Mart Meselesi
Şenol Babacan
Anadolu insanı doğanın dilini iyi bilir. Çünkü yıllarca toprağın içinde, rüzgârın altında, yağmurun içinde yaşamıştır.
Hava durumunu öğrenmek için televizyonu açmaya, telefondan uygulama bakmaya gerek duymaz bazen
Birkaç söz yeter. Üstelik bu sözler hem bilgi hem öğüt verir hem de insanı gülümsetir.
Mart ayı gelince herkesin aklına iki meşhur söz düşer. Birincisi biraz serttir:
“Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.”
İkincisi ise umut doludur:
“Mart'ın dokuzu, sal çayıra öküzü.”
İlk bakışta bu iki söz birbirine zıt gibi görünür. Biri martın soğuğunu anlatır, diğeri baharın gelişini müjdeler. Ama aslında Anadolu insanı bu iki cümleyle mart ayının bütün karakterini anlatmıştır.
Mart ayı biraz şakacı bir aydır. Sabah güneşi gösterir, insanı kandırır. Pencereden bakarsınız, güneş ışıl ışıl. “Artık bahar geldi” dersiniz. İnce bir ceket giyip dışarı çıkarsınız.
Fakat birkaç saat sonra öyle bir rüzgâr eser ki insanın aklı başına gelir. İşte o zaman büyüklerin sözü kulakta çınlar: “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.”
Bu sözde biraz abartı vardır ama gerçek payı da büyüktür. Çünkü mart ayı bazen öyle soğuk yapar ki elde avuçta yakacak kalmasa insan gerçekten kazmayı küreği yakacak hale gelir.
Anadolu insanı da bu durumu mizah katarak anlatmıştır.
Öte yandan mart ayı sadece soğuk demek değildir. Aynı zamanda doğanın uyanmaya başladığı bir zamandır. Toprak ısınmaya başlar, ağaçların dallarında tomurcuklar belirir, güneş biraz daha uzun süre gökyüzünde kalır. İşte bu noktada ikinci söz devreye girer: “Mart'ın dokuzu, sal çayıra öküzü.”
Eskiden köylerde öküzler kış boyunca ahırda beklerdi. Baharın ilk işaretleriyle birlikte meraya çıkarılırdı.
Çünkü hayvanın da toprağın da zamanı vardır. Çok erken çıkarırsanız soğuk zarar verir; çok geç kalırsanız otlar boşa büyür.
Anadolu insanı da yılların tecrübesiyle martın dokuzunu bir işaret kabul etmiştir.
Tabii burada anlatılan sadece bir hayvan meselesi değildir. Aslında bu söz, baharın kapıyı çalmaya başladığını anlatır. İnsanların içini ısıtan, toprağı canlandıran o değişimin başladığını…
Bugün artık köylerde öküzle tarla süren pek kalmadı. Traktörler, makineler hayatı kolaylaştırdı. Ama Anadolu’nun dili hâlâ aynı dili konuşuyor. Mart ayı biraz ısınınca birinin mutlaka gülerek söylediğini duyarsınız:
“Eee… Mart'ın dokuzu geldi. Sal çayıra öküzü!”
Belki artık gerçekten çayıra salınan öküz yok ama insanların içindeki bahar duygusu hâlâ aynı. Çünkü bazı sözler eskiden de olsa bir yaşam biçimini anlatır.
Mart ayı Anadolu’da iki yüzlü bir misafir gibidir. Önce kapıdan baktırır, insanı üşütür. Sonra güneşi gösterir, gönlünü ısıtır.
Bir gün kış gibi davranır, ertesi gün bahar gibi gülümser.
Anadolu insanı da bunu iki cümlede özetlemiştir:
Önce temkinli ol, sonra umutlan.
Çünkü martın huyu böyledir.
Sağlıcakla...
Yorumlar
Trend Haberler
Buldan depremini 125 gün önceden bildi: Şimdi de Aydın’ın o ilçesini uyardı
Aydınlı muhtar setlerde
Aydın’da okul karıştı: Öğrenci ve veliler gözaltında
CHP'nin ret oyuna rağmen engel aşıldı: Aydın'ın 17 ilçesine müjde
Aydın’da bir dilin 100 yıllık yolculuğu
Karacasu'da yürekler dağlandı: Ataköy'de dayı-yeğen aynı kaderi yaşadı
Aydın'da köklü değişim: 17 ilçenin müdürü değişti
Kuyucak'ı üzen ölüm: Mesaiye gitmek için evden çıktı hayatını kaybetti
Aydın'da indirim kaosa dönüştü; 5 yaralı
Oğlunun evliliği hüsranla bitti: Aydınlı anne pazarda borç mücadelesi veriyor
Resmi İlanlar