Her yerde seçim atmosferi. Gündem, tartışmalar, vaatler ve karşılıklı suçlamalar… Sanki hayatın tüm dengesi sandığa indirgenmiş gibi. Oysa seçim, yalnızca bir sonuçtur; asıl mesele, o sonuca giden yolda sergilenen duruş ve o koltukta oturulan süre boyunca gösterilen sorumluluktur.
Siyaset, doğası gereği geçicidir. Bugün güçlü olanın yarın yerini daha iyisine bırakması, aslında demokrasinin en temel kanunudur. Ne var ki günümüz siyasetinde en büyük sorunlardan biri, koltuğun bir emanet olduğu gerçeğinin unutulmasıdır. Makamlar, hizmet için vardır; fakat çoğu zaman hizmet, yerini koltuğu koruma refleksine bırakır. Bu da siyaseti bir yarıştan çok, bir tutunma mücadelesine dönüştürür.
Oysa gerçek liderlik, yalnızca seçilmeyi değil, seçilmemeyi de olgunlukla karşılayabilmeyi gerektirir. Sandıktan çıkan sonuç ne olursa olsun, onu hazmedebilmek; halkın iradesine saygı göstermek, demokratik kültürün vazgeçilmezidir. Bugün dünya genelinde ve ülkemizde yaşanan birçok siyasi gerilim, aslında bu hazım eksikliğinin bir yansımasıdır.
Bir diğer önemli mesele ise, görev süresi boyunca sergilenen adalet anlayışıdır. Gücü elinde bulunduranların çevresini kayırması, makamın sunduğu imkanları belirli gruplara dağıtması, kısa vadede bir bağlılık yaratabilir; ancak uzun vadede ciddi bir güven erozyonuna yol açar. Çünkü toplum, adaletin zedelendiği yerde er ya da geç hesap sorar. Bu hesap her zaman mahkeme salonlarında değil, bazen sandıkta, bazen de toplumsal hafızada görülür.
“Ne ekersen onu biçersin” sözü, siyasetin belki de en yalın özeti. Bugün atılan her adım, yarın bir karşılık bulur. Şeffaflıkla, adaletle ve samimiyetle yönetilen bir süreç, sahibine itibar olarak geri dönerken; çıkar ilişkileriyle örülmüş bir yönetim anlayışı, günü geldiğinde ağır bir sorgulamaya dönüşür.
Siyaset bir güç oyunu değil, bir sorumluluk alanıdır. O koltukta oturulan süre boyunca yapılanlar kadar, o koltuktan nasıl kalkıldığı da önemlidir. Dimdik durabilmek, geriye dönüp bakıldığında hesap verebilecek bir vicdana sahip olmak, gerçek başarının ölçüsüdür. Çünkü koltuklar geçicidir, ama bıraktıkları iz kalıcıdır.