaması, sözünde durmaması çok ciddi rahatsız edeci bir durum. Piraye sabrının sonuna kadar dayanmaya sevdiği adamı kaybetmemek adına kararlıdır. Ama nereye kadar!..
Kadının sabrı…
Piraye belki hayatı boyunca asla yapmam dediği şeyleri bu Haşim’e olan aşkından dolayı kabul eder, hazmeder. Sessiz kalmaya, huzurunu bozmamaya çalışır. Haşim’in ailesinin her türlü bakısına boyun eğer. Fedakarlık yaptığı uğruna birçok şeyi kabul ettiği adam ise bu tavizlerin karşısında aile baskısı ve basiretsizliği yüzünden görmez ve sevdiği kadını koruyamaz. Ailesine sahip çık(a)maz.. Maalesef ki kadının gösterdiği sabrı ve cesareti erkek gösteremez. Bu pasiflik biribirini seven iki insanın yollarını acı bir şekilde ayırır.
Acaba Haşim’in Piraye’yi kazanma çabaları sonuç verecek mi? Piraye verdiği tavizleri geri alabilecek mi? Ayrı coğrafyaların insanı Piraye ve Haşim mutluluğu yakalayabilecek mi? Cevaplar kitabımızın sonunda…
Biyografik roman tarzında…
Canan Tan’ın Nazım Hikmet’in karısı Piraye’den esinlenerek ve kendi hayatından da izler taşıyan biyografik roman türündeki bu kitabı; Türkiye tarihinde yıllardır yaşanan toplumsal gerçeklere parmak basıyor. Şu an televizyonlarda yayınlanan töre dizilerini hatırlattı bana. Bu da gösteriyor ki toplum olarak bir arpa boyu yol alamamışız. Çünkü ataerkil toplumların kaderi olan gelenekçi aile yapıları, erkek çocuğunun daha kıymetli olması, kadının ikinci planda tutulması, çocuk doğuramamanın tek sebebinin kadın olarak görülmesi, eşin üstüne kuma getirme,- bunu da erkeğin hakkı görme- kadının çalışmasını istememe gibi birçok yanlış algıları görebiliyorsunuz kitapta. Yazar, bizim acı gerçeklerimizi bize anlatmış. Türk kadının makus kaderinin bir tercümanı olmuş. Yüreğe dokunan ve insanın içini burkan bir dille. Pireye o kadar gerçek ki okurken onun yaşadıklarına üzülüp ona sarılasınız geliyor. “Yanındayı(z)m. Bütün kadınlar senin yanında!” demek istiyorsunuz. Kitap evlenmek üzere olan veya üniversitede okuyan genç kızlar için bir ders niteliğinde. Aslında sadece gençlerin değil, her yaştan kadının alması gereken çarpıcı mesajlar var kitapta diyebilirim. Bir seçim yaparken mantığına göre mi kalbine göre mi karar vermelisin? sorusunun cevabını net bir şekilde veriyor.
Türkiye’nin ilk kadın mizah yazarı Canan Tan, güçlü gözlem yeteneği ile ününü mizahtan değil, kadını ve kadının toplumda olması gereken yerini gerçekçi ve yerinde tespitlerle yazdığı hikayelerinden kazanmış. Yazarın; ”Yüreğim Seni Çok Sevdi, Eroinle Dans, En Son Yürekler Ölür” adlı kitapları da yıllardır çok okunanlar arasında.Canan Tan ile hala tanışmadıysanız Piraye hüzünlü de olsa iyi seçim olabilir.
Merak edenlere keyifli okumalar.
ALINTILAR:
"Bazı erkekler sevmeyi beceremediği hâlde, sevilmeyi hep hak ettiğini sanır."
"En iyi dostum özgürlüğüm! Ondan başkasını tanımıyorum ben.."

“Bir insanın iyi ve anlayışlı olması, bir ömür boyu onunla beraber yaşaman için yeter mi ?”
Kitabın Yazarı: CANAN TAN
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih:1. Basım Ekim 2003, Altın Kitap Yayınevi, İstanbul.
Kitabın sayfa sayısı:430