Dört asır idaremiz altında bulunan Kudüs’ü 9 Kasım 1917’de İngilizlere terk etmek zorunda kalmıştık ama aslında biz, Mescid-i Aksa'yı bekleyen son Osmanlı askeri Dâr-ı bekaya göçtüğündeKudüs’ü zaten kaybetmiştik. Kudüs, yani Mescid'ül AksaMüslümanların namusudur. Bu namusu korumak ve kollamak Müslüman Türk Milletinin en son neferine nasip oldu. Ve bu vazifeyi üstlenecek bir babayiğit daha gelmedi. İslam âleminin namusunu kurtaran son Türk askerinin hatırasını, merhum gazeteci İlhan Bardakçı hadiseyi bize naklediyor (ÖZDAĞ, Ümit, “Kudüs’te son Türk askeri” - https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ kuduste- son-turk-askeri-33467yy.htm 30.11.2018:16.47). Aslında geleceğe aktarıyor. Acı ama bir o kadar da ibretlik bu hatırayı yeni nesle belletmek ve ders çıkartmak boynumuzun borcudur. Iğdırlı Onbaşı Hasan, Türk geçliğine tekrar tekrar anlatılmalıdır. Hatta Mescid-i Aksa’ya gidilerek olayın meydana geldiği mahalde tarih dersi yapılmalı ki bir milletin namusunu, şerefini, haysiyetini muhafaza nasıl olurun şuurunu gençlerimizin zihnine kazımalıyız. Şuurlanma, ancak böyle olur. Kudüs, neden elimizden çıktı? Mescid-i Aksa'yı bekleyen son Osmanlı askeri Iğdırlı Onbaşı Hasan’a kadar O mübarek beldede bir arada yaşama kültürü, onu vareden medeniyetimizde mündemiçti. İsrail'in sabık başbakanı Ehud Barak, Osmanlı'nın pırpırlı bir onbaşıyla yıllarca Kudüs'te barış ve huzuru sağladığını itiraf etmesine sebep olan başarının sırrı neydi? Aslında içinden çıkılamaz bir hale gelen Kudüs meselesinin çözümü Hz. Ömer (ra)’ın Emannamesi’nde saklıdır (MEZKİT,Mesut (2018): “Medine Sözleşmesi Temelli, Mekke Ruhunu Esas Alan Medeniyet, Tasavvuru ve Yeni Türkiye”, Yeni Fikir Dergisi, Sayı: 20 C.1 Temmuz-2018, Aydın). Hz Ömer (ra)ın Emannamesi için: TABERİ, Ebu Cafer M. (1954): Milletler ve Hükümdarlar Tarihi,C. VI (Çev. Z.Kadiri Ugan- Ahmet Temir), Maarif Matbaası). Hz. Ömer (ra)’ın Kudüs’e girişi Hz. Ömer (ra), Kudüs’ün teslimine dair ahidnameyi imzalayıp, Patrik Sofranius ile birlikte Kudüs’e girmişti. Hz.Ömer (ra)’ın namaz kılması gerekiyordu. O sırada Kamame kilisesinde bulunuyorlardı. Namazını, bu kilisede kılmalarını bizzat partik rica etti ise de, Hz.Ömer (ra) kabul etmedi ve burada kılmanın bir mahzuru olup olmadığını soran patriğe şu tarihi cevabı verdi: “Hayır, hiç bir mahzuru yoktur. Böyle bir şey düşünmüyorum bile. Eğer ısrarlarınıza uyarak namaz kılmaya teşebbüs etmiş olsa idim, belki de ileride müslümanlar, « halife Ömer burada namaz kılmıştı » diye bana imtisal ederler. Muahede şartlarını bu vesile ile ihlale kalkışmalarından çekindim. Çünkü sizinle yapılmış muahedemiz vardır. Kur’an bize, ‘yaptığınız muahedelerin hükmünü yerine getiriniz. Allah’ın emirlerine sâdık kalınız’diye emreder » buyurmuştur (AHMET CEVDET PAŞA , (1985): Kısas-; Enbiya, C.: 2, KTBY, Ankara). Kudüs’ün son idarecisi olan İzzet Bey: “Tahribata engel olmak için şehri boşaltıyoruz” İngiliz generali Sir Edmund Henry Hynmann Allenby, 7 Kasım 1917’de Kudüs’e karşı saldırı başlatmıştı. Bu sebepten dolayı Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz birliklerinin Kudüs’e yaklaşması üzerine Kudüs’ün son idarecisi olan İzzet Bey, İstanbul’a, İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği şifreli telgrafında “Kutsal mekânlara top mermileri düşüyor, tahribata engel olmak için şehri boşaltıyoruz” demektedir (BARDAKÇI, Murat, “ Kudüs’ü İngilizlere Neden Teslim Ettik?” https://www.haberturk.com /yazarlar/ murat-bardakci/1580592-kudusu-  ingilizlere-neden-terkettik-bilir-misiniz-zarar-gormesin-diye06.11.2018 15:34). SONUÇ Netice itibariyle Hz Ömer (ra) zamanında fethedilip İslam’ın barış şehri unvanını kazanan Kudüs, Eyyubiler, Memluklar ve dört asır idaremiz altında bulunan Kudüs’ü 9 Kasım 1917’de İngilizlere terk etmek zorunda kalışımıza kadar bütün semavi dinlerin şehriydi. Ancak, ne zaman ki Mescid-i Aksa'yı bekleyen son Osmanlı askeri Dâr-ı bekaya göçtü( şuur nöbeti); Kudüs’ü o vakit kaybettik. Ancak tarihe bakıldığında Yahudi -Hıristiyan Uygarlığı Siyonist Haçlı Zihniyeti’nin vahşiliği, tarihi bir hakikattir. Hz. Ömer (ra)’ın Kudüs ahalisine verdiği Emanname’yibaş tacı eden Osmanlı Türk Devleti pırpırlı bir onbaşıyla yıllarca Kudüs'te barış ve huzuru sağlıyor; Siyonist politikayı izleyen İsrail ise vahşet, kan ve gözyaşı ile İslâm Medeniyet Havzası’nda çıbanbaşı olarak varlığını devam ettiriyor. Günümüzde içinden çıkılmaz bir hal alan, uluslararası mesele haline gelen Kudüs sorunu, ancak Iğdırlı Onbaşı Hasan şuuruyla zemini tesis edilen Osmanlı Barışı ile Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerin birlikte yaşamaları mümkündür. Görünen o ki bu birlikteliği sağlayacak bir idare telakkisi olan Osmanlı Barışı dışında bir çözüm bulmak mümkün görünmemektedir. Osmanlı Barışı haricinde bir arayış şehrin siyasi, dini, coğrafi ve demografik gerçekleriyle de bağdaşmayacaktır. Hamiş: Bu makalenin tamamına ulaşmak için onuncu(Kuruluş Tarihi: 260Nisan 2009) yılına giren uluslararası hakemli akademik Yeni Fikir Dergisi’nin 21. Kudüs Özel sayısına bakabilirler.http://www.yenifikirdergisi.com)