Büyük devlet adamı Nizamülmülk şu tespitleri dikkat çekicidir: “Veziri kifayetsiz olduğu zaman padişah gafil davranıp divandan bir amil yerine iki, üç, beş, yedi ve hatta otuz amil (eken: iş yapan) tayin etmemelidir. Bugün, hiçbir yeteneği olmayan adamın üzerinde on iş birden mevcuttur. Başka bir işi gözüne kestirirse onu da almak ister; kendisine ‘Gümüşü başka bir maden cevherine çevirmek gerekiyor’ deseler, ‘Çeviririm’ der ve işi ona verirler. Bu adamın işin ehli olup olmadığını, kifayetli mi değil mi, bilgisi, muameleyi tecrübesi ile yürütüp yürütemeyeceğini, üzerine aldığı bu kadar çeşitli işi başarıp başaramayacağını düşünmezler. Buna mukabil kifayetli, güçlü, lâyık, mutemet be mütehassıs elemanları işten mahrum ederek, evlerinde boş oturmaya mecbur bırakırlar. Dirayetsiz, meçhul ve ne idüğü belirsiz bir kişinin üzerine bu kadar işin neden verildiğini, buna karşılık herkes tarafından başarısı bilinen, soylu ve mutemet kişinin boş dolaşmasını kimse anlayamaz. Özellikle hizmetleriyle devlette hak sahibi olmuş, yaptıkları beğenilmiş, liyakati görülmüş kişiler, muattal ve mahrum bırakılmışlardır.”
Adalette esas olan liyakat ve istişarenin ana eksen olmasıdır. İştişare, bir mesele hakkında doğruya ulaşmak, meşveret ederek hedefe varmaktır. Mütefekkir, mütehassıs, mütebahhir, mümeyyiz, münevver, ehil iştişare kurulunun fikirlerinden doğruya vuslattır; müşavere. Yani “çeşitli görüşlere başvurmak suretiyle doğruyu elde etmek veya ona yaklaşmalarının çeşitli çiçeklerden gerekli malzemeyi alıp işledikten sonra ortaya çıkardığı balın kovanda olması gibi” sonu, tad verici bir yoldur.
Ancak istişare zincirinin kopması sefahat girdabına sürüklenmek demektir. Sefahat maddeci zihniyeti hâkim kılar. Maddeci zihniyet, kapitalist fikrin her safhada egemen olması anlamına gelmektedir. Kapitalist fikrin hükümran olduğu yerde zayıfın ezilmesi kaçınılmazdır. Bezirgânlığın adaleti olmaz. Güçlünün zayıfı köleleştirmesi ana gaye haline gelir. Bunun neticesinde adalet duygusu zayıflar ya da yok olur. Artık her “yerin” bir hâkimi vardır. O yerin hâkimi mevcut konumunu korumak uğruna iştişâreyi terk edip safahata dalma pahasına küçük hesapların peşinde canhıraş koşacaktır, artık.
Hukukta eşitliği gözetmek, zulmü bırakmak ve hakkı sahibine vermek anlamındaki adl veya adalet; kartopu gibi adaletsizliğin zulme dönüşmesi karşısında: “De ki; Rabb’ım adaleti emretti” (7/29) emri ilâhisi hükümsüz kalırsa başta kim olursa olsun zulme ortaktır. Halbuki Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler, Allah için adaleti ayakta tutup, gözetilen şahitler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe götürmesin. Adaletli olun. Bu takvaya daha yakındır” (5/8). Bu anlamda, ahlaki açıdan yönetim adaleti, yönetim sisteminin içinde yer alan her bir insanı, doğuştan insan olmak bakımından birbirlerine karşı ilkece “eşit” saymak ve özellikle hakların kullanımı açısından herkese iyilik yapmak ve hiç kimseye hak etmediği bir zararı vermemektir. Kıstas bellidir. Makamın küçüğü büyüğü yoktur. Bulunulan her makam, sorumluluğu icap ettirir. Hangi makam sahibi zulüm ederse zalimdir. Zulmün en büyüğü “adâletsiz” tutumdur. Liyakatı esas almayan “ben yaptım oldu” anlayışıdır. Bunların tedavisi ve telafisi yoktur. Onun için Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Devlet başkanının adaletle ve hak gözeterek bir gün hükmetmesi, bir sene Allah yolunda gazadan daha iyidir” (Müslim /2564) sorumluluğun icabıdır. Devlet ise, her konumda idare eden, temsil vazifesini ifa ile görevli kişidir.
Sorumluluğu esas alan bir asırda bilginin gücü daha da önem kazanmaktadır Dolayısıyla, bilgi toplumu, kesinlikle sorumluluğa dayalı bir düzen olacaktır. İnisiyatif, sorumluluk almak ile mümkündür. Adaletin temeli de yöneticilerin, mesuliyet sahibi olmasından geçer. Sorumluluk, sorumluluk almakla¸ yani âdil olma niyetini açığa vurma ile mümkündür. Adil idareci, eşitlikçi bir yönetim ve organizasyonu değil; âdil bir idareyi esas alır. Adil idare, tesânüdü ana eksen yaparak, dayanışma ruhunu temsil eder. Adil idarede gücü nispetinde bir sorumluluk asıldır. Karşılıklılık prensibince adil bir yönetimden adalet beklenebilir. Adalet, eşitlik ve karşılıklılık esasına dayanır. Bu ilke de dayanışmadan doğar. Dayanışmayı meydana getiren sözleşmeye göre, şartlar bütün fertler için aynıdır. Böyle olunca adalet, sadece sosyal nizamı güvenlik altına alma endişesi taşıyan ve üzerinde uzlaşma sağlanmış bu sözleşmeye uymayı ifade etmektedir. Adaletin kendisinde icra yeteneği yoktur. İyi kurulmuş bir dayanışmanın şartı olması sebebiyle eşitlik, kendi varlığını sağlamak için adalete başvurur. Burada adalet, gerçek bir hareket değil, fakat bütün fertlerin menfaatini gözeten bir hesaptır. Adaleti kanun teminat altına alır. Lakin şekli bir adalet ve saf, sade bir eşitlik, insanın vicdanına karşıdır. Kanun, ahlaka ve ‘adalete aykırı” olabilir. Bu “adalete aykırı” sözünün üzerinde duralım: Bu demektir ki, şekli adalet, gerçek adalet değildir. Zayıfın kuvvetliden dilediği adaletin ötesinde, yani dağıtılıp verilen adaletin ötesinde onu tesis eden, hatta sade ve basit bir eşitliğin sınırlarını da aşan bir hareket vardır. Zira adalet, kanun tarafından tesis edilmez. Kanun, adaleti fertlere dağıtır. Aslında en güçlülerin elinde bir araç olan kanun, adaletsiz ve despot olabilir, hatta böyle olmayı isteyebilir de. Eğer adalet diye bir şey var ise insanlık bunu, evrensel sorumluluk iradesine sahip olanlarla birlikte kendi nefislerinin esiri olarak diğer fertleri istismar etmeye çalışan hükümdar ve zorbalara bıkıp usanmadan karşı çıkanlara borçludur.
Unutulmaması icap eden şey şudur: Devletin gerçek varoluş sebebi sadece adaleti yerine getirmek değildir. Merhum Nurettin Topçu’nun ifade ettiği gibi, devletin, merhameti ve en geniş şekliyle mesuliyeti meydan getirmesi gerekmektedir.
Kaynakça:
Nizamülmülk (2011): Siyasetname, Dergâh Yayınları, İstanbul
Topçu, Nurettin, İsyan Ahlakı, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2012
Esen, Âdem (1993): Sosyal Siyaset Açısından İslâm’da Ücret Kavramı, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara
Eroğlu, Feyzullah (2015): “Kur’an’daki İslamiyet’in Yönetim Düşüncesi”, Yeni Fikir Dergisi, Aydın
Adaleti sağlamada Yönetici’nin sorumluluğu
Dr. Mesut Mezkit
Yorumlar
Trend Haberler
Genç ölüm Karacasu'yu üzdü
Denizli'deki ölümün acısı Karacasu'ya düştü: Henüz 26 yaşındaydı
Aydın'da şok ceza: Yolcu gibi bindiler, cezayı kestiler
Karacasu'da acı sabah
Karacasu'da zehire ağır darbe
Nazilli’de fabrikada feci iş kazası: 41 yaşındaki işçi hayatını kaybetti
“Erdoğan ve Çerçioğlu için devemi kesmek istiyorum”
Karacasu'da şok olay: 77 yaşında canına kıydı
Karacasu'da şok olay: Bir hafta önce doğan buzağı bu hale geldi
Karacasu'da 68 yıllık evli çift 4 ay arayla vefat etti: Mutlu evliliğinin formülünü açıklamışlardı
Resmi İlanlar