Bayramımız var Bakanlığımız yok!

Gemi acenteleri yaptıkları anlaşmalarla, deniz taşıt ve araçları ile yolcu ve yük taşımalarında gemi sahibi, kaptanı, işleticisi ve/veya kiracısı nam ve hesabına üçüncü kişi ve kuruluşlara karşı hak ve menfaatlerini tayin edilen bölge içinde koruyan ve bunun karşılığında ücret alan kişi ve kuruluşlardır.
Yani sözün özü, gemi acentesi yukarıda bahsedilen kişi/kurumların yasal temsilcisi, vekilidir. Tabii bu temsil sınırlı sorumluluk ile birlikte, yukarıda bahsedilen şahısların kabahatlerinden dolayı acenteye direkt yasal sorumluluk yükleyemez (acentenin kusuru olmadığı sürece). Gerek resmi gerek özel firmalar tarafından izafeten yasal yollara başvurulabilir.
Çalışma hayatı zordur ama işin içine denizcilik sektörü girince iş yükü daha da artıyor. Gemi acenteleri çalıştığı iş ve yüklendiği misyon sebebiyle hızlı ve pratik çözümleme yapan kurum ve kişilerle diyalog elçisi olacak misyonlara sahip olmalıdır. Meslek gereği yerli ve yabancı gemilere hizmet verildiği için güzel dostlukların da olduğu bir ortamda çalışmak gerçekten çok zevkli ama bir o kadar da yorucu. Uyku yok, hasta olmak yok, en son ne zaman yıllık izin aldığını hatırlayamayan çalışanlar var…
Bu konuda efsane çalışan bir ekip vardı. İstanbul piyasasının en hızlı ve en pratik adamı Cemil diye bir arkadaşımız da bu ekipteydi. Kendisi iş bitirme konusunda hayatımda tanıdığım ender kişiliklerdendir. Ben okullu o ise alaylı. İlk tanışmamızda kendisi bana yaşının büyük olduğunu ve kendisine “Cemil abi” diye hitap etmemi söyledi. Sonuçta o zamanlar çömezlik dönemimizdi… Araba ile Avcılar gümrüğüne doğru giderken direksiyona vurarak, “Bir zamanlar çok zengindik, babam iflas etti. Şimdi bu işi yapıyorum” dedi. Ben de daha İstanbul’u taşı toprağı altın sanan naiflikte olduğum için üzüldüm tabii. Zamanında o kadar zenginken, şimdi gemi acenteliği yapmasın büyük bir düşüş olduğunu düşündüm. Ferrari binerken Clio sürmeye mecbur kaldığı için bir hüzün sardı. Anlattı, beni kendisine inandırdı. Ertesi gün merkezde çalışan iş arkadaşlarıma “Cemil abi için çok üzüldüm” dedim onlar da “seni de mi kandırdı” diye güldüler. Ben aldırış etmedim tabii, yine de Cemil abime inandım. Birlikte gemilere gittiğimizde Cemil abiciğim geminin kaptanı ile konuşurken adeta bir uzak yol kaptanı gibi konuşup, karşısındaki meslek uzmanını bile şaşırtıyordu. Kendisine “Cemil kaptan” diyen de oldu “Cemil abi” diyen de :)
Bir gün Denizcilik Müsteşarlığı mükemmel bir kararla, tüm gemi acentelerine, profesyonelliğe geçiş amacı ile Acente Yetki Belgesi ve Kartı çıkarma zorunluluğu getirdi. Ben merkezde çalışıyordum. Cemil abimin evraklarını istedim. O da “telefonda gönderiyorum ufaklık” dedi. Evrakların içinde en çok merak ettiğim tabii ki doğum tarihiydi… Bir baktım benimle aynı yaşta! 4 ay boyunca anlattığı her şeyin tatlı bir yalan olduğunu o anda anladım. Beni tüm anlattıklarına inandırdığı gibi aynı zamanda kimseye kulak asmamamı da sağlamıştı. Hemen kendisini aradım, “Efendim ufaklık” diye açtı telefonu. Ben de durur muyum, elimde artık kanıt var! “Ulan Cemil” dedim, hemen kısık bir sesle “sen de mi öğrendin” dedi. Tabii sonra Cemil abi artık benim için bir Cemil oldu.
Böylece daha önceleri her önüne gelen Gemi Acenteliği yapamayacağı ve bu mesleğin yerel ve ulusal anlamda daha profesyonel kişiler tarafından yapılması gerektiği, mesleğin de geliştirilmesi için devletin imkânlarının kullanılacağı anlamına geliyordu. Ben denizcilik mezunu olmam sebebiyle Cemil’in müdürü konumuna geldim tabii… Mesleğin en önemli kısmı araba sürmek ve ben onu da bilmiyordum. Mesleki konularda tüm gelişimim her daim minnet borçlu olduğum çok kıymetli ve değerli dostum Savaş Şeker’e borçluydum; bana telefonda tüm işleri öğreten, gerektiğinde benimle birlikte gemi evraklarını beklerken arabada uyuyan Savaş'a. Hatta benim uyuyakaldığım olmuştur Savaş’ın olmamıştır…
Gemi Acenteliği gerçekten zevkli ve devamlı aktif olunan bir meslektir. Üniversite sınavı tercihleri yaparken Tercih yapacak kardeşlerimizin her zaman denizcilik mesleği ile ilgili de bir araştırma yapmalarını isterim. Gerek karada gerekse denizde gerçekten yapılan işler özveriyle yapılıyor ve maddi manevi her zaman güçlü oluyorsunuz. Maceralı olduğu kadar da benim gözümde çok mukaddes bir meslektir. Bazen arkadaşlarla eski günleri yâd ederiz. Gözlerimizdeki mutluluğu o an görmeniz gerekiyor. En tehlikeli durumlar bile komik oluyor. Deprem olurken birisi arıyor ve diyor ki “geminin çantası ne oldu?”. Karşıdaki de diyor ki “deprem oluyor binayı boşaltıyoruz”. Arkadaş da ısrarla “ya tamam anladım da geminin çantasını yetiştiremezsek asıl deprem o zaman olacak” diye ciddi bir telkinde bulunuyor :)
Genç kardeşlerimizin üniversite tercihleri denizcilik olursa hem ülkemiz adına hem de ulusal sularda söz hakkımız olacak ve denizcilik sektöründe bilgi sahibi insanlarımızla daha ileri seviyelere çıkacağımızdan eminim.
Selam olsun Solmaz Gemi Acenteliğine...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih ÖZMEN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aydın Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Erhan Şahin - Ülkemizin üç tarafı denizlerle kaplı kısacası yarımada ülkesiyiz, ayrıca iki boğaza hakimiz, garantör olduğumuz ada ülkemiz yavru vatan Kıbrıs'ımız var, dünya gemi ticaret yollarının yoğun olduğu, askeri operasyonların yoğun olduğu, denizlerimizden enerji hatlarının çokça geçtiği, dört mevsim yaşayabilen ender ülke olmamız ve sıcak denizlerimiz mavi bayraklı sahillerimiz olması hasebiyle de turizm cenneti halinde bir ülkeyiz ancak denizcilik bakanlığımız yok. Yıllar önce bu bağlamda çokça girişimler oldu ancak en son Kemal Derviş beyin ekonomi bakanı olduğu yıllarda iş yine masada kaldı. Denizlere hakim olan milletler ve devletler her dönemde dünyada sözü geçen siyasi ve askeri otorite olmuş devletlerdir. Geçmiş ve günümüzde bunun bir çok örnekleri mevcuttur. Unutmayalım ki denizci doğulmaz denizci olunur. Tarihinde en büyük deniz zaferleri kazanmış, deniz aşırı ülkelere hükmetmiş millet olan bizler, tarihten ve atalarımızdan feyz alarak denize ve denizciliğe tekrar önem verip çalışmalar yapabilirsek dünya arenasında geçmişteki gibi tekrar güçlü gelişmiş devler - milletler kategorisine çıkmış oluruz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Temmuz 14:20


Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?